• 22 Eylül 2018, Cumartesi 9:37
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

Kur’an İle Bilinçli Bir Şekilde Secdelere Kapanmalı (2)

Gerçek ilim sahipleri, vahiy kültürüne sahip, ondan haberdar olan hakikat yolcularıdır. Hz. Âdem ile başlayan vahiy süreci, sürekli olarak aynı gerçeklere çağırmıştır insanları. Her peygamber, kendisinden sonra gelecek olan Peygambere iman etmeye çağırmıştır kavmini. Dolayısıyla son peygambere ve ona indirilen kitaba iman etmek, aslında tüm peygamberlere inanmanın gereğidir.

Derhal yüz üstü secdeye kapanırlar… Okunan ayetler, onları hemen harekete geçirir. Onlar, ayetlerdeki Yüce Rabbin buyruklarını yerine getirmek için harekete geçerler, O’na bağlılıklarını belgelemek için de secdelere kapanırlar. Gönül ve zihinlerinde yer eden Rabbe boyun eğme/secdeyi, fizikî secdeyle bütünleştirirler. Secde üstüne secde ederler, onlar secdeli kimselerdir, secde izleri suretlerine ve siretlerine yansıyan kimselerdir. Onlar secdelerle Rablerine yakınlıklarını artırma yarışı içerisindedirler. Secdeli olmak, onların ayrılmaz vasfıdır. Bunun için ayette secdeli kimseler olarak yerlere kapanırlar buyruldu.

Onlar, en önemli organları olan yüzlerini, çenelerini Rabbin huzurunda yerlere sürerek bir taraftan O’nun büyüklüğünü haykırırlar, diğer taraftan da O’nun erişilmez kudreti karşısında kendi acizliklerini itiraf ederek tevazularını ortaya koyarlar. Secde ibadetine, bütün organları katılır. Gönülleri, beyinleri, yüzleri, çeneleri, dilleri ve gözleri bu secde kervanına katılır. Gözlerinden yaşların boşanması, onların coşkunluklarının ve taşkınlıklarının göstergesidir.

Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz.

Rabbimiz seni tesbih ederiz, Seni yüceltiriz, müşriklerin Sana yakıştırmaya çalıştıkları ayıp ve kusurlardan Seni uzak tutarız. Hiç kimse Seni tanımasa bile, bizler Seni tanırız ve büyüklüğün karşısında küçülerek secdelere kapanırız. Hem kendi günahlarımız için, hem de Seni tanımayanların günahkârlıkları için gözyaşları dökeriz. Kusurlarımızı yıkasın diye, günahlarımızı silsin diye.

Rabbimizin va’di mutlaka yerine getirilir… O’nun dünya ve ahiret için inananlara ve inanmayanlara yaptığı vaatleri elbette gerçekleşecektir. Zira O, vaadinden asla dönmez. Elbette dünya ve ahirette izzet ve şeref O’nun kullarının olacak; zillet ve helak ise O’nu tanımayanları bulacaktır.

Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. Onların sürekli secdeli adamlar olduğuna dikkat çekmek için ikinci defa secdeye kapanırlar ifadesi geldi. Demek ki Kur’an’ın bu tanımına girmek için, arada sırada değil, her zaman Yüce Allah’ın buyruklarına uymak ve her zaman secdeli/namazlı/niyazlı olmak gerekir.

Ağlarlar; şimdiye kadar O’na kul olamadıkları için, O’na layık kulluk yapamadıkları için, her şeyleri ile O’nun olamadıkları için, zaman zaman O’ndan koptukları ve yanlışa saptıkları için ağlarlar… O’nu tanımayanlara, O’nu layığı ile tanıtamadıkları, onları da bu secde kervanına katamadıkları için ağlarlar. Onlar, hem kendi günahlarına, hem de başkalarının günahlarına ağlayan adamlardır. Zira onlar Yüce Rabbin, şu çağrılarını duyan ve onlara uyan kimselerdir:

Ve sizler gülüyorsunuz da, ağlamıyorsunuz öyle mi? (Necm, 53/60)

Artık kazandıkları işlere karşılık az gülsünler, çok ağlasınlar!(Tevbe, 9/82)

Onlara Rahmân'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. (Meryem, 19/58)

Peygambere indirilen Kur’an’ı dinledikleri zaman, tanıdıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. (Maide, 5/83)

 

Rasûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz. Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim? (Maide, 5/84-84)

(Kur'an okumak) onların saygısını artırır… Onlar, Kur’an’ı anlamak için okurlar, Rabbin kelamı olduğunun bilincinde okurlar, onu doğru bir şekilde anlamaya gayret ederler ve en önemlisi onun gereklerini yerine getirirler.

 Çünkü Kur’an’ın inişindeki Murad-ı İlahî, onun anlayarak okunması ve gereklerinin yerine getirilmesidir. Onlar da Kur’an ile gıdalanırlar, ilahî gıdalar, onları salih amelleri işlemeye tahrik ve teşvik eder. Onlar, Kur’an ile kemâle ererler, Kur’an ile diri kalırlar, dinamik bir şekilde meyveye dururlar. Huşu içerisinde Rabbin huzurunda dururlar, secdelere varırlar.

Biz de Üstad’ın (Necib Fazıl, Çile, “Allah-O Ân”) dediği gibi diyor ve O’nun huzurunda secdelere kapanıyoruz:

Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan,

Secde yerine çarpa çarpa alnım aşınsa!

Göklerin kamçısıyla yediğim dayaklardan,

Erisem de, tabutun boşmuş gibi taşınsa!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık