• 16 Aralık 2019, Pazartesi 9:12
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

EZBER BOZAN BİR VALİ

Gençlik yıllarında başladığımız bu meslekte çok vali gördük.

Tanıdığımız ilk vali İhsan Tekin’di.

Tekin,  gür ve çatık kaşlı, sert görünümlü ve yüzü gülmeyen bir insandı.            

İnsanların içine girmezdi. Esasen insanlar da onunla bir araya gelmeye ve konuşmaya pek cesaret edemezlerdi. 1960 darbesinde, darbecilere yakın olduğu söylenirdi. Fakat o Süleyman Demirel’in ilk başbakanlık yıllarında vali yapılmıştı.

Sonraki yıllarda bir çok vali gördük.

Kendisini vali yapan iktidarın memuru ve il başkanı sanan valiler oldu. Valilik makamının yalnız iktidara mensup insanlara açıldığı yıllar oldu. O valiler devletin ve herkesin valisi olduklarını unutarak “durumdan vazife çıkardı” ve siyasetçi gibi çalıştılar. Mesela, kendilerini vali yapan iktidar partisinin az oy aldığı ve zayıf olduğu ilçelere “üvey evlat” muamelesi yaptılar. Bu olayı genellemek insafsızlık olur. İstisna örneklerin az da olsa bulunduğunu söylemek lazım.   

Mesela; Kemal Katıtaş,

Ondan önce valilik yapan Lütfü Tuncel,              

Necati Çetinkaya,

İhsan Dede,

Ahmet Kayhan,               

Aydın Nezih Doğan hatırlayabildiğimiz farklı yani istisna valilerdi.

Bu zincirin en son halkası ise mevcut vali Cüneyit Orhan Toprak’dır.

Konya’da Cumhuriyet’in lik yıllarından itibaren görev yapan valilerin karşılaştıkları ve kaçamadıkları bir olay var.

Peki o ne?

Önemli olsun ya da olmasın, kamuyu ilgilendirsin ya da ilgilendirmesin en küçük bir olay karşısında bile içerden ve dışardan belli çevrelerin eleştiri ve saldırılarına  muhatap kalmış olmalarıdır. Konya’da böyle olayları yaşamayan ve başına böyle işler gelmeyen vali ne yazık ki yok.           

Aslına bakarsanız bu eleştiri ve saldırıların hedefi devleti yönetenlerdir.          

Bize göre devletin şahsında valiler dövülüyor.

Bir bakana, bir başbakana, bir Cumhurbaşkanı’na itiraz edenler, yönetime karşı çıkanlar bu il’in valilerine saldırıyor. Tabi bir de geçmişte Konya’nın sırtına haksız bir şekilde yüklenen “Gerici, isyancı” yaftası var. 1920 yılında Çumra’da meydana gelen “Delibaş İsyanı”nın, faturasını Konya’ya kesen güruh hemen harekete geçiyor. Arkasına kendisi gibi 500 tane deliyi takan birisinin devleti zaafa uğratması hiç mümkün olabilir mi?

Demem o ki yerel ve ulusalda bu işin sevdalıları olan kesim, devlete vuramayacaklarını anlayınca devletin temsilcisi olan valilere saldırıyor. Bu manasız ve mantıksız saldırılardan son olarak vali Cüneyit Orhan Toprak’da hissesine düşeni aldı.       

Bilinen o iki olayı ayrıntıya girmeden yineleyelim..

Vali oturma şeklinden dolayı bir gazeteciye ters yapmış.

Vali camiye galoşla değil, ayakkabıyla girmiş.

Geçin bunları. Bunlar sorumluluk sahibi bir valiyi eleştiri sebebi olamaz.

Vali bey ayrıca çıktı ve bu iki konuda da gerekli açıklamaları yaptı. Camiye ayağında ayakkabı ile değil, galoşla girdiğini de herkes gördü. Ama bunun niye haber konusu yapıldığının sebeplerini anlattık epeyce.”Devlete saldıramıyorsan, devletin valisine saldıracaksın.”  Bu çarpık anlayış bayatladı ve can sıkmaya başladı artık.

Kaldı ki bugün Konya’da ezberleri bozan, ceberrut anlayışla örülen devlet duvarlarını yıkıp geçen bir vali var.

“Nasıl?” diyeceksiniz.

Şöyle..

Vali Cüneyit Orhan Toprak gülmeyi ve konuşmayı biliyor.

Gülmesini ve konuşmasını bilen insandan korkmayacaksın.

Vali Cüneyit Orhan Toprak bu şehirde “devletin gülen yüzü” oldu.

Hatırlayın bazı valiler hep aksi ve asabi olurdu. Suratları asık olurdu. Fazla otoriter olurdu. “Büyük olmasa da, küçük dağları ben yarattım” havasında olurdu. Halka ters yapardı. Halkla görüşmez ve halktan kaçardı. Bu ilde son yıllarda görev yapan bazı valilerin kapısından içeriye girmeyen/giremeyen basın mensupları ve insanların olduğunu unutmamak lazım.        

Cüneyit Orhan Toprak’ın makam kapısı herkese açık.

Valilik binasının önünden geçen Zehra Teyze, Mehmet Amca isterse valilik binasından içeriye girerek, “çat kapı” vali beyi ziyaret edip çayını, kahvesini içebiliyor. Derdini anlatabiliyor. Eskiden böyle bir kabul şekli yoktu. Bırakın normal insanları, hatırlı insanlara bile aylarca randevu verilmezdi. Verilse bile “Ne konuşacan, Ne söyleyecen, ne isteyecen, konu ne?” diye bir sürü sıkıcı soru sorulurdu.            

Vali bey önceki bazı valiler gibi konuttan makama, makamdan konuta gidip gelmiyor sadece. İş yerlerini ziyaret ediyor. Sanayileri ziyaret ediyor. Eli yağlı, kirli çırağın, kalfanın, ustanın elini tutup “Nasılsın birader? İşlerin nasıl gidiyor?” diye, soruyor.

“Konya beni hiç yormuyor. Aksine büyük enerji veriyor” diyen vali Cüneyit Orhan Toprak, maiyetindeki memur, müdür ve idarecilere de halka iyi davranmaları konusunda sıkı talimatlar veriyor.

Öte yandan “Ben devletin bayrağını, asaletini temsil ediyorum. Devlet eğilmez. Ben devletinde haklarını korumak zorundayım. Ben önemli değilim. Önemli olan devlet, bayrak ve insanlar” diyen bir vali var yıllar sonra Konya’da.

Cüneyit Orhan Toprak bu tarzından dolayı ezberleri bozan bir vali oldu.

Olayın devlet ve halk tarafında da çok hassas ve bilinçli hareket ediyor.           

Eleştiri, saldırı takma kafanı bunlara. Esas bu ülkede yıllardır “Mangalda kül bırakmayanlar” geriye dönüp, ne yaptıklarına baksınlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık