• 01 Ocak 2018, Pazartesi 9:45
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Yeni Yıl Birliğimize Vesile Olsun

Milâdi yeni bir yıla daha girdiğimiz bu günlerde, bizleri yaratan Cenâb-ı Hakk’a hamdü senalar ediyor, kalan ömrümüzün sağlık, afiyet ve huzur içerisinde geçmesini niyaz ediyor, rızasına uygun bir şekilde yaşayıp, ömrümüzün hitamında da Müslüman olarak ruhumuzu teslim edebilmeyi biz kullarına nasip eylemesini diliyorum.

Acısıyla tatlısıyla kederiyle neş’esiyle bir yılı daha geride bırakıp bugün yeni bir yıla girdik. Ömür sayfamızdan bir yaprak daha eksildiği için kabire bir adım daha yaklaşmış bulunmaktayız. Yeni bir yılın bu ilk günlerinde, geriye dönük bir yılın muhasebesini yapmak yeni bir yılı güzel geçirmek için hazırlık noktasında bizlere yön verecektir.

Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlar için tövbe ve istiğfar ederek günahlarımızı tekrar etmemek üzere Rabbimize yalvarmalıyız. Her takvim yaprağını kopardığımızda ömrümüzden bir günün daha eksildiğini bilip kendimizi mutlu sona hazırlamalıyız.

Bir başka dikkat edeceğimiz durum da Müslümanları hiç ilgilendirmediği hâlde yılbaşında yapılan kutlamalar ve eğlencelere meyil etmesidir. İnancımızla ve kültürümüzle hiç bağdaşmayan fitursuzca yapılan bu eğlence ve kutlamalar maalesef batılıları taklit etme hastalığımızdan olsa gerek.

Cenab-ı Hakk’a bizleri; sağlık, afiyet ve huzurlu bir şekilde yeni bir yıla kavuşturduğu için dua ve şükretmemiz gerekirken, isyan ve inkâr bataklığına saplanarak yoldan çıkmış milletleri taklit edip onların arkasından sürüklenmek hangi akla ve mantığa uyar ki…

Bunun için Peygamberimiz, bu Gayr-i Müslimleri taklit etmemizin bizleri bekleyen bir tehlikenin neticelerine dikkatimizi çekmek için: “ (Tasvip ederek) bir kavme (bir topluluğa) benzemeye çalışan kişi, o (benzemeye çalıştığı) kavimdendir.”(1) ve  “(İnanç ve amelde) bizden başkasına benzeyenler, bizden değildir.”(2) diyerek biz Müslümanları uyarmıştır.

Başka bir hadîs-i şerifte de, “Siz karış karış, adım adım sizden öncekilerin (Yahûdi ve Hıristiyanlar’ın) yoluna uyacaksınız. O kadar ki; onlar bir keler deliğine girecek olsalar, siz de (modadır düşüncesiyle) onları tâkip edeceksiniz…”(3) buyurarak Müslümanlar’ın, başta Yahûdiler ve Hıristiyanlar olmak üzere gayr-i müslimleri taklit etmek, onlara benzemek felâketine düşeceklerini mu’cizevî bir şekilde bildirilmiştir.

Durum böyle iken bizi i‘tikâden, amelen, ahlâken, iktisâden istismar eden; bizimle ne dînî, ne millî, ne de insanî bakımlardan hiçbir alâkası bulunmayan; hatta ebedî hayatımızı bile husrâna uğratabilecek olan bu gayr-i müslimlere benzeme çılgınlıklarına, biz ne zaman son vereceğiz?

İnsanoğluna bahşedilen fani ömrü,  Müslüman olarak yaşaması ve Müslüman olarak tamamlamasını isteyen Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.”(4) diye biz kullarından Müslüman olarak ölmemizi istemektedir. 

Müslüman olarak ölmek için kişinin bütün varlığı ile Cenab-ı Hakk’ın emirlerini yerine getirmesine ve yasaklarından uzak durmasına bağlıdır. Allah (c.c.) buyruklarına itaat eden ve kulluk görevini samimi bir şekilde ifa etmeye gayret eden mü’mine, Müslüman olarak ölmeyi inşâAllah nasip edecektir.

Zira O, zâtına olan yönelişleri ve ihlâs ile yapılan ibadet ve taatları karşılıksız bırakmayacaktır. Bu bakımdan Müslüman olarak doğan bizler, Müslüman olarak yaşamaya ve Müslüman olarak ruhumuzu teslim etmeye gayret göstermeliyiz.

Rabb’imizin lûtuf ve ihsânı olan bu İslâm nimeti ve Ümmet-i Muhammed’den olma nimetinin kıymetini bilmeliyiz ki, Müslüman olmayanlara benzemekten sakınarak dünyamızı izzetle, âhiretimizi de saâdetle yaşayabilelim.

Nitekim Hz. Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük arz, huzura alınma için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız.

O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.” Durum böyle olacağı için muhasebe iyi yapılmalı. Yanlış hesap iflasa sürükler ve hesap ölmeden önce yapılmalı. Zira tövbe etmeye bile fırsat bulamayabiliriz. Zaten öldükten sonra telafi etmeye fırsat da olmayacak.


Bunun için de İslâm’ı iyi öğrenmeli, sünnetlere tâbi olup bid’atlerden kaçınmalıyız. Her türlü haram, mekruh ve şüphelilerden mutlaka uzak durmalıyız. Aksi takdirde âkıbet husrân olur!

Sonuç itibariyle toplumumuzda “yılbaşı kutlaması” olarak yapılan eğlencelerin dinimiz ve kültürümüz açısından hiçbir temeli olmadığından, bu günlerde bize düşen, geçen bir yılın muhasebesini yaparak gelecek bir yılda hatalarımızı tekrarlamamak ve kendimizin, toplumumuzun ve Yüce Rabbimizin razı olacağı davranışları yapmaya gayret göstermek olmalı ve zülüm altında inleyen din kardeşlerimiz için de çokça niyazda bulunmalıyız.

Evet, eksik ve noksanımız, kusur ve kabahatimiz, hata ve isyanımız çok... Biliyor ve itiraf ediyoruz ya Rabbi... Ama bununla beraber rahmetinden de ümitvarız.

Ne kadar günahkâr olsak ta senin engin şefkat ve rahmetinden ümidimizi asla kesmiyoruz ya Rabbi! Bizi, Habibin ve sevdiklerinin yüzü suyu hürmetine affeyle ve dostlarından ayırma. Onlarla beraber haşret Allahım. Amin.

Gönülden Muhabbetlerimle...

Dipnotlar:

1-Mişkâtü’l-Mesâbîh, 4347.     

2- Tirmizî, Sünen, H. No: 2696.                 

3-Mişkâtü’l-Mesâbîh, 5361.                  

4-Âl-i İmran Sûresi, 102.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık