• 08 Şubat 2019, Cuma 8:14
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

KÜLTÜR DÜNYAMIZDAKİ KUR’AN MOTİFLERİ (2)

Yahya Kemal’in şu dizeleri bu gerçeği ne güzel dile getirir:

 

Bu geniş ülkede, binlerce lâtif illerde,

Nice yıl, cedlerimiz kökleşerek bir yerde,

Manevi varlığının resmini çizmiş havaya.

Ki bugün karşılaşan benzetiyor rü’yaya.

 

Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan.

Bahseder gerçi duyanlar bir onulmaz yaradan;

Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;

Budur âlemde hudutsuz ve hazîn öksüzlük.

Sızlatır bazı saatler dayanılmaz bir acı,

Kökü toprakta kalıp kendi kesilmiş ağacı.

Ruh arar başka teselli her esen rüzgârda.

Ne yazık! Doğmuyoruz şimdi o topraklarda!

(Yahya Kemal,’Koca Mustafapaşa’, Kendi Gök Kubbemiz, s, 45-46)

Aynı bağlamda Mehmet Akif de şunları söyler:

Enbiyâ yurdu bu toprak; şühedâ burcu bu yer;

Bir yıkık türbesinin üstüne Mevlâ titrer!

Dışı baştanbaşa bir nesl-i kerîmin yâdı,

İçi boydan boya milyonla şehîd ecsâdı.

(Ersoy Mehmet Akif, Safahât, s, 151)

Şöyle bir bakıldığında hemen görülür ki, şu aziz vatanın dağları-taşları, âbideleri-kubbeleri, camileri-minareleri, mezar taşları-türbeleri Kur’an’ın terennüm ettiği tevhîd nağmelerini haykırırlar.

 Kur’an’ın ezelî ve ebedî nurunu, atom zerrelerine kadar nüfuz edip ilan ettiği tevhid gerçeğini, hiçbir kuvvet bu vatanın ve bu milletin temiz sinesinden silip atamayacaktır.

 İslam, adeta bu milletin varlık sebebi olmuş ve onu tarihteki o seçkin yerine oturtan en önemli faktör olmuştur. Dün olduğu gibi bugün de dünyanın dört bir yanında Türk olmak, Müslüman olmakla eş değerde sayılmaya devam etmektedir.

 Bu nedenle, Türk milletini İslam’dan koparmak hiçbir zaman mümkün olmamıştır. Örneğin bu millete mensup olan biri, Kur’an yahut ezan sesi duyduğunda oturuşunu düzeltir, ağzındaki sigarasını atar ve kendine çeki düzen verir ve okunanı saygıyla dinlemeye koyulur.

Hakkında açık bir nass olmadığı halde, belki de sadece bu milletin çocukları Kur’an Mushaf’ını belden yukarda taşır, okurken yüksek rahlelere koyarak onu okur, Anadolu’da her evin başköşesinde mutlaka bir Kur’an Mushaf’ı bulunduğu gibi, kızların çeyizlerinde mutlaka bir Mushaf bulunur.

Her Müslüman Türk, imansız, Kitapsız/Kur’an’sız olmanın bahtsızlık olduğunu iyi bilir ve dualarında bu duruma düşmemek için sürekli Allah’a yalvarır. Yine bizim kültürümüzde Kur’an Mushaflarının kapağında "Ona ancak temiz olanlar dokunur" (Vakıa, 56/79) ayeti yazılıdı

 Bu uyarıyla Müslüman Türk evladı, maddî ve manevî kirlerden arınarak Mushaf’ı eline alır. Asla Mushaf’ı, sıradan herhangi bir kitap gibi görmez. O Mushaf’ın yazısı, cildi, kapağı, tezhibi Türk milleti tarafından son derece özenli bir şekilde yapılmıştır. Onun en güzel şekilde yazıldığına vurgu yapmak için "Kur’an Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı" sözü meşhur olmuştur.

Dün olduğu gibi bugün de Kur’an, en güzel şekilde Türkler tarafından yazılmaya ve en güzel şekilde okunmaya devam etmektedir.

Eskiden beri Anadolu’da hemen her evin yahut her işyerinin duvarını, Besmele, Mülk Allah’ındır, Allah’ın dediği olur, Rızık Allah’ındır, Allah dilerse olur, Allah mübarek etsin, Allah, Muhammed… gibi bir dinî cümle yazılı hat tabloları süsler. Bunlardan birini evde yahut işyerinde bulundurmak, adeta o evim yahut işyerinin olmazsa olmazıdır.

Bunun yanında atasözlerimiz, deyimlerimiz, dualarımız, türkülerimiz, bilmecelerimiz bile İslam motifleriyle bezenmiş, nakış nakış işlenmiştir. Kısaca edebiyatımız, sanatımızın hemen her alanında dinî motiflere rastlamak mümkündür.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık