• 09 Aralık 2019, Pazartesi 8:50
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

  BAŞKAN ALTAY’I DİNLERKEN          

Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay önceki başkanlara göre farklı bir başkan profiline sahip.,

Başkanın yönetme tarzı, yönetim anlayışı, basınla iletişimi ve bu konulardaki değerlendirmeleri gerçekten çok farklı ve önceki başkanlara benzemiyor. Bu konuda bir örnek verecek olursak: Eski başkanlar mesela basında belediyeyi ilgilendiren haber ve yorumlar karşısında ortaya çıkardı. Taraflarla muhatap olurlardı. Gerekli gördükleri durumlarda gazetelerle ve gazetecilerle görüşürlerdi. Vakit olursa bir araya gelirler şayet vakit yoksa telefonla bir şekilde iletişim kurulur ve konuyla ilgili açıklamalar yapılırdı.

 Başkanın sadece basınla iletişim anlamında değil. Neredeyse hemen her konuda farklı bir tarzı ve anlayışı var. Anlayacağınız Uğur bey basınla iletişim dahil bir çok konuyu 2. Adamlar marifetiyle yapıyor. Başkanın bu tarzını eleştirecek değiliz. Demek ki kendisinin bildiği bir şeyler var ve böyle olması gerekiyor. Ayrıca “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi” olduğunu da unutmamak ve göz önünde bulundurmak lazım.

 Ne denebilir ki?

 Bazı durumlar karşısında başkanın tarzı yadırgansa da alışacağız.

Kimbilir belki de başkan süreçte tarzını gözden geçirebilir. Her bakımdan Selçuklu’daki Uğur İbrahim Altay olabilir.Bu şehrin insanları onu Selçuklu’da tanıdı ve öyle sevdi çünkü. Bu yüzden ordan Büyükşehir’e gelirken de kimse itiraz etmedi ve hemen kabullendi. Demem o ki hangi statü ve makamda olursa olsun, siyasetçiler yine de kendisine verilen “Siyasi krediyi” milletin istediği şekilde kullanmalı. Gazetecilik mesleğinde 7 belediye başkanının serencamını çok yakından takip etmiş ve onları öncesi ve sonrasıyla bilen birisi olarak, Uğur beyin tarz farklılığına saygı duymakla beraber böyle bir anekdotu da yazının içine koymuş olalım.

 Bazen bire bir temas ve iletişimin ne kadar önemli olduğunu ve ne kadar büyük sorunlara derman olduğunu ve işe yaradığını artık herkes biliyor olmalı. Belki zamanın birinde akla gelir ve işe yarar diye, böyle bir laf gevezeliği de yapmış olduk ister istemez. Bunu yazmayı düşünürken rüya halinde de değildik Ahmet Bilgiç bey. Hoşgörülür inşallah.

Gelelim yazının esas konusuna..

Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay geçen hafta basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bu geniş katılımlı bir basın toplantısıydı. Başkan kürsüye çıktı takır takır konuştu.

 Yeri gelmişken başkanın konuşma tarzı hakkında fikrimizi de söyleyelim. Doğrusunu söylemek gerekirse başkan iyi konuşuyor arkadaş. Konuşurken lüzümsuz, gereksiz inanın tek kelime etmiyor. Bir şeyi diyelim ki METRO’yu anlatırken, ne kadar kelime lazımsa o kadar kelime kullanıyor.Ne bir kaç kelime fazla, ne bir kaç kelime eksik. Eski Sanayi ve Karatay Sanayi’ni anlatırken de öyle. Ne kadar kelime lazım, o kadar kelime çıkıyor ağzından. Ardıçlı Sosyal Konutları’nı anlatırken de öyle. Fazla kelime yok. Ne kadar gerekiyorsa o kadar. Anlayacağınız ölçerek, biçerek ve tartarak konuşuyor. Başkan muazzam bir kelime tasarrufuna sahip. Galiba başkanın mühendis olmasından ileri gelen bir özellik bu. Refah Partisi döneminde başkanlar bu konuda bir hayli kötü örnek olmuşlardı. Mikrofonu eline alan saatlerce konuşurdu. Yerel bir hizmetten ve yatırımdan söz ederken Amerika, Japonya, Almanya, Çin’e kadar sözü gereksiz yere uzatılardı. Güya biliyorlardı bu işleri. Ama yaptıkları fazla bir şey de olmadı. Yurt dışına gittiler, gezdiler ve geldiler. Tabi onlar gezerken, belediye de ense yapıp yattı.

Uğur bey konuşurken kelimelere tasarruf gösterdiğini ve bir bir konuyu anlatırken ne kadar kelime kullanması gerekiyorsa, o kadar kullanıyor demiştik. Başkanın bir olayı anlatma tarzına, kelime tasarrufuna tam not vermek lazım. Hatta 10 üstünden, 10 vermek lazım. Temenni edelim ki kelimeler noktasındaki gösterilen hassasiyet , belediye de her alanda gösterilsin. Mesela, lüksten, israftan, gereksiz harcamalardan vazgeçilsin. Uğur başkanın esesan bunu yaptığını ve yapacağını biliyoruz. Elimizde bu konuda bilgiler ve belgeler var.

Yazıyı tam noktalayacaktık ki bir husus aklımızı kurcaladı. O da şu: Ardıçlı’da dar gelirli aileler için yapılan Sosyal Konutlar. Bu konutların müjdesi 7 ay kadar önce verilmişti. Nasıl oldu da 7 ay içinde onlarca bloğun kaba inşaatı tamamlandı? Bir de başkan sözünü ettiğimiz basın toplantısında bu konutlardan dar gelirli ailelerin ve Organize Bölgesi’ndeki fabrikalarda çalışan insanların istifade edeceğini söyledi. Ardıçlı Bölgesi nere, Organize Sanayi Bölgesi nere? İki bölge arasında 10-15 Km. Mesafe var? Organize Sanayi Bölgesi’ne daha yakın bölgelerde bu konutlar için uygun arsa/ arazı var iken, illaki niye Ardıçlı Bölgesi? Bu tercih kafa karıştırmaya başladı. Teknik Üniversitesiye yeni tahsis edilen Fırat Caddesi üzerindeki arazi örneğinde olduğu gibi Ardıçlı Bölgesinde yapılan konutların arazisine yakın, arazilerle ilgili de bir takım rant iddiaları gündeme gelmeye başladı. Uğur başkanın kulağına böyle iddialar geldi mi bilmiyoruz. Gelmiş olmalı. Uğur başkana bu şehir büyük bir siyasi kredi sağladı.

Başkan bu krediyi her alanda iyi kullanacaktır.

 Buna inanıyor ve başkana güveniyoruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık