• 23 Ekim 2017, Pazartesi 7:31
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Niyetler Hayırlı Olursa

İyilik yapma hususunda kalpten geçen samîmî duygular, başlıbaşına bir ibadettir. İnsan âciz olduğundan, kâmil manâda her hayrı işlemesi mümkün değildir. Bu durumda “samîmî niyetler” devreye girer ve insanoğluna büyük sevaplar kazandırır.

Yani insanın niyeti Allah rızâsını kazanmak olduktan sonra yaptığı en küçük şey bile sadaka ve iyilik olmaktadır.

Yeryüzünün her tarafının bir ibadet mekânı olduğunu rahatça söylerken, İbadet etmek için, günlük meşgaleleri bir kenara bırakarak bir yere kapanmak gerekmez. İnsan her an ve her yerde ibadet hâlinde olabilir.

Cenâb-ı Hak, kullarına karşı çok merhametli ve lütufkârdır. Bu sebeple onların işlerini dâima kolaylaştırır ve hatalarını da devamlı affeder. Kulları kendisine samimiyetle yöneldiğinde onların azını çoğa sayıp karşılığını fazlasıyla verir.

Mü’min bir kulun tüm vakitlerinde namaz, oruç, hac gibi ibadetlerle meşgul iken, niyet ve düşüncesiyle tefekkür ederek olaylara bakışı çok mühim bir duygu ki, bu sayede en dünyevi bir iş bile ibadet hâline geliverir. Rasûlullah (s.a.v.):

“Ameller niyetlere göre değer kazanır. Kişi neye niyet ettiyse onun karşılığını alır…”(1) “Kıyamet günü Allah’ın huzuruna öyle bir kul getirilir ki, adamın sıradağlar gibi iyi amelleri vardır. Fakat bu arada: “Falancada hakkı olan gelip alsın.” diye bir ses duyulur. Bu ses üzerine birçokları gelip adamın iyi amellerinden hakları kadarını alıp götürürler.

Sonunda iyi amelleri tükenip de adam şaşkın gibi ortada kalınca, Allah kendisine şöyle buyurur: “Benim katımda sana ait öyle bir hazine var ki, ondan ne senin ne meleklerin ne de kullarımın haberi yoktur.” buyurur. Adam: “Ya Rabbi, nedir o hazine?” diye sorunca, Allah (c.c.) ona şöyle buyurur: “Bu hazine, senin niyet edip de yapamadığın iyiliklerdir. Onların her birisi için defterine yetmiş kat sevap yazdım.”

Anlatıldığına göre kıyamet günü bir kul Allah’ın huzuruna getirilince sağ eline verilen amel defterinde hac, umre, zekât, sadaka gibi birçok ameller görür ve içinden: “Bunların hiç birini ben işlemedim, herhalde bu benim amel defterim değil.” der.

 Bunun üzerine Allah kendisine şöyle buyurur: “Oku, o senin amel defterindir. Sebebine gelince, sen ömrün boyunca: “Keşke param olsaydı da hacca gitseydim. Keşke param olsaydı da zekât ve sadaka verebilseydim, Allah yolunda savaşabilseydim.” der dururdun. Ben de niyetinde samimi olduğunu bildiğim için yapmayı özlediğin o amellerin tümünün sevabını sana yazdım.” Nitekim Rasûlullah (s.a.v.):

“Mü’minin niyeti, amelinden daha hayırlıdır…” buyurmuştur.(2)   

Bizleri yaratan Cenâb-ı Hak, samimi düşüncede olan kullarına sevap kazandırmak için birçok imkânlar sağlamaktadır. Yeter ki, düşüncemizde ve davranışlarımızda iyi niyetli ve samimi olalım. İyi niyet ve samimi hareket etmemiz konusunda Sevgili Peygamberimiz:

 “Kardeşine göstereceğin tebessüm, bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp kenara atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.”(3) buyurmaktadır. Diğer bir hadisi şeriflerinde de:

“Bir Müslüman herhangi bir ağaç veya bitki dikerse, ondan yenilen şey kendisi için sadakadır, yabânî hayvanların yediği şeyler sadakadır, kuşların yedikleri sadakadır, bir kişinin ondan alıp eksilttiği şey de kendisi için sadakadır.”(4) buyurarak samimi bir Müslüman’ın her hareketinin sevaba nail olacağını göstermiştir. Bazı fakir sahâbîler:

“–Ey Allah’ın Rasûlü! Zenginler bütün sevapları alıp götürüyorlar. Zira bizler gibi namaz kılıyor, oruç tutuyor ve ayrıca mallarının fazlasından da sadaka veriyorlar” dediler. Rasûlullah (s.a.v.):

“–Allah size sadaka verme imkânı bahşetmedi mi (sanıyorsunuz)? Her tesbih sadaka, her tekbir sadaka, her tahmid sadaka, her tehlil sadakadır. İyiliği emretmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır.” buyurmuştur.

Yazımı Sevgili Peygamberimizin tavsiye ettiği bir dua ile bitirmek istiyorum:  ‘’Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana lâyık ibadet etmek için bana yardım eyle!. ”(5)             

Gönülden Muhabbetlerimle…

Dipnotlar:

1-Müslim, İmâret, 155; Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Îmân, 41.                                                                                              2-Heysemî, I, 61; Süyûtî, Câmi, II, 194.                                                                                                                          3-Tirmizî, Birr, 36/1956.                                                                                                                                                      4-Müslim, Müsâkât, 7.                                                                                                                                                      5-Ebû Dâvûd, Vitir 26.                                                                                                                     


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık