• 17 Eylül 2018, Pazartesi 8:35
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Hayırlı Olsun

Yeni bir eğitim-öğretim yılına daha başlamış bulunuyoruz. Vatanımıza, milletimize, ailelerine ve neslimize hayırlı olsun.

Eğitimin temeli ailede başlayıp, okulla ve çevreyle devam eder. Her çocuk, ailesinden, okulundan ve çevresinden edindiği bilgi ve davranışların etkisi altına girer. Gençliğimize sahip olma, onlara iyi bir eğitim ve terbiye verme, onları kötü alışkanlıklardan koruma bakımından anne-babalara, eğitim ve öğretim kurumlarına önemli görevler düşmektedir. Bu noktada, kız-erkek ayrımı yapmaksızın çocuklarımıza sağlıklı bir eğitim vermek için bütün imkânlarımızı seferber etmeliyiz.

Gençlik, Yüce Allah’ın kullarına bahşettiği ömrün en önemli çağlarından biridir. Gençlik, çalışkanlık, zindelik, dinçlik, cesaret, metanet, heyecan, kuvvet ve enerji kaynağıdır. Çünkü genç insan; fizyolojik, ruhsal, duygusal, eğitim ve öğretim, edep ve ahlâk, kültür ve alışkanlık bakımından gelişim, değişim ve etkileşim sürecindedir. Gençlik, çalışıp kazanma, evlenip aile kurma, insanlara yararlı olma ve Allah'a ibadet etme bakımından hayatın en verimli çağıdır.

Gençlik, Yüce Allah'ın insanlara bahşettiği ömür nimetinin, çok iyi değerlendirilmesi gereken önemli bir dönemidir, bulunmaz bir fırsattır. Disiplinli ve düzenli çalışma, anne-babaya, büyüklere ve çevreye saygı, hoşgörü, sabır ve yardımlaşma, insan, Peygamber ve Allah sevgisi, kurallara uyma, doğruluk, haktan yana olma ve Allah'a saygılı olma bilinci gibi güzel hasletler bu dönemde kazanılır ve sonraki dönemlere taşınır. Gençliğini güzellikler içinde geçiren insanlar bahtiyar, gençliğini yanlışlıklar içinde geçirip gençliğinin kıymetini bilmeyenler ise, ileriki yaşlarında hep üzüntü içerisine olmuşlardır.

Milli ve manevi değerler ışığında kişilerin kimliğinin, karakterlerinin ve kişiliklerinin oturması yine bu döneme rastlamaktadır. İnsan geleceğini bu dönemde kazanır, eğitimini bu dönemde alır, işine ve mesleğine bu dönemde sahip olur. Kimliğini, karakterini ve kişiliğini bu dönemde elde eder, iyi veya kötü alışkanlıkları, faydalı veya zararlı bilgileri bu dönemde edinir, yuvasını bu dönemde kurar. Çünkü, insan hayatının en verimli çağı gençliğidir.

Gençlik, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Bunun için her toplum, kendi geleceğini garanti altına almak, millî ve manevî değerlerini yük­seltip geliştirmek gayesiyle bilgili, görgülü, çalış­kan ve üretken nesiller yetiştirmeye önem vermekte­dirler. Çünkü, gençlerini iyi yetiştirmiş olan toplum­lar, güçlü ve sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olurlar.

Çocuklarını, gençlerini ve nesillerini iyi yetiştirip, onlara İslami ve insani terbiye veremeyen milletlerin istikbali karanlıktır. Düşmanın ve şeytanın insafına terk edilen nesil, ilk önce kendi milletine düşman edilecektir. Bunun pek acı misalini geçmişte gözlerimizle gördük, ıstırabını yaşadık ve hâlende yaşamaktayız.

Vatanımızı, mukaddesatımızı, manevi değerlerimizi emanet edebileceğimiz şuurlu bir gençlik yetiştirmeliyiz. Bunun yolu da, iyi bir eğitim almak, iyi bir iş sahibi olmak, helâlinden kazanmak, her alanda başarıyı yakalayabilmek, kısaca dünya ve ahiret saadetini kazanmak için çok çalışmak, bütün görev ve sorumlulukları yerine getirmek, milli ve manevi değerlere sıkı sıkıya bağlı kalmak, her türlü kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve Allah’a karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmektir.

İşte o zaman gençliğin değeri bilinmiş ve iyi bir şekilde değerlendirilmiş olur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Her biriniz çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumludur. Kişi, ehli ve evlad-ı iyali üzerine bir çobandır, aile efradından sorumludur. Kadın, kocasının evinde bir çobandır, ev işlerinden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malında çobandır, muhafaza hususunda sorumludur. Her adam, babasının malında bir çobandır, salahiyetlerinden sorumludur. Hülasa her biriniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz.”

Hz. Peygamber (s.a.v.)'de, gençliğin önemine dik­kat çekerek, "İnsanoğlu, Kıyamet gününde: 

- Gençliğini nerede ve ne sûretle harcadığından,

- Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,

- Malını nereden ve nasıl kazandığından,

- Nerelere sarf ettiğinden,

- Vücudunu ve sıhhatini nerede ve ne suretle yıp­rattığından sorguya çekilmedikçe, yerinden ayrılamaz."(Tirmizi Kıyamet, 1.) buyurmuştur.

Netice olarak çocuklarımız ve gençlerimiz, bizim ümitlerimiz ve yarınlarımızdır. Onları, ne kadar dinî ve millî değerlerimize göre yetiştirir, ailevî, ekono­mik, kişisel sorunlarıyla yakından ilgilenir, özellikle ruh sağlıklarını bozucu her türlü etkiden koruyup, ai­le hayatını teşvik ederek sağlıklı bir hayat şekline kavuşturursak, geleceğimizden o nispette emin oluruz. Unutmayalım! İslam'ın gayesi, insanı kemâle erdirmektir. Bu da ancak nesillerimizi iyi eğitmekle mümkün olur.

Yazımı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in iki hadis-i şerifinin meâliyle bitiriyorum: "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve edepten daha değerli bir miras bırakmış olamaz."(250 Hadis, 204.) ve "İnsanlar içinde Al­lah'ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyi­liklere yönelmiş olan gençtir."(Ramizul Ehadis, 383.)

Yüce Rabbim imanla, irfanla, güzel ahlâkla, vatanına, milletine bağlı geçmişten almış olduğu enerjisini geleceğe aktarabilen gençler yetiştirmeyi cümlemize nasip etsin.                               Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık