• 25 Kasım 2016, Cuma 7:35
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

HER ŞEY İNSAN İÇİN, İNSAN DA RABBİ İÇİNDİR! (1)

 

İnsan, yeryüzünün halifesi, yeryüzünün süsü ve adeta her şeyidir. Her şey de insan içindir. Yüce Allah, evreni en güzel ve en mükemmel biçimde yaratmış, bezemiş, süslemiş ve insanın emrine vermiştir. Gökler ve yer insan için bezenmiştir. Bitkiler, hayvanlar insanın emrine verilmiştir. İnsanoğlu cinleri bile hizmetinde kullanmıştır. Melekler insanın hizmetine verilmiştir. Kutsal kitaplar insan için inmiş, peygamberler insanlığa, onların kurtuluşu için gönderilmişlerdir. Kısaca her şey insan için, insan ise Rabbi için, O’nu tanımak, O’na layık kul olmak içindir.

Bu konuya dikkat çeken Kur’ân ayetlerini şu şekilde gruplandırarak okuyabiliriz:

Gökler ve Yerlerin İnsanoğlunun Emrine Verilmesi:

Pek çok ayette göklerde ve yerde ne varsa hepsinin insanın emrine verildiği anlatılır. Güneş, ay ve yıldızlarıyla gök cisimleri… Gece ve gündüz… Denizler, nehirler ve yüzen gemiler… Dağlar ve taşlar… Bulutlar ve rüzgarlar… İçindeki ve dışındaki zenginlikleriyle tüm yeryüzü… Hepsi insana boyun eğdirilmiş, insanın emrine verilmiş, onun hizmetine sunulmuştur. İnsan bu nimetlerden dilediği gibi faydalanır, bunları işler ve dilediği gibi kullanır. Bu konudaki ayetlerden bir kaçı şöyledir:

“Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.” “Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur? Yeryüzünü nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik! Bütün bunları Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve ibret vermek için yaptık.”

“Görmediniz mi Allah, göklerde ve yerde bulunan şeyleri size boyun eğdirdi ve size zahir ve batın (dış ve iç; görülen, görülmeyen; bildiğiniz ve bilmediğiniz) nimetlerini bol bol verdi? Yine de insanlardan kimi var ki ne bilgisi, ne yol göstereni ve ne de aydınlatıcı bir Kitabı olmadan Allah hakkında tartışır durur.”

“Görmedin mi Allah, geceyi gündüzün içine sokuyor; gündüzü gecenin içine sokuyor. Güneşi ve ayı, emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belli bir süreye kadar akıp gider. Ve Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.”

“O size yeri boyun eğer yaptı. Haydi, onun omuzlarında yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş O'nadır (size verdiği nimetlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir).”

“Allah'tır ki denizi size boyun eğdirdi, ta ki gemiler buyruğuyla denizin içinde akıp gitsin de, siz bu sayede O'nun lütfundan payınızı arayasınız ve şükredesiniz. Göklerde ve yerde bulunan şeyleri kendisinden bir lütuf olarak size boyun eğdirdi. Elbette bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.”

Bitkilerin İnsanoğlunun Emrinde Olmaları

“Ölü toprak, onlar için bir ayettir, (ölüleri nasıl dirilteceğimize işarettir): Biz onu dirilttik, ondan dane çıkardık da ondan yiyorlar. Orada hurma ve üzüm bahçeleri yarattık; orada çeşmeler akıttık. Ki onun ürününden ve ellerinin emeğinden yesinler. Hâlâ şükretmiyorlar mı? Ne yücedir O Allah ki toprağın bitirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden olan bütün çiftleri yaratmıştır.”

Hayvanların İnsanoğluna Boyun Eğmeleri:

 “Görmediler mi ellerimizin yaptıklarından kendilerine nice hayvanlar yarattık da kendileri onlara sahip olmaktadırlar? Onları kendilerine boyun eğdirdik, onlardan bazıları binekleridir ve onlardan bazılarını da yerler. Kendileri için onlarda daha birçok yararlar ve içecekler var. Hâlâ şükretmiyorlar mı?” ” Davud’a dağları ve kuşları boyun eğdirdik, onunla beraber tesbih ediyorlardı. Biz (bunları) yaparız.”

Cinlerin İnsanoğlunun Hizmetinde Olmaları:

“Hepsini bir araya toplayacağı gün: ‘Ey cinler topluluğu, siz insanlarla çok uğraştınız’ der. Onların, insan dostları derler ki: ‘Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık." Allah da buyurur ki ‘Durağınız ateştir. Allah'ın, dileyip affetmesi hariç, orada ebedi kalacaksınız.’ Şüphesiz Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.” “Süleyman’a cinlerden insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı, hepsi bir arada düzenli olarak sevk ediliyordu.” “Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan önce ben onu sana getiririm, dedi, bunu yapmağa gücüm yeter ve bana güvenilir." “Süleyman’a da, sabah gidişi bir aylık mesafe, akşam dönüşü bir aylık mesafe olan rüzgârı boyun eğdirdik ve onun için katran/petrol kaynağını da akıttık. Rabbinin izniyle cinlerin bir kısmı, onun önünde çalışırdı. Onlardan kim buyruğumuzdan sapsa, ona alevli azabı taddırırdık. Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler, sabit kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi, şükredin! kullarımdan şükreden azdır.”

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık