• 14 Kasım 2016, Pazartesi 7:33
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Mevlâ Görelim Neyler?

Mü’minin bir iş konusunda üzerine düşen gayreti gösterip elinden geleni yaptıktan sonra neticeyi Yüce Mevlâ’ya havale edip kayıtsız şartsız teslim olmasına tevekkül diyoruz.

Tevekkül, insanın her işinde Allah’a güvenmesi ve O’na dayanmasıdır. Bu inanç insana güç verir, kuvvet verir. Allah’a tevekkül, Müminlerin özelliklerindendir.

İşte kardeşlerim, yaraları kemiğe dayandığı hâlde, dilinden duayı düşürmeyen Eyyûb Peygamber gibi, sabırlı olmaktır tevekkül. Ciğerpâresi Yusuf’un hasretinden, gözlerini yitiren Yâkup Peygamber gibi, fedakâr olmaktır tevekkül. Ateşe atılmak pahasına, inancı uğrunda mücadele eden İbrahim Peygamber gibi, kararlı olmaktır tevekkül. Ve nihayet, her türlü olumsuzluğa rağmen, Sultan-ı Enbiya gibi ümitvâr olmaktır tevekkül.

 

İman nimetine kavuşmuş bahtiyar mü’minler, sevinçte-kederde, bollukta-darlıkta vehakeza her anımızda Cenab-ı Hakk’a sığınırız. En sıkıntılı zamanımızda bile yanımızda kimse bulunmasa bile, ümidimizi yitirmeden ellerimizi açıp, sonsuz merhamet sahibi Yüce Rabbimizden yardım isteriz.

 

Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler

Arif Anı seyreyler,

Mevlâ görelim neyler,

 Neylerse güzel eyler… diyen İbrahim Hakkı Hazretleri, mü’minde bulunması gereken bu güzel vasfı veciz bir şekilde ortaya koymuştur.

‘’Müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah anılınca yürekleri ürperir, onlara Allah’ın ayetleri okununca, o ayetler onların imanlarını artırır ve onlar yalnız Rablerine dayanıp güvenirler.” (1)buyuran Cenab-ı Hakk, nasıl olsa Rabbim benim rızkımı verir diyerek bir köşeye çekilip çalışmadan gayret göstermeden yani sebebini işlemeden Mevlâ’dan rızık beklemek saflık olur.

Bu konuda şöyle bir hikâye de anlatılır: “Vaktiyle medresede okuyan öğrencilerden birisi şöyle demiş: “Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de:

    “Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı Allah’ın üzerinedir.”(2) buyuruyor. 0 hâlde ben rızık için çaba harcamamalıyım. O gelir beni bulur. Yeter ki ben Allah’a tevekkül edeyim.” demiş.

 Arkadaşları, bunun yanlış olduğunu söyleyerek kendisini uyarmaya çalışmışlarsa da, dinlememiş. Her öğün yemek için öğrenciler tabakları ile birlikte sıraya girip yemek alıyorlar. Bu öğrenci sabah çorbası dağıtılırken sıraya girmemiş, “Nasıl olsa aşçı gelir beni bulur ve yemeğimi verir.” demiş.

Aşçı her zamanki gibi sıraya girenlere yemeği dağıttıktan sonra “Başka yemek almayan var mı?” diye seslenmiş, cevap alamayınca bırakıp gitmiş.

Bu öğrenci aç kalmış. Öğle olunca aşçı gelmiş, yine sıraya girenlere yemeği dağıtmış ve sabah çorbasını dağıtırken yaptığı gibi yine seslenmiş: “Yemek almayan var mı?” Cevap alamayınca tam gitmek üzere iken, odasında yemeğin ayağına gelmesini bekleyen öğrenci, yine aç kalacağını anlayınca, öksürmüş. Bunu duyan aşçı: “Ne öksürüyorsun? Yemek istiyorsan tabağını uzat, yemek vereyim.” demiş.

Öğrenci de tabağı ile gelmiş ve yemeğini alıp karnını doyurmuş. Sonra da arkadaşlarına: “Allah rızkımızı vereceğini bildirmiş, ama öksürmeden de vermiyor.”demiş.

Allah(c.c.), rızkını arayana ve çalışana verir. Allah Tealâ her canlının rızkını vereceğini va’detmiştir. Bu rızkın elde edilmesi için de birtakım sebepler yaratmıştır. Bu sebeplere yapışmak ve Allah’ın takdir ettiği rızkı arayıp bulmak, insanoğlunun görevidir. 

El açıp derdimizi rahatça söyleyebileceğimiz, Hak kapısından başka kapılar aramak, yalan dünyaya ve dünyalıklara değil, bizleri yaratan sahibimiz Mevlâ'mıza güvenmelidir. Yüce Mevlâmızın ''Mü'minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların sadece imanını artırır. Onlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.”(3) şeklindeki buyruğu da bunun en güzel ifadelerinden biridir.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in her gün evden çıkarken yaptığı şu duaya hep beraber amin diyelim:

“Allah’ın adıyla tevekkül ettim. Allah'ım! Ayağımızın kaymasından, şaşırmaktan, zulmetmekten zulme uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırız”(4) 

 

Dipnotlar:                                                                                                                                                           1-Enfâl,8/2.                                                                                                                                                                    2-Hud, 6.                                                                                                                                                    3-Enfâl, 8/2.                                                                                                                                                4-Tirmizî, Deavât, 35.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık