• 16 Eylül 2019, Pazartesi 8:28
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Ölüm Ebedi Bir Hayatın Başlangıcıdır

Cenâb-ı Hak, kullarına maddi ve mânevi namütenahi ihsanlarda bulunmuş, vermiş olduğu mal, mülk, makam, mevki, evlât ve beden güzelliğinin sadece bunlardan ibaret bir nimet olarak düşünmemek gerekir.

İnsan yaşantısının asıl yaşam alanı ise, ölümden sonra başlayan ahiret hayatıdır. Dünya hayatının önemi ve anlamı işte bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü ölümün hikmeti, insanın imtihanında saklıdır. Ölümle hayat sona ermeyecek olup, insanı ölümden sonra ebedi sürecek olan bir hayat beklemektedir.

Din, fert ve toplum hayatını her yönüyle kuşatan; iman, ibadet, ahlâk ve muamelâtla ilgili değerler bütünüdür. Bu değerler bütününün, iman kapsamında yer alan en önemli ilkelerinden biri, ahirete imandır. Dünya hayatının huzur ve saâdet içerisinde bereketli bir şekilde yaşanması, ancak âhirete imanla mümkündür. Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in:

“Hiçbir kul, kıyamet günü ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne yaptığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bir adım dahî atamaz”(Tirmizî, Kıyamet, 1/2417.)hadisini bilen bir mü’min hayâtını daha dikkatli ve verimli kullanır.(Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslâm’da Emir ve Yasakların Hikmeti, s. 64.)

Müslüman, attığı her adımın hesabını iyi yapmak durumundadır. Zaman zaman yaşadığı hayata bakmalı, geçirdiği ömrünün aşamalarını gözden geçirmeli ve hesabı verilebilir bir hayat sürüp sürmediğini muhasebe etmelidir. Ölüm sonrası hayatın mutluluk kapısını aralamak için dini görevlerimizi, ibadetlerimizi ihmâl etmemiz gerekir.

Elbette ki dünya ahiret için önemlidir. Binaenaleyh, etrafımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin bir varoluş sebebi olduğu kesin bir gerçektir. Ahirete iman, insana sonsuzluğun yolunu açarken, ölümün de bir son olmadığını bildirmektedir. Ancak bu dünyada can bulan insan, kısa bir yaşamdan sonra ölümle bu dünya hayatını sona erdirmektedir. Çünkü asıl yaşam alanımız ölümden sonra başlayan ahiret hayatıdır.

 Ahiret inancına sahip insanın hayatında, bir disiplin hâkim olur. Dünyanın geçici menfaatlerini elde etmek, bir mü´min için ulaşılacak bir maksat ve hedef değildir. Mü´mininin asıl gayesi ebedî ahiret hayatını kazanmaktır. Lâkin ölüm denen gerçek her gün biraz daha yaklaşıyor. Her geçen gün, yaşlı olsun, genç olsun, bütün insanların ömür takviminden bir yaprak daha düşürüyor ve herkes kaçınılmaz biçimde hayatının sonuna doğru yol alıyor.

Evet bu dünya hayatı geçicidir. Mutlaka ama mutlaka ölümle sonlanacaktır. Ahiret hayatı ise bakidir, ölümle başlayıp ebediyen devam edecektir. Geçici olan dünya hayatının oyun ve eğlencesine, çekiciliğine aldananlar, Cenâb-ı Hakk’ı ve ahiret gününü unutanlar kaybedenlerdir. Lâkin bu aldanışa düşmeyenlerin elbette ki sonu huzur, mutluluk ve bahtiyarlık olmuştur. 

Bu dünyanın geçici olduğunu ve insanların imtihan için yaratıldığını biliyoruz. Herkesin davranışlarının adaletli bir şekilde karşılığını görmesi için, hiçbir yan etkinin bulunmayacağı, adil bir mahkemenin ve adalet ortamının gerçekleşmesi muhakkaktır. İşte insan, iyi ya da kötü işlediği her şeyin karşılığını ahiret yurdu dediğimiz bu ölüm sonrası hayatında mutlaka görecektir. Onun için Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.): “Akıllı insan, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için hazırlık yapan kimsedir.” buyurmuştur.

Kâinatın da tıpkı canlılar gibi belli bir ömrü olduğunu ve bir gün ömrünün sona ereceğini, her şeyin yerle bir olacağını ve düzenin bozulacağını kutsal kitabımızdan öğreniyoruz. Dolayısıyla yaşam, sadece dünya hayatından ibaret olmadığı gibi, bu hayatın son bulduğu ölüm de, bir yok oluş değildir; yeni ve ebedi bir hayatın başlangıcıdır.

Ancak insanın ölümü, kâinat düzeninin bozulması ile kıyametin kopması elbette ki her şeyin sonu değildir. Bilâkis, kıyametin ardından, bozulan düzen yeniden kurulacak, ölen herkes tekrar diriltilecek, ikinci ve ebedi bir hayat başlayacaktır. Yüce Allah’ın kudreti ile gerçekleşecek olan bu ikinci hayata, ahiret hayatı diyoruz.

Yüce Rabbim imtihanımızı başarıyla tamamlayıp dünya ve ahiret huzurunu yakalamayı cümlemize nasip etsin. Sabırla her türlü zorlukların üstesinden gelmeyi nasip etsin.

Yazımı, Şairin şu mısralarıyla bitirmek istiyorum.

Neylersin ölüm herkesin başında, 

Uyudun uyanamadın olacak,

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?  

Bir namazlık saltanatın olacak,   

Taht misali o musalla taşında.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık