• 11 Aralık 2015, Cuma 8:42
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

?ONLAR, AZ GÜLSÜN, ÇOK AĞLASINLAR!? (2)

Sırf insanları güldürmek için konuşan kimseye yazıklar olsun:[1] buyuran da peygamberimiz!

Ağlayabilmek Peygamberlerin ve Peygamber yolcularının şiarıdır. Ama ağlamayı Allah için yapmak gerekir. Dünya ve dünyalıklar ise ağlamaya değmez. Onlara Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.[2] Peygambere indirilen Kur'ân’ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün.[3]

 

Evet onlar, Yüce Allah’ın rahmetinin tecellisi ile kullarına seslendiğini, onlarla konuştuğunu fark ederek bir şükür göstergesi olarak ağlarlar. Rahman’ın âyetlerindeki derin mânâları düşünerek ağlarlar. Âyetlerin gereklerini layıkıyla yerine getiremediklerinden ağlarlar. O âyetleri anlamayan ve onlara inanmayan insanların taşkınlıklarına ağlarlar. Yüce Rabbe karşı layıkıyla kulluk ve ibadet edemedikleri için mahcubiyetle ağlarlar. Allah’ın ayetlerini anlayıp tüm hücreleriyle O’na teslim olduklarını ispat etmek için ağlarlar. O’na karşı işledikleri günahları hatırlayıp ağlarlar. Çünkü gözyaşı, günahları yok eden en etkili silgidir.

 

Niçin ağlamalıyız?

 

Tabii ki dünya ve dünyalıklar için değil, Zira kaybedilen dünyalıklar, hepimizi üzse de ağlanmaya değmez. Asıl ahretimiz için hazırlanma adına ağlamalıyız.

 

Kendimiz için, yapmadıklarımız ve yapamadıklarımız için. Yaptığımız yanlışlar için… Rabbimize layık kulluk sergileyemediğimiz için. Allah’ın dinini insanlığa layık-ı veçhile sunamadığımız için. Dini örnek yaşayışımızla temsil edemediğimiz için. Yanlışlara ve yanlış anlamalara sebebiyet verdiğimiz için. Başkalarının günah işlemesine seyirci kaldığımız için. Onları günahlara soktuğumuz için. Çoluk çocuğumuzu Allah’a layık kullar olarak yetiştiremediğimiz için. Akrabalarımıza karşı görevlerimizi gereği gibi yerine getirmediğimiz için. Evet, bunlar için ağlamalıyız!

 

Başkaları için ağlamalıyız. Onların yaratılış gayelerine uygun bir hayat yaşayamadıkları için. Yüce Yaratıcılarını doğru bir şekilde tanıyıp O’na yaraşır kul olamadıkları için. Ezelî ve ebedî düşman, şeytanın ayak oyunlarına kandıkları için. Yüce Allah’ın ayetlerini, apaçık hakikatleri anlayamadıkları ve anlamazdan geldikleri için. Kâinattaki bunca âyete/uyarıcıya rağmen Allah’a baş kaldırmaya devam ettikleri için. Koşar adım ölüme yaklaştıkları halde, titreyip kendilerine gelemedikleri, fıtrat dinine dönemedikleri için… Evet, bunları kendimize dert edinmeli ve bunlar için ağlamalıyız.

 

Nitekim bizim Peygamberimiz, insanlığın derdini, kendine dert ediniyor, onlar için üzülüyor ve ağlıyordu. O kadar ki bu konuda kendisine uyarılar gelecek kadar. Bu yeni söze (Kitab'a) inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.[4]

O hâlde, onlar için üzülerek kendini helak etme.[5] Kâfirler topluluğuna üzülme.[6]

 

Eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme); senden önceki Peygamberler de yalanlanmıştır. Bütün işler yalnızca Allah'a döndürülecektir.[7] Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma![8]

 

Ağlayabilirseniz, anlayabilirsiniz! Anlayabilirseniz, ağlayabilirsiniz. Ağlayabilmek için derinlemesine düşünmek ve doğru anlamak gerekir. Anladıklarımızı içimize sindirmek gerekir. İçselleştirdiğimiz doğruların hayata geçirme çabası içerisinde olmak gerekir. Zira yalnız baştaki gözler kör olmaz; fakat asıl göğüslerdeki kalpler kör olur. [9] İşte, gönül gözleri açık olanların, baş gözlerinden gözyaşı dökülür.

 

 

 

Evet, güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur.[10] Ama önemli olan ağlayarak geldiğimiz şu dünyadan gülerek ahirete geçebilmek ve kalıcı yurdumuz cennette gülebilmektir. Unutmayalım ki tevhid ağacını yeşertecek olan, onu diri ve dinamik tutacak olan Allah için dökülen göz yaşlarıdır.

 

Son söz: Allah için dökeceğiniz bir damla göz yaşınızı dua kalemine mürekkep yapıp bu satırların yazarına da birkaç satırlık dua yazıverin. Dua ile. Vesselam.

 

 

 

Dipnotlar:

[1] Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, II, 482 (Ahmed, Ebû Davûd, Tirmizî)

[2] 19 Meryem, 58

[3] 5 Maide, 83

[4] 18 Kehf, 6.

[5] 35 Fâtır, 8.

[6] 5 Maide, 68.

[7] 35 Fâtır, 4.

[8] 16 Nahl, 127.

[9] 22 Hac, 46

[10] 53 Necm, 43.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık