• 19 Ekim 2020, Pazartesi 8:57
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

EKMEK

Ulusal kanallardan birisinin bilinen  haber spikeri yaşlı kadına yaklaştı.

Yaşlı kadın bir çöp bidonun yanına oturmuş, çöpe atılan ekmekleri topluyordu.

Topladığı ekmeklerin küflü kısımlarını parmaklarıyla kopartarak temizledikten sonra yanında getirdiği kendisine göre temiz bir torbaya koyuyordu.

Olay kesinlikle mizansen değildi.

TV kanalı da muhalif bir kanal değildi.

Yılların haber spikeri yaşlı kadına mikrofonu uzatarak ona ne yaptığını sordu.

Kadıncağız ekmek topladığını ve topladığı ekmekleri yemek için evine götüreceğini söyledi.

Spikerin bu durumdan etkilendiği ve çok üzüldüğü her halinden belliydi.

 “Teyze kimin kimsen yok mu? Senin diye sordu.

Gururu  daha fazla incinen kadıncağız soruya cevap veremedi ve titriye titriye ağlamaya başladı.

Onun “Teyze kimin kimsen yok mu?” sorusuna verdiği cevap göz yaşlarıydı. Başka cevap veremedi. Cevap, gözyaşları ve dramdı.Üstelik ülkede bu dramı yaşayan tek insan da kendisi değildi.Sonra kadıncağız ensar, muhacir ve mülteci dediğimiz birisi de değildi. Enteresan ama onlar daha iyi  ve çöpten ekmek arayanlarını da görmedik.

Bu ülkenin şehirlerinde, caddelerinde, sokaklarında evine götürmek için çöp bidonlarında ekmek arayan  yüz binlerce insanın olduğu maalesef  biliniyor.

En çok ekmek arıyorlar.

Sonra..

Sebze arıyorlar, meyve arıyorlar.

Giyecek arıyorlar, yakacak arıyorlar.

Ekmek bulurlarsa ekmeği, sebze bulurlarsa sebzeyi, meyve bulurlarsa  meyveyi  temizleyerek yanlarında getirdikleri poşetlere koyarak evlerine götürüyorlar.

Semt pazarlarının dağılmasını bekleyenler de var.

Pazar dağılır dağılmaz tezgahların kenarına atılan sebze ve meyveleri toplayarak evine götürenler o gün kendisini kazançlı sayıyor. “Allah’a şükür bugün de karnımız doydu” diyor. Peki yarın? Yarın yok.. Çünkü yarın ne olacağını bilmiyorlar.Bir şeyler bulurlarsa yiyecekler, bulamazlarsa yatağa aç girecekler.

Onların istediği çok şey değil.

Sadece ekmek..

Ekmeği bulurlarsa Allah’ şükredecekler.

Eskiler “Ekmek aslanın ağzında” derdi.

Sonra “Ekmek aslanın midesinde” demeye başladılar.

Dediler ama ortada aslan falan kalmadı.

Velhasıl yukarıdaki örnekte anlattığımız insanlarımız için ekmek  daha çok zorlaştı.

İnsani değerlerimizi kaybetmeye başladık.

Vicdan kaybına uğruyoruz.

Hassasiyetlerimiz, “Bizden olan, bizden olmayan”  terazisi ile şekil alıyor.

Şayet bizdense koy sepete.

Bizden değilse gitsin, gideceği yere.

Bu ülkede bu yolu vakıflar, dernekler, cemaatlar açtı.

Siyasette “Durun!..” diyemedi bu duruma. Üstelik siyaset zamanla  puan toplamak ve iktidar olmak adına ayak  uydurdu sosyal  devlet anlayışını yerle bir eden bu duruma.

Sosyal devlet,

Vatandaşlar arasında eşitlik,

Devletin imkanlarından aynı ölçüde faydalanmak,

Gelir dağılımında adalet,

Yoksulu korumak,

Geçmişte olmadığı gibi, günümüzde de olduğu söylenemez.

Peki ne var?

“Bizden olanlar, bizden olmayanlar” var.

Dün de böyle değil miydi?

Demem o ki; bugünü eleştirenlerin dünü de bilmesi, bilenler varsa hatırlaması lazım.

Bu gerçeğe rağmen günümüzde bir kaç  “Tık” daha ileri gidildiği düşünülebilir,

O ne?

O şu: “Bizden olsun  isterse çamurdan olsun..”gibi bir şey.

Yani, yanisine gerek yok. Keşke bu büyük yanlışa hiç düşülmemiş olsa.

Yazıya ekmekle başladık.

Ekmekle bitirelim.

Bu ülkede ekmek israfı ile ilgili istatistiki bilgiler şayet doğruysa her gün 50 milyon ekmek çöpe atılıyor.

Parçalar halinde vebütün  halinde çöpe atılan bu ekmekleri değerlendirmek fazla zor olmamalı.

Devlet bu işe öncülük yapabilir.

İllerde valililkler, belediyeler öncülük yapabilir.

Dernekler, vakıflar, cemaatlar öncülük yapabilir.

Konutlarda, sosyal tesislerde, otellerde, sağlık kuruluşlarında, işyerlerinde tüketilmeyen ve ihtiyaç fazlası olan ekmekler çöpe atılmadan yerinde ekmek olarak toplanarak aç ve açıkta kalan ve çöp bidonlarında ekmek arayan insanlarımıza uluştırılabilir.Bu kesinlikle zor  bir iş değil.

Çocukluğumuzda islami anlayış gereği bir pirinç ve nohut büyüklüğündeki ekmek kırıntıları günah olmasın diye sofradan toplar ağzımıza atardık. Şimdi her gün 50 milyon ekmeği çöpe atıyoruz hacı efendiler, hoca efendiler. Üstelik çöpten ekmek toplayarak karnını doyuran yüz binlerce insanımız var iken. Ne ara ve nasıl böyle olduk? Nasıl bu hale geldik? Sizlerin artık yüzlerce  ekmek ve yemek çeşidinden oluşan lüks ve pahalı sofralarınızda  yoksullar ve çöpten ekmek toplayan insanlar aklınıza gelmiyor  olabilir mi?

Yoksa yüce yaradanın size “ Ye ya kulum..” yoksul ve çöpten ekmek toplayan insanlara da “Dur ya  kulum..”  diyebileceğini falan mı sanıyorsunuz? Ya da kendinizi becerikli ve şanslı kullar olarak mı görüyorsunuz? Söyleyelim: Her ikisi de çok yanlış ve Allah’ın hükümlerine aykırı.

Sonuç: Bu ülkede her gün 50 milyon ekmek çöpe atılıyor ve yüzbinlerce insan da o ekmekleri toplayarak karnını doyurmaya çalışıyor. Bu israf önlenebilir. Yerinde ve kaynağında da ihtiyaç sahiplerine sağlıklı bir şekilde ulaştırılabilir. Sonra yurt içinde para toplayarak Afrika’nın adı sanı duyulmayan ülke insanlarına kurbanlık ikram eden, su kuyusu açan çok sayıda hayırsever dernek var. Bu dernekler islami hassasiyet çerçevesinde hayır yapmayı seviyorlarsa  çöpten ekmek, yiyecek ve giyecek toplayan kendi insanlarımızı da hatırlasalar iyi olmaz mı?

Ulusal bir kanalın haber spikeri çöpten ekmek toplayan yaşlı kadına sordu: “Teyze kimin, kimsen yok mu?”

Kadıncağız titreye titreye ağladı.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık