• 18 Kasım 2016, Cuma 7:31
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Secde Emri Karşısında Müşrik ve Mümince Tavır (2)

Ve bu emir onların nefretini arttırır… Oysa ilahî emir, onların sevgisini celp etmeliydi. Çünkü Yüce Allah, onlara acımış, onlara değer vermiş, Rahman sıfatıyla tecelli ederek onlara peygamber gönderip kitap indirmişti. Ama onlar, bunun kıymetini anlayamadılar, bu yüzden ilahî çağrıya olan nefretleri arttı. Hâlbuki bu çağrı onların kendi özlerine/fıtratlarına dönüş çağrısıydı. Bu çağrıya icabet etmek, onların dünya ve ahirette hayırlarına olacaktı. Ne var ki onlar, Yaratıcılarının çağrısına değil de, şeytanların çağrısına kulak verdiler. Bu yüzden ilahî çağrı, onların nefretlerini artırdı. Onlar hakikat karşısında, aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibioldular. Bilmediklerine düşman kesildiler. Zira alıcılarını ilahî çağrıya çevirmeyenler, onun güzelliğini anlamayacak, pırıltılarını göremeyecek, halâvetini tadamayacaktı.

 

Evet, gerçekler, onlara inananlar için bir anlam ifade eder, onlara hoş ve güzel gelir. İnanmayanlar için ise anlamsız gelir. Bu, gerçeğe bakış açısından kaynaklanmaktadır. İnsan, hakikati bulma ve ona tabi olma niyetiyle gerçeğe baksa onu görecek ve kabul edecektir. Ancak bir kısım ön yargılarla gerçeğe bakanlar, onun gerçek olduğunu göremeyecek ve anlayamayacaklardır. Bu yüzden aynı gerçek bir kısım insanların teslimiyet ve muhabbetlerini artırırken, bir kısım insanların da inkâr ve nefretlerini artırmaktadır.

 

Hakikatler kitabı olan Kur’an da öyledir: O, iman edenlerin imanına iman katar, onları coşkulu bir biçimde gereklerini yerine getirmeye sevk eder. Ama aynı Kur’an, inanmayanların küfürlerine küfür katmakta ve gerçekten uzaklaşmalarına yol açmaktadır. İşte alıcılarını Kur’an’a çeviren müminlerin Kur’an’dan etkilenişleri:

 

Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir. Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir. İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri katında nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır. (Enfâl, 8/2-4)

 

Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. (Zümer, 39/23)

 

Alıcılarını hakikate kapatanların Kur’an karşısındaki tavırları da şöyle anlatılmaktadır:

 

Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor. (İsrâ, 17/41) Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini yâd ettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler. (İsrâ, 17/46)

 

Fakat onlara uyarıcı (Muhammed) gelince, bu, onların haktan uzaklaşmalarından başka bir şeyi arttırmadı. (Fâtır, 35/42) Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta aslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâlâ) öğütten yüz çeviriyorlar? (Müddessir, 74/49-51)

 

Müşrikler secde emrini alınca, Rahman da neymiş diye sorup secdeden kaçtılar. Hemen sonra gelen ayetlerde ise yüce Allah, Rahman’ın kulları başlığı altında temel özellikleriyle müminleri zikretti. İşte mümin, müşrik arasında en temel fark… Müşrik, itiraz eder, lüzumsuz sorularla demagoji yapar; mümin iman eder, teslim olur. Müşrikler emri de sorgularlar, emredeni de. Müminler ise Allah ve Rasûlü’nün emirlerine itirazsız inkıyat ederler. Müşrik, üzerindeki Rahman’ın sayısız merhamet tecellilerini görmez, görmezden gelir ve şükretmez; mümin ise onları görür, fark eder ve onlara şükreder. Secde emri, müşrikin nefretini artırır; müminin iman ve yakinini artırır. Müminler yalnızca Rahman olan Allah’a secde eder, müşrikler O’nun dûnundaki başka şeylere secde ederler.

 

Nitekim bu ayet nazil olunca, Allah'ın Rasûlü, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Osman b. Maz'ûn ve Amr b. Anbese secdeye kapandılar. Müşrikler onları bu halde görünce alay ederek, mescidin bir kenarına çekildiler. O halde bizler de safımızı belirleyip, ayet indiğinde Mescid-i Haram’da secdeye kapanan Hz. Peygamber ve ashabının cemaatine katılıp secdelere kapanalım ve hayatımız boyunca hiçbir konuda asla secdeden ürken, kaçan müşrikler safında yer almayalım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık