• 30 Kasım 2020, Pazartesi 8:48
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

HAREKET ÜSTÜNE HAREKET

CHP eski milletvekili  Muharrem İnce, partisi ile ters düştü.

Tam 2.5 yıldır verip veriştiriyor partisine.

Parti yönetimini kendisine karşı komplo kurmakla suçlayarak yola çıktı. Sonra belli aralıklarla, Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedefe  koyarak ağır eleştiriler yaptı.

CHP’de yapılan son kurultayda Muharrem İnce ilgi görmedi. Bu onun için büyük bir  siyasi itibar kaybıydı.  Tabi İnce bunu hazmedemedi.. Sonunda eleştiri dozunu artırdı. Fakat ayar bozuk ve ölçüsüzdü.

Kalktı, “Ben Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 10 milyon oy almış bir siyasetçiyim” dedi..

Yani bu sakat anlayışı  göre seçmen CHP’ye değil, Muharrem İnce’ye oy vermiş oluyordu.

Muharrem İnce ve 10 milyon oy..

En büyük yanlışı İnce ilk önce burada yaptı.. Yani 10 milyon oyun kendisine verilmiş olduğunu söylemekle.

Kurumsal olarak CHP Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy alamamış ama Muharrem İnce tek başına meydana çıkıp, 10 milyon oy toplamış oluyor.

Muharrem İnce’nin halet-i ruhiyesi böyle olunca ve çok yükseklerden uçunca, CHP yönetimi kendisine karşı tavır almakta gecikmedi. Esasen doğal olan da buydu.. Aidiyet diye bir şey var.. Kim ne iş yaparsa yapsın, hangi görevde bulunursa bulunsun mensubu olduğu kuruma karşı sorumlulukları olmalı. Bu biraz da haddini bilmekle ilgili bir mesele olsa gerek.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce en son bir adam daha atarak, “Memleket Hareketi” diye garip bir teşübbüste  bulundu.

Yaptığı neydi?

Memleketi dolaşarak, halkla bir araya gelecek ve  sözüm ona dertleşecekti.

Ne için yapacaktı bunu?

CHP adına mı yapacaktı, yoksa kendisini parlatmak için mi?

Şüphe yok ki kendisini parlatmak için yapacaktı..

4 Eylül’de Sivas’tan başladı memleketi dolaşmaya... Lakin kalabalıklar değil, 20-30 kişilik küçük kalabalıklar karşıladı kendisini. E.. Günümüz siyasetinde kalabalık toplayabilmek daha çok para işiydi ama onda da para yoktu. Arkasında paralı adamlar da yoktu. Çünkü, “Memleket Hareketi”nde ışık yoktu, umut yoktu. Olsa, milyonlarca dolar basardı siyasetten istifade ederek  köşeyi dönenler, biti kanlanan adamlar.

Otobüsün yakıtı bitti.. Muharrem İnce’nin de yakıtı bitti.. “Memleket Hareketi” öbür tarafa çabuk gitti.

Keşke Muharrem bey gurur ve kibrine yenik düşmeden, CHP ile siyasi yolculuğunu sürdürebilseydi.

Bundan sonra ne olur?

Bundan sonrasını zaman gösterecek. Fakat olsa dahi çok zor olacağı kesin..

BİR HAREKET’TE MUSTAFA SARIGÜL’DEN

Eski SHP’li, CHP’li, DSP’li  Mustafa Sarıgül’de parti kuruyor.

Sarıgül’gün başlattığı hareketin adı “Türkiye  Değişim Hareketi”

İddialı bir ad..

Bunun için en başta hiç bir defosu olmaması gereken  lider lazım, lider kadrolar lazım.. Makyajdan eskimiş yüzler değil, canlı ve diri yüzler lazım.. Daha bir  sürü “Olmazsa, olmaz” lazım..

Mustafa Sarıgül, 1987 yılında SHP’den milletvekili seçildi..

Meclis’te ve partide bir takım görevlerde bulundu..

Milletvekili kimliğinin yanısıra özel zaafları ile de gündeme geldi.

Siyasi hırsı müthişti.

CHP’de Deniz Baykal gibi siyasi geçmişi çeşitli mücadedeler içinde geçen bir isme karşı rakip oldu. Partinin  genel başkanlığı’na aday oldu. O kuruldayta Mustafa Sarıgül’ ün yumruk ve tekmeleri de konuştu.Sadece CHP’liler değil, kamuouyu onun bu kavgacı kişiliğini o zaman  yadırgadı.. Ama Türkiye’nin entelektüel  kesiminin en fazla olduğu ilçelerinden birinde, Şişli’de de yıllarca belediye başkanlığı yaptı.

SHP,

CHP,

DSP..

Mustafa Sarıgül bir ara bir parti’de kurdu.. Adı Türkiye Partisi mi ne? Öyle bir şey olacaktı. O yıllarda CHP’nin başındaki taze genel başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu kendisine CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  adayı olmasını önerince, yelkenleri suya indirdi Sarıgül  bu  adaylık teklifini hemen kabül etti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanacak ve oradan da “Hop” diye paraşütle inecek ve  Kılıçdaroğlu’nun koltuğuna oturacaktı. Muhtemelen böyle düşünmüş olmalıydı. Ayrıca bunun Türkiye’de  örneği vardı.. O örnek o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’dı.

Fakat, hesap yanlıştı ve Bağdat’tan döndü.

Çünkü, her şeyden önce Mustafa  Sarıgül bir Recep Tayyin Erdoğan ayarında değildi.. Arada çok büyük ayar farkı vardı.. Kuyumcu ağzı ile ifade edelecek olursa.. 8 Ayar  gibi, 22 ayar gibi. Adamına göre değişir ayar farkı.

Sarıgül; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde, Kadir Topbaş’ karşı seçimi kaybetti.

Kaybetti ama çekilmedi.. Siyaset onun için bir meslek haline gelmişti ve hayatındaki öncelikti. Sonra nasıl oldu kimse bilmez ama parası da oldu galiba. Gerçi  önceleri kendisinin ticari hayatı da olmuştu.

Diğer taraftan evlilikleri ve zaafları  ile de  magazin gazetelerinin sayfalarında  göründü.

Yıllarca Şişli’de belediye başkanlığı yaptı.

Ekrem İmamoğlu’na karşı hiç bir şansının olmadığını bildiği halde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu en son..Herhalde 40-50 bin kadar bir oy aldı, kullanılan milyonlarca oyun içinden.

Enteresan.. Mustafa Sarıgül Aralık ayının 3. Haftasında kuracağı partinin adını açıklayacakmış..

İnce ile Sarıgül arasında fark var mı?

Elbette var..

O da şu.. İnce’de para yok ve para bulamaz.. Sarıgül’da para çok ve üstelik istediği kadar daha bulabilir.

Siyasetin sol tarafında hareket üstüne hareket...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık