• 18 Eylül 2017, Pazartesi 7:26
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Muhteşem Bir Varlık Olan İnsan, Mutlaka Doğru Olmalı

Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY ne güzel söyler:

Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havf-ı Yezdânın,

Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın.

Sevgili Peygamberimiz, hem sözlü hem de uygulama olarak insanların maddi ve manevi haklarının korunmasına çok hassasiyet göstermiş ve prensip olarak; Müslümanı, Müslümanın kardeşi ilân etmiş ve şöyle buyurmuşlardır:

“Müslüman, Müslümanın dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir.”(1) ve “Müslümanların kanları, malları, namusları ve şerefleri kendi aralarında kutsal Mekke kadar, hac ayları kadar saygındır ve dokunulmazdır.”(2)

İslam; insana çok büyük değer vermiştir. Bütün varlıklar içinde en şerefli varlık (eşref-i mahlûkat) insandır. Her şey insan için, insan da Rabbine kulluk yapması için yaratılmıştır. Çünkü insan, içinde ilâhi bir cevher taşır. İnsanı insan yapan ruhu, kendi ruhundan olmak üzere ona Cenâb-ı Hakk üflemiştir.(3)     

Bu sebeple insan muhteşem bir varlıktır. Hayatını ve sağlığını koruması, öncelikli bir görevdir. Allah’a inanmış bir Müslüman kalbiyle, sözüyle, işiyle velhasıl her yönüyle doğru olacaktır ve olmalıdır.

Hz. Mevlâna’nın ifadesiyle, Allah’a inanan Müslüman; olduğu gibi görünür, göründüğü gibi de olur. İçi başka dışı başka olmaz. Gerçek mümin hakkı sever, hakkı söyler, kimseye haksızlık yapmadığı gibi, insanın,  naşına, cenazesine, ölüsüne, hatta gömülü olduğu yere, kabre, geride bıraktığı hatırasına ve vasiyetine bile saygı gösterip en önemli dini ve insani bir görev olarak kabul eder.

Doğruluğun yegâne timsali ve bizlere en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimizin(s.a.v.) düşmanları, en büyük mucizeleri gördükleri hâlde sihirdir diyorlardı. Bir gün Ebu Cehil, avucuna çakıl taşları gizlemişti. Dedi ki:

 “Ya Muhammed(s.a.v.)! Sen peygamber olduğunu iddia ediyorsun. Eğer gerçekten peygambersen, şu avucumun içindekileri bil bakalım.”

Bunun üzerine Hz Peygamber(s.a.v.):

 “Benim gerçekten peygamber olduğumu ben değil, elindeki taşlar söylesin.” buyurdu. O esnada Ebu Cehil’in elindeki taşlar kelime-i tevhid söylemeye başladılar. Çakıl taşlarının söylediği kelime-i tevhidi bizzat kulaklarıyla duyan Ebu Cehil ve arkadaşları:

 “Ne büyük bir sihirbazsın.” diyerek, yine küfür ve inkârlarına devam ettiler. Bu derece düşmanlıklarına rağmen, onlar bile Hz Peygamber (s.a.v.)’in doğruluğunu tasdike mecbur kalmışlar ve O’na EL-EMİN adını vermişlerdi.

Birey ve toplumun bir ferdi olan insan, başkalarının hak ve hukukuna saygı gösterir ve meşru sınırlar içinde olmak şartıyla dilediği şekilde çalışıp çabalayarak veya veraset yoluyla mal-mülk edinme, onu biriktirip geliştirme ve artırma hak ve yetkisine sahiptir. Lâkin Müslüman, başkalarının hakkına tecavüz edemez. Yalan söyleyemez, yalan yere yemin edemez, yalan şahitliği hiç yapamaz. Hiç bir işine hile karıştırmadığı gibi, hele hele millet malına her ne şekilde olursa olsun asla göz dikemez. Doğruluk ve istikamet üzere olmak içi gayret sarfeder.

Maalesef bazı insanların inançları kendisini kontrol etmede yeterli gelemiyorsa, günümüzde yaşanan olaylardan anlaşılacağı üzere, polisiye tedbirler, kanun ve yönetmeliklerin; yolsuzlukları, haksızlıkları ve rüşvetleri önlemede başarılı olması mümkün değildir. Ancak insanımızda Allah korkusu, helâl-haram bilinci ve kul hakkını gözetme hususundaki manevi duyarlılığın artırılması daha etkili olabilir.

İnsanları, kul hakkı başta olmak üzere, her türlü haksızlıkları ihlâl etmekten alıkoyacak yegâne önlem; Allah korkusu, ahiret inancı ve haram lokmanın hesabının ilâhi huzurda verileceği inancıdır.

Cenâb-ı Hak cümlemizi dosdoğru olmaktan ve dosdoğru yaşamaktan ayırmasın. Âmin.

Gönülden Muhabbetlerimle…

Dipnotlar:

1-Buhari, İman, 4-5; Müslim, İman, 64-65.

2-Buhari, Hac, 132.

3- Secde, 32/9.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık