• 23 Şubat 2018, Cuma 7:27
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Nikâh İbadetinin Sonlanması ve Sonrasındaki Sorumluluklar (3)

Her şeyden önce boşama için meşru bir gerekçe olmalıdır. Tarafların aralarında yaşadıkları her problem, tartışma boşama sebebi olamaz. Zira hayat problemlerle baş etme mücadelesidir. Peygamber aileleri içerisinde bile bir kısım problemler olmuştur. Önemli olan bu problemlerin usulüne uygun bir şekilde çözme gayret ve çabası içerisinde olmaktır. İşte tam bu noktada Nisâ suresinin şu ayetleri devreye girer:

Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine yetkindirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce’dir, büyüktür.

Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi bilen ve haberdar olandır. (Nisâ, 4/34-35)

Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan yakınırsanız bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. (Nisâ, 4/128)

Ayetlerde öncelikle şu hususlar dikkatimizi çekmektedir:

1. Aile reisliği erkeğe verilmiştir. Bu erkek için büyük bir sorumluluktur. Koca bu görevini layığı ile yerine getirmeye gayret etmeli, hanımı da ona bu konuda yardımcı olmalıdır. Zira yönetimde başarı da başarısızlık da karı kocanın ortaklaşa gerçekleştirecekleri bir husustur.

2. Ayet, ifadesiyle kadınları saliha olmaya yönlendirmektedir. Kur’an kadınlarının çoğu, Yüce Allah’ın bu övgüsünü mazhar olmaya çalışır. Kadının itaatkâr olması, meşru-hayır ve hak olan konulardadır; bu asla kocasına kul olması anlamına gelmez. Çünkü itaat hayır ve haktadır. Allah’a isyan konusunda hiç kimseye itaat edilmez.

3. Ailede serkeşlik hem kadından hem de erkekten kaynaklanabilir. Meşru taleplerinde kadının kocasına isyan etmesi, onunla aynı evde kalmak istememesi, eşini ihmal etmesi gibi geçimsizlik sebebi olan şeyler serkeşlik (nüşûz) olarak tanımlanmıştır.

4. Kadından kaynaklanan bir problem zuhur ettiğinde ilk aşamada öğüt-mev’iza devreye girer. Kur’an’ın nasihat kuralı, en uygun zamanda, en güzel şekilde ve ikna edici bir tarzda nasihat etmektir. Erkekten kaynaklanan bir geçimsizlik söz konusu olduğunda da bu yola başvurulur.

5. Öğüt aşamasından sonuç alınamazsa yatakta yalnız bırakma/küsüşme aşaması devreye girer. Bu aynı evi, hatta aynı odayı paylaşan eşlerin birbirlerine mesafeli davranmalarıdır.

6. Bu aşamadan da sonuç alınmazsa cezayi müeyyide ile terbiye etme aşamasına sıra gelir. Bu aşama asla kadına şiddete geçit vermez. Yuvanın kurtulmasına katkı sağlayacaksa sınırlı bir şekilde bu yola başvurulabilir. Bu ceza misvakla, yaralama ve iz bırakmadan yapılması gereken sembolik bir uygulamadır. İlerde çok daha ağır sonuçlar doğuracak şekilde yuvanın yıkılmaktan kurtulması söz konusu ise bu yol denenir. Ve bu aşama, bundan önceki aşamalarda yola gelmeyen çok az sayıda kadın için gündeme gelebilir.

7. Son aşamada ise hakeme götürme vardır. Bunda yuvanın kurtulması için iki taraftan ehil bilirkişilere mesele götürülür, onların kararları doğrultusunda hareket edilir.

8. Ayetlerde Yüce Allah’ın büyüklüğü, her şeyi bütün yönleriyle bilen ve her şeyden haberdar oluşu özellikle vurgulanarak taraflara davranışlarında dikkatli olmaları hatırlatılmaktadır. Kadın ve erkek bu aşamalarda Yüce Allah’ı hesaba katarak hareket etmelidirler.

9. Bu aşamalarda sıra son derece önemlidir ve hedef yuvanın kurtulması olmalıdır. Talak, bütün bu aşamalardan sonra başvurulabilecek bir çıkış yoludur. Yoksa bugün bazılarının yaptığı gibi ne dayak ve ne de talak geçimsizlik söz konusu olduğunda ilk başvurulacak bir yol değildir.

Boşama gerçekleştiğinde, şu hususlara özellikle riayet edilmelidir:

Boşanma öncesinde olduğu gibi boşanma sonrasında da taraflar birbirlerinin din kardeşidirler. Bunun için din kardeşliği hukukunu ihlal etmemelidirler. Bu ise birbirlerine husumet ve kin duymamakla, birbirlerini affetmekle gerçekleşecektir. Evliliğin ilk günlerinde ve sonrasında birlikte yaşadıkları güzel günlerin hatırına bunu yapmalıdırlar. Boşanmadan sonra da çocukların birbirlerine akrabalık ve din kardeşliği yükümlülüklerini yerine getirmeleri ve sonuçta İslam toplumlunun mutluluğu için bu kaçınılmazdır.

Taraflar boşama dolayısıyla asla birbirlerini mağdur etmemelidirler. Ne erkek, boşadığı eşinin mehrini ve iddeti müddetince nafakasını kesmeye kalkmalı; ne de kadın eski kocasına hak etmediği mağduriyetleri yaşatmaya çalışmalıdır.

Boşamadan sonra da taraflar birbirlerinin sıhrî akraba olduklarını unutmamalıdırlar. Karı kocalık sona erse bile sözgelimi onlar çocuklarının annesi ve babası, torunlarının dedesi ve ninesidirler.

Taraflar birbirlerinin sırlarını ifşa etmemeli, birbirlerinin hatalarını seslendirerek onların gıybetini yapmamalıdırlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık