• 30 Mart 2020, Pazartesi 9:11
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

CORONADA ÖNGÖRÜ YOK

ÇİN’e, Aralık  2019’da girdi.

İTALYA’ya, Şubat 2020’de geldi.              

Şubat ayında  dünyanın  ekonomileri  en gelişmiş ülkelerinde kendisini göstermeye başladı.

Avrupayı sardı. Almanya, Fransa, İspanya, İngiltere, Hollanda derken, Rusya’ya geçti. Bu ülkelere gelmeden önce ÇİN’den gelirken İRAN’a girdi ve bu ülkede üç bin civarında can aldı.

Eş zamanda dünyanın süper gücü Amerika’ya da girdi. 

Amerika’da da  an itibariyla 1000’in üzerinde  can aldı.  

Anlaşılan o ki; Corona virüsü  zengin ve fakir ülke ayrımı yapmıyor. Zengin ve fakir insan ayrımı da yapmıyor. Bu virüs İnsanlık alemi için süper bir tehdit olma özelliğine sahip ve bugün 200 ülkeye hakim olmuşu vaziyette.

Dünyada  2.5 milyar insan coronadan dolayı tecrit altında.

Bu dünya nüfusunun yaklaşık 1/3’üne tekabül eden bir sayı.

Ülkeler  son  100 yılın bu en tehlikeli salgını ile mücadele edebilmek için her türlü ekonomik ve sosyal önlemleri alıyor. Bu konuda   sadece  iki ülkeden örnek verelim : AMERİKA, virüsle mücadele liçin 1 trilyon dolar para  ayırırken, Almanya 756  milyar euro  ayırdı. Bu paraların bir kısmı  virüsle mücadele için kullanılırken, bir kısmı da bu ülkelerin vatandaşlarına hibe olarak verilecek.

Mesela; Amerika yönetimi üç ay boyunca her ay  kendi vatandaşına 1000 dolar vereceğini, Almanya ise üç ay boyunca  kendi vatandaşının gelir durumuna bakarak her ay  9000-15.000 euro arasında para hibe edeceğini açıkladı. Niye? İyi  yesinler, iyi beslensinler, sağlık harcamalarından kısmasınlar ve  küresel salgından en az zararı görsünler, diye. Bizde,” vatandaşa 1000 lira verelim mi, vermeyelim mi “ diye, düşünüyoruz. Düşünüyouz..! Çünkü, “Etimiz, budumuz belli” Amerika ve Almanya ile kıyaslanmamız mümkün olmadığı gibi, bir çok ülke ile de bu anlamda kıyaslanmamız imkansız.               

TÜRKİYE NE YAPTI, NE YAPIYOR?

Küresel  salgının dünyayı ne zaman terk edeceğine  dair kesin bir öngörü yok.

Süper güç Amerika corona virüs salgınının 1-2 yıl sürebileceğini öngördü.

Diğer bir süper güç Rusya bu konuda  çelişkili tarihler veriyor.

Diğer gelişmiş ülkeler İtalya, Almanya,Fransa, İspanya, İngiltere de aynı şekilde virüsün ne zaman sona ereceğine dair bir öngörüde  bulunamıyor.

 Şimdilik bilinen bu virüsün dünyada hızla  yayılarak devam edecek olması.

Türkiye’de de bu konuda bir öngörü yok.

Bilinen tek gerçek var o da  salgının aylarca sürecek olması.

Bunu nerden anlıyoruz: Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk daha dün 30 Nisan’da okullarda uzaktan eğitim takviminin sona ereceğini açıkladıktan sonra, bu sürecin uzatılabileceğini söyledi ve şöyle dedi :  “ B ve C planlarımız var. Önümüzdeki Eylül ayı geçtiğimiz Eylül ayından farklı olacak.” Bakan bey yeteri kadar açık konuştu. Başka  ne desin adam?

Esasen devletin zirvesi de sürecin uzayabileceğini biliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı biliyor.    

Sayın Sağlık Bakanı biliyor.

Diğer bakanlar biliyor.  

İllerde valiler ve yerel yöneticiler biliyor.

Üniversite yöneticileri, hastane  yöneticileri  biliyor.

Duyarlı vatandaşlar biliyor.

Devletinin, ülkesinin ve insan sağlığının kıymetini bilen insanlar da bu sürecin uzayacağını tahamin ediyor.

TÜRKİYE’yi yönetenler bunu bildikleri için virüsün ülkemizde görülmesiyle birlikte önlem üstüne önlem almaya başladı.

Devlet ilk önce temizlik ve hijyen konusunda vatandaşlarını uyararak işe başladı.

Temizlik ve insanlarla temas noktasında açıklama üstüne açıklama yapan yetkililer  daha sonra, “Evde kal. Evimizde kalalım. Hayat eve sığar” diyerek, insanlar arasında teması en düşük seviyeye indirmeye çalıştı.

Kamuda ve özel  sektörde “Esnek Çalışma Modeli” ile virüsle mücadeleye girdi.           

Virüsün yayılmasının  önüne geçmek için şehir içi ve şehirler arası  toplu ulaşıma sınırlama getirdi. Yurt dışı uçak seferleri tümüyle iptal edildi. Yurt içinde sadece 14 ile uçak seferlerine o da  belli şartları yerine getirmek suretiyle izin verildi. Alınan  bu önlemlerin amacı, insanlar, şehirler ve ülkeler arasındaki temasın minimuma indirilmesi. Aynı şekilde sokaklardaki insan hareketinin minimuma indirilmesi. Yani “Evde kal.Evimizde kalalım.”Mümkün  olduğu kadar tam izalosyon.

Öte yandan devlet yerel yönetimleri, özel  sektör ve insanları bu  süreçte aldığı önlem paketleri ile rahatlatmaya çalışıyor. Bu  konuda küçük bir eleştiri yapalım: Temel mal ve hizmetlerde verginin  indirilmesi ve enerji faturalarının devlet tarafından karşılanması lazım. Devlet vatandaşı ve firmaları fonlarken alacağından vazgeçmiyor. Sürekli borçlandırıyor. İşyerleri nın kapandığı ve insanların işsiz kaldığı olağanüstü süreçte  çalışma imkanı bulmayan insanlar, 3-4 ay sonra devlet tarafından  ertelenen borcunu nasıl ödeyecek?

Corona virüsünün dünyamızı  ne zaman terk edeceğine dair herhangi bir öngörü yok.  Sürecin uzaması halinde dünyanın her köşesinde ekonomik ve sosyal patlamalar yeni bir salgın türü olarak ortaya çıkacaktır.

Türkiye’yi yönetenlerin işi an itibarıyla ne kadar zor olsa da, gelecekle ilgili planlar üzerinde de çalışıyorlar, diye düşünüyoruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık