• 18 Şubat 2019, Pazartesi 8:27
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Utanmadıktan Sonra Dilediğini Yap

Mehmet Akif şöyle der:

“Göster Allah’ım bu millet kurtulur tek mucize,

Bir utanmak hissi ver gaib hazinenden bize”

Öyle duygular vardır ki, günah ve ayıp görülen şeyleri yapmamıza mani olur. Bunlardan birisi de sadece insanlara mahsus olan hayâ duygusudur. Hayâ; utanma, hicap, ar manalarına gelir. Edebe aykırı olan olaylar hâsıl olunca kalbin duyarlılık kazanması ve ıstırap duymasıdır.

Hayâ, insanın sağlam bir imana sahip olduğunu gösterir. Çünkü hayâ, ancak inanan insanın özelliğidir. İffet, insana ait bir hususiyettir. Diğer mahlûkat için böyle bir durum mevzubahis değildir. Bunun için Hz. Peygamber (s.a.v);

“Her dinin bir ahlâkı vardır. İslâm’ın ahlâkı da hayâdır”(Malik, Hüsnü’l-Huluk, 2, II, 905.)

buyurmuşlardır.

İnsanoğlunun her iki dünyada da en büyük ve sonsuz hazinesi, sahip olduğu güzel ahlâk ve edebidir. İffetli davranmakla insan, nefsin arzularına esir olmaktan kurtulur ve gerçek hürriyeti elde eder. Nitekim “İnsanı zillete düşüren asıl kölelik, şehvet köleliğidir” denilmiştir.

Hazret-i Mevlâna şöyle buyurur:

“Aklım, kalbime;

«-Îman nedir?» diye sordu. Kalbim ise aklımın kulağına eğilerek;

«-Îman edepten ibarettir.» dedi.”

Hayâ, çekinmek ve utanmak demektir. Utanmak insanların en güzel özelliklerinden biridir.

Namusu muhafaza etmek ve haysiyetini korumaktır. Gerek bu dünyada karşımıza çıkan gerekse ahirette karşımıza çıkacak olan sonuçlar, hep bizim ahlâkımızın semerelerinden ibarettir. Dünyada ne kadar kötülük varsa bunlar hep hayânın yoksunluğundan meydana gelmektedir.

Firdevs cennetine girip orada ebedi kalacak ve kendilerine cennetlerde bol bol ikram edilecek mü’minlerin vasıfları sayılırken “iffetlerini muhafaza edenler” de sayılır. (Mü’minûn, 5-11; Meâric, 29-35)

Hayâ, imanın en mükemmel derecesi olup, insanlığın zirvesi, hayatın süsü ve ziynetidir. Bu sayede insanlık huzur ve rahat bulur. Cenâb-ı Hak, kullarının iffetli bir hayat yaşamasını arzu buyurmaktadır.

İnsan; sağduyusu, inancı ve hayâ duygusu ile nefis ve şeytanın kötü telkinleri arasında mücadele halindedir. Allah inancı sağlam ve hayâ duygusunu yitirmeyen insan, nefis ve şeytana fırsat vermeyip, iyilik ve güzelliklere yönelip, kötülük ve haramlardan uzak durmaya çalışır.

Hayâ, kişinin her hususta haddini bilip, onu aşmaması şeklinde de tanımlanabilir. Gerek Allah’a gerekse insanlara karşı kendi konumunu muhafaza etmesi insanın faziletlerindendir.

Edep, ahlâkın zirve noktasıdır. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy, ne güzel söylemiştir:

“Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde;

Ne çirkin yüzler örtermiş, meğer o incecik perde.”

Ebû Hüreyre (r.a.), Efendimiz(s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu naklediyor:

“İmanın yetmiş yahut altmış bu kadar şubesi vardır, o şubelerin en üst derecesi olanı (La ilahe illallah) sözüdür. En aşağısı da yoldan gelip geçenlere eza verecek şeyleri gidermektir. Hayâ da imandan bir şubedir.”

Allah’a karşı hayâ, O’nun emir ve yasaklarına uymakla olur. İnsanlara karşı hayâ, onlara eziyet etmemek ve yanlarında çirkin işler yapmaktan ve çirkin sözler söylemekten kaçınmakla olur. Kişinin kendine karşı hayâsı ise, edepli olması demektir. İbn-i Abbâs (r.a.) şöyle buyurur: “Bütün edeplerin başı, hem rahatlıkta hem de darlıkta Allah Teâlâ’nın emirlerine riayet etmek ve yasaklarından da kaçınmaktır.”

Hayâ, kişiye fazilet yollarını, maddeten ve manen ilerleme yollarını gösterir. Edep ve hayâdan mahrum olan insan, her türlü iğrenç işe girişir. Hz. Peygamberin, “Utanmadıktan sonra dilediğini yap, sözü, insanların ilk peygamberden itibaren işittiği sözlerdendir”(Buhârî, Edeb, 78, VII, 100; Ebû Davud, Edeb, 6, V,148–149.)

Yazımızı, Mevlâna hazretlerinin sözleriyle bitirelim.

“O hayânın en büyük tecellisi Peygamberler ve Velilerdir.

Her türlü kavga ve gürültünün sebebi, menşei hayâsızlıktır.

Hani kerem, hani ayıp örtücülük, nerde HAYÂ

Yüz binlerce ayıpları örterdi enbiya...”

Bütün fenalıkların menşei hayâsızlıktır.

 

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık