• 13 Temmuz 2018, Cuma 7:23
AliAKPINAR

Ali AKPINAR

ASHABIN KUR'ÂN OKUYUŞU VE ANLAYIŞI (2)

İnsanlar farklı seviyelerdedirler. Her insanın aklı, kültürel seviyesi ve kapasitesi farklıdır. Hadisde, "İnsanlar altın ve gümüş madenleri gibi farklı mizaç ve seviyededirler."(1) buyrularak bu gerçeğe dikkat çekilmiştir. Kur'ân'da da, "Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen bir ilim sahibi vardır."(2) buyurulmuştur.

İnsanların bu seviye farklılıkları Kur'ân'ı anlamada da kendisini göstermiştir. Her insanın aynı seviyede Kur'ân âyetlerini anlaması mümkün değildir, ama her insanın Kur'ân'dan anlayacağı pek çok şey vardır. Tıpkı maddi bir gıdanın her bedende, olumlu-olumsuz farklı etkiler doğurması gibi. Sözgelimi kimi insan,  bir ayet-ten çokça etkilenir ve büyük ölçüde ondan yararlanır; kimi ise, ondan o kadar etkilenmez. Bu gerçeğin bilinmesi, hem kişinin haddini bilmesini sağlar, hem de "Ben ilim ehli değilim, Kur'ân'ı anlayamam." deyip Kur'ân'ı anlama işinden tamamen sıyrılıp kaçmasını önler.

Ashab da, Kur'ân'ı anlama konusunda farklı farklı seviyede idiler. Tabiundan Mesruk'un dediği gibi, "Bu konuda onlardan kimi bir kişiyi, kimi iki kişiyi, kimi on kişiyi, kimi yüz kişiyi, kimi de tüm insanlığı sulayıp kan-dıracak düzeyde bir anlayış sahibi idiler."(3)

Kur'ân'da, onların da tam olarak bilemedikleri kelimeler vardı. Örneğin Kur'ân'ın Tercümanı denilen İbn Abbas, Kur'ân'da geçen "el-ğıslîn, el-evvâh, üfati-huke, fatır" kelimelerinin tam karşılığını bilmediğini söylemiş, fakat daha sonra çeşitli vesilelerle bunları öğrenmiştir.(4)

Onlar Kur'ân âyetleri hakkında konuşurken ihtiyatlı davranıyorlar, bilmedikleri yerleri, bilmediklerini söylemekten çekinmiyorlar, ama en önemlisi bu konudaki eksikliklerini tamamlamak ve seviyelerini yükseltmek için çalışıyorlardı. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer'in, Abese suresi 31. âyetinde geçen "ebben" kelimesinin anlamını tam olarak bilmediklerini söylemeleri de bunun örneklerindendir.(5) Ama onlar, âyette Allah'ın kullarına nimetlerinden bir kısmını sayıp hatırlattığını ve "ebben" kelimesinin de bu nimetlerden biri olduğunu bilebiliyorlardı. Âyetin temel esprisi de buydu zaten. Bunu kavradıktan sonra "ebben" kelimesinin ot yahut diğer bir hayvan yemi olduğunu ayrıntılı bir biçimde bilmek, herkes için pek o kadar önemli değildi.

Kur'ân tefsirinde gereksiz ayrıntılara dalmadıkları için, bu konuda onlardan gelen rivayetler, herkesçe kolay bir şekilde anlaşılamayacak ya da yanlış anlaşılabilecek yerlerin çok kısa açıklamalarından oluşmaktadır. Bu tutumlarıyla onlar, Kur'ân'ın, kendi detay açıklamaları içerisinde kaybolmasına izin vermemişlerdir. Örneğin ashabdan birinin Kur'ân tefsirine dair açıklamalarının toplamı, hacim olarak Kur'ân'dan daha azdır.

Ashab da, Kur'ân'ı anlayarak okumak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamış, bunun için gereken her türlü tedbiri almış ve bunu gerçekleştirebilmek için yapılabilecek her şeyi yapmıştır. Birkaç örnek verecek olursak:

Bir gün Hz. Ömer, Bakara suresi 266. âyetinin ne hakkında indiğini yanında bulunanlara sorar. Onlar: "Allah en iyi bilir." cevabını verince Ömer, kızar ve şöyle der: "Ya biliyoruz deyin, ya da bilmiyoruz deyin." Bunun üzerine İbn Abbas, "Ey Ömer, o âyet hakkında ben bazı şeyler biliyorum." deyince ona da; "Yeğenim! Bildiklerini söyle, çekinme!" der.(6)

Bu rivâyet ashabın Kur'ân âyetleri hakkında yanlış bir şey söyleme endişesi taşımalarının yanında, Kur'ân'ı anlamak için ne kadar gayret gösterdiklerinin ve özellikle Hz. Ömer'in Kur'ân'ı anlamanın gerekliliği konusundaki gayretkeşliğinin çarpıcı bir örneğidir.

Nitekim Hz. Ömer, Kur'ân ezberleyen hafızlar için maddi yardım isteyen Basra valisi Ebu Musa el-Eşari'ye yazdığı mektubunda şöyle diyerek Kur'ân'ı anlama işini ihmal edenleri tasvip etmediğini ortaya koyuyordu: "Onları kendi hallerine bırak. Korkarım ki, insanlar kendilerini Kur'ân'ı ezberleme işine kaptırırlar da, O'nu anlama işini ihmâl ederler."(7)

Bakara suresi üzerinde sekiz veya on iki sene çalışan kimse de aynı Ömer'den başkası değildi.(8)

Dipnotlar:

1-İbn Abdi'l-Berr, Câmi', 16; Acluni, Keşfü'l-Hafa, II,432. 

2-Yusuf 76.                    

3-Zehebi, et-Tefsîr ve'l-Müfessirun, I, 38.  

4-Bkz.Kurtubî, Tefsîr, I, 44; IV, 16-19. 

5-Bkz.Taberi, Tefsîr, I,7; Kurtubî, Tefsîr, I,34; İbn Kesîr, Tefsîr, IV, 473.  

6-Bkz. Buhari, Tefsiru'l-Kur'ân II, 48.              

7-Bkz. Şimşek Said, Asr-ı Saadette Kur'ân'ın Anlaşılması, I, 213.   

8-Bkz. Kurtubi, Tefsir, I, 39.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık