• 11 Ocak 2019, Cuma 9:06
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Secde Kervanına Katılıp Rahmete Ermek (3)

Ve insanların birçoğu Allah’a secde ediyor… Elbette insan, göktekilerden de değerlidir, yerdekilerden de. Hayvanlar, bitkiler bile Allah’a secde ederken, insanın secdeden uzak kalması ona yakışmaz. Üstündeki güneş, ay ve yıldızlar bile secdeye kapanırken insanın secde etmemesi onun değerini sıfırlar. Nasıl ki şeytan, Allah’ın emrine rağmen secdeden kaçtı, makamından oldu, rahmetten kovulanlardan oldu.

Zira secdeli olmak, şeytan ve avenesi dışında, var olan her şeyin en temel özelliğidir. Buna göre insan, ya secdelilerin safında yer alıp rahmete erecektir yahut secdeden içtinap eden şeytanın safında yer alıp rahmetten tard edilecek ve azaba müstahak olacaktır. Aklını kullanan insan, gök ve yerdekilerin oluşturduğu secde cemaatinin bir ferdi hatta o cemaatin imamı olur. Secde etmenin anlamını ve kendisine dünya ve ahirette kazandıracağını düşünerek secdede, Allah’a teslimiyette öncülerden olmaya gayret eder.

Aslında insan da yerdekiler ifadesinin içindedir. Ancak Rabbimiz, onun secdesinin diğer varlıkların secdesinden daha farklı ve özel olmasına vurgu için onu ayrı zikretmiştir. Yoksa inanan-inanmayan bütün insanlar, diğer varlıklar gibi Yüce Allah’a muhtaçtırlar, hayatın gereksinimleri ve ölüm konusunda O’nun koyduğu hükümlere mecburen boyun eğerler. Ama insan için asıl önemli olan bu icbarî secdesini, ihtiyarî secdesiyle desteklemesi ve tamamlamasıdır. Çünkü o taştan, ağaçtan, hayvandan, cisimlerden farklıdır. O bu farkını, seçkinliğini iradeli secdeleriyle ispat etmelidir.

Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur… İnsanların birçoğu da secde etmezler demedi de secdeden kaçmanın sonucuna vurgu yapıldı. Çünkü secdeli olmak rahmete erme sebebi, secdesizlik ise azap sebebidir. İnsan secdeli olmakla, azaptan kurtulmanın yanında rahmete de ermiş olacaktır. İnsanlar içerisinde secde edenler de var, secdeden kaçanlar da. Demek ki insan iradesiyle serbest bırakılmıştır. Artık dileyen secdelilerin safında yer alır ve rahmete nail olur; dileyen de secdesizlerden olur, azabın içerisinde kendini bulur.

Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur… Gerçek değer ölçüsü Allah’ın değer ölçüsüdür. O’nun aziz ettiğini zelil edecek yoktur, O’nun yardım edip desteklediğini yenecek yoktur, O’nun hidayet ettiğini saptıracak yoktur.

Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz. (Araf, 7/186, Zümer, 39/23, Gafir, 40/33)

Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. (Şûra, 42/44)

Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir. (Yunus, 10/107)

Allah’ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O’nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O; Azizdir, Hâkim’dir. (Fâtır, 35/2)

Göklerde ve yerde Allah’ı aciz bırakabilecek yoktur. Şüphesiz O bilendir, Kadir olandır. (Fâtır, 35/44)

Şüphesiz Allah dilediğini yapar… O, en uygununu yapar. Yaptığından dolayı sorgulanamaz. Ancak O’nun her yaptığında sayısız hikmet vardır. Gökteki ve yerdeki varlıkları çeşit çeşit ve yerli yerince yaratır. Onları insanın emrine sunar. Onları secdeli kılar, insandan da secdeli olmasını ister.

Secdeli olanları dünya ve ahirette aziz eder, secdeden kaçanları da rahmetinden uzak eder. O’nun secdeyi safları ayıran bir ayraç kılması da hikmetinin gereğidir. Dolayısıyla kullara düşen, niçin böyle yaptın, niçin bu emirleri verdin, niçin bunları helal kıldın, şunları haram kıldın gibi sorularla O’nu sorgulamak değil O’nun hikmetlerini kavramaya çalışmak ve tüm her şeyi ile O’na teslim olup secdeye baş koymaktır.

O halde karar vermeliyiz, secde kervanına katılıp rahmete ermek mi secdesiz olup azaba müstahak olmak mı istiyoruz? Hedefimiz rahmete ermekse, bedenimizin ilahî yasalara zorunlu olarak teslim olup secde ettiği gibi, ruhumuz, gönlümüz de bilinçli olarak bu secde cemaatine iştirak etmelidir. Etmeli ki insan olarak diğer varlıklardan farklı olduğumuz, mükerrem olduğumuz ortaya çıksın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık