• 01 Şubat 2019, Cuma 9:28
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

CHP’DE BİTMEYEN GARİPLİKLER

Türkiye’nin en eski partisi.                          

Devleti kuran parti.           

Cumhuriyet’le aynı yaşta.                      

Atatürk’ ün partisi.                           

Tek parti döneminin partisi.                       

Tek parti döneminde, 1950 yılına kadar iktidarda olan ve ülkeyi yöneten parti.             

1970’li yıllarda Bülent Ecevit’in liderliğini üstlendiği parti. Ecevit’i başbakan yapan parti.  

Bir dönem Erdal İnönü’nün,Altan Öymen’in,Hikmet Çetin’in genel başkanlığını yaptığı parti. 

Bitmedi Deniz Baykal’ın genel başkanlığını yaptığı parti.                                

Geçmişte iktidar gören, çok uzun bir  süre de muhalefette kalan, bazen demokrasi karşıtı bazen de demokrasi havarisi kesilen bir parti.                  

Askeri darbelere tanıklık yapan, mensupları gözaltına alınan,sürgüne gönderilen ve hapishanelere atılan bir parti.                    

Bu kadar uzun bir siyasi hayat, yaşanan onca olay ve tecrübe partiye ve onun mensuplarına hiç bir şey öğretmez mi?             

Yaşananlardan, yaşanmış olaylardan hiç bir ders alınmaz mı, ders çıkartılmaz mı?        

Demek ki  geçmişte yaşananlardan ders çıkartılmamış,ders alınmamış.            

CHP dar bir eksende dönüp duruyor.                                    

Çok az partide görülen parti içi hiziplerden ve kavgalardan kendisini kurtaramıyor.        

CHP  ülkenin anamuhalefet partisi.Anamuhalefet demek, mevcut iktidarın alternatifi  demek. İktidara alternatif ve talip olan bir partinin belli bir disiplin ve hiyerarşik yapı içinde hareket etmesi icap eder. Birlik ve bütünlük içinde, tek vücut olması icap eder.                             

CHP bunu hiç bir zaman başaramadı.                                           

“Çok seslilik.Çok seslilik partide demokrasinin olduğunu gösterir” dediller.Lakin anamuhalefet Partisi’ndeki çok seslilik, kargaşa olarak,kavga olarak,düzensizlik ve disiplinsizlik olarak partiye yansıdı.  CHP’yaşanan son olaylara bir bakalım.                                                           

31 Mart 2019’da yapalıcak olan yerel seçimler öncesinde İyİ  Parti’yle ittifak yaptılar. Bunda anormal bir durum yok. Eskinin koalisyonun adı değişti, ittifak oldu. Hem her parti büyük olsun,küçük olsun kendisine yakın gördüğü ve anlaşabildiği  bir partiyle ittifak yapıyor artık. Keşke yapmasalardı.     

Neyse CHP, prematüre İyi Parti ile seçim ittifakı yaptı.                                                                         

İttifak görüşmeleri sürerken farklı sesler yükseldi partiden.                                                    

İttifak görüşmeleri anlaşmayla  sonuçlandı gene  farklı sesler yükseldi partiden.                        

İki parti arasında belediye başkan adaylarını belirleme çalışmaları sürerken de farklı sesler  çıktı partiden.                                                                                                                                                        

Bazı seçim çevrelerinde adaylar parti yönetimi tarafından belirlendi ve açıklandı. Ülkenin sayısız tecrübesini yaşamış partisi olan CHP’de ortalık toz duman.                                    

Mesela partinin İstanbul il başkanı açıklanan bir ilçe belediye başkan adayını tasvip etmediği için, il başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıkladı. Açıkladığı istifasını yedi saat sonra geri aldı.Parti yönetiminin aldığı karara saygı yok. Bu “vay benim adamım neye aday yapılmadı” istifası. Genel  başkanı bu komedi karşısında sessiz kalmayı tercih etti. Partinin grup başkan vekillerinden Engin Altay İstanbul il başkanı’nın istifa ettikten sonra, istifasını geri çekmesini doğru bulmadığını  ve başkanın istifa etmesi gerektiğini söyledi. Genel başkan yardımcısı Seyit Torun, Engin Altay’ın konuyla  ilgili değerlendirmesinin “kişisel” olduğunu söyledi. Torun’a göre İstanbul il başkanı görevine devam  etmeliydi.                                                        

Olay sadece bu değil.                                                               

CHP’deki disiplinsizlik, düzensizlik bu örnekle sınırlı değil. Başka  olaylar ve örnekler de var.        

Parti üst yönetimleri tarafından belirlenen belediye başkan adayları genellikle beğenilmedi ve tasvip  görmedi. Bunun üzerine İstanbul’da, İzmir’de,Yalova’da parti teşkilatlarından istifa eden eski yeni yöneticiler oldu. Bu istifalar sürecek gibi görünüyor. Anamuhalefet Partisi’nde önemli bir seçim öncesinde olmaması gereken olaylar oluyor. Yaşanmaması gerekenler, yaşanıyor.                                      CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayına da bu arada ayrı bir paragraf açmak lazım.Tunç Soyer’i  aday gösteren parti aklı, Soyer’in adı etrafında kızılca kıyametin kopacağını hiç düşünmedi mi? Düşünmedikleri belli. O kadar isim arasından bula bula, 12 Eylül’ün askeri savcılarından, haksız tutuklama ve hapis cezalarının altında imzası olan Nurettin Soyer’in oğlunu İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı yaptılar. Buna dayatmak da denebilir.                                             

Bir parti bu kadar mı kötü yönetilebilir.?                       

CHP, Cumhuriyet boyunca yaşadığı  olaylardan ve ülkede yaşananlardan hiç bir ders almamış.Bu dün de böyleydi, bugün de böyle. Bakın anamuhalefet olmanın kendilerine yüklediği sorumluluğun bile farkında değiller. CHP’de hal böyle olunca, iktidarlar da doğal olarak alternatifsiz oluyor.                      


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık