• 08 Ekim 2018, Pazartesi 9:08
Ali RızaTABAN

Ali Rıza TABAN

ADI ÖNEMLİ DEĞİL

Ekonomide yaşanan dalgalanmanın adını tam koyabilmiş değiliz. Yaşananlar kriz mi?

Manipülasyon mu?

Yoksa spekülasyon mu?

Adı ne olursa olsun ülkede kamu zamları ile başlayan süreç, bir çok mal ve hizmette fiyat artışına sebep oldu. Zamlar peşpeşe yağarken, piyasalarda güven bunalımı ve panik havası meydana geldi. Piyasalarda sıkıntının olduğu kaçınılmaz olan bir gerçek. Elektiriğe üç ay da yüzde 33 zam, Doğalgaza konutta yüzde 21 zam, Toplu ulaşım ücretlerine zam, Sağlık hizmetlerine zam, Okul ücretlerine zam, Piyasalarda bulunan her türlü mal ve hizmete zam. Yetmedi, faizler arttı.  Sonuç yüksek enflasyon. Geride bıraktığımız Eylül ayı enflasyonu yüzde 6.3, Bu gelişmeler piyasalarda güven bunalımına sebep olurken, panik havasının doğmasına da  sebep oldu. En kötüsü bu olmalı. Yani güvensizlik ve panik. Neler olduğuna bir bakalım.. 

Ekonominin lokomotifi olan inşaat sektörü ne yazık ki durma noktasına geldi. Önemli bir müteahhit şöyle dedi bize “İnşaat firmaları iyi zamanlarında kat karşılığı aldıkları arsaları hak sahiplerine iade etmeye çalışıyor.Bununla birlikte yapım sözleşmelerini tek taraflı fesh etmeye çalışan arkadaşlar var.”

Aynı müteahhit dedi ki “Sektörün vaz geçilmezi olan hazır betoncular var.Bu arkadaşlara önceden çek verilir ve beton alım sözleşmeleri yapılır. Hazır betoncular gelen zamlardan sonra yüksek maliyetleri gerekçe göstererek, çekleri iade ediyor. ‘Bu şartlarda yapamayız, veremeyiz’ diyorlar.Demir tüccarlarında da benzer bir durum var.Onlar da önceden yaptıkları sözleşmelerin edimlerini yerine getiremeyeceklerini söylüyor.”

İnşaat sektöründe durum böyle de, diğer sektörlerde farklı mı?

Toptancı esnafı sattığı malı aynı fiyatla yerine koyamayacağından endişe ediyor. Haklılar mı, elbette haklılar. Onlar da ayakta kalmaya çalışıyor. Öte yandan sanayi sektörü haklı bir kaygının içerisinde. Artan elektirik fiyatları, doğalgaz fiyatları ve yüksek faiz sanayiciyi kara kara düşündürüyor. Tarım üreticileri de farklı değil. Ekim mevsiminin başladığı şu günlerde gübreyi üç bin, tohumluk buğdayı iki bin liradan alıyor. Artan maliyetler sonrasında çiftçinin para kazanması oldukça zor görünüyor. Perakendeci esnaf da gelen zamlardan sonra ciro yapamıyor, dolayısıyle  para da kazanamıyor. Ayrıca kamuda her türlü mal ve hizmet alımı büyük ölçüde durdu. Başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, çok sayıda kamu kurum ve kuruluşunun satın alma yetkilileri “onay yük” diyerek, firmaları ve müteahhitleri geri çeviriyor. Oysa piyasaları rahatlatmak adına, alınması,satılması gereken bir  ortamın tesis edilmesi gerekiyor. Bu gelişmelere bağlı  olarak da insanların, ailelerin geliri azalıyor. “Eridik, bittik” diyenlerin sayısında büyük bir artış söz konusu. Adı kriz olsun,olmasın. Adı manipülasyon ya da spekülasyon olsun, olmasın bir sıkıntının,darlığın olduğu gerçek.Hükümet her şeyi biliiyor. Çare orda yani hükümette. Bazı gerçekleri kabul etmek ve ona göre önlem almak suretiyle yaşanan sıkıntılar aşılabilir. Adı önemli değil. Sorun belli.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık