• 05 Ağustos 2019, Pazartesi 9:30
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Kurban Yakınlaşma Vesilesidir

İnanç bilincimizi tazeleyen, millet olma irademizi diri tutan, kardeşlik duygularımızın yanı sıra birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştıran, rahmet dolu bereketli günlere bizleri kavuşturan Yüce Mevlâ’mıza sonsuz şükürler olsun.

Yüce Dinimiz İslâm, insanoğlunu Mevlâ’sına yakınlaştırmak, arasında sıkı bağlar kurmak ve kendisinin samimi ve ihlâslı bir kul olmasına vesile olmak için çeşitli ibadetler kılmıştır.

Yüce dinimiz İslâm’da iki büyük bayram vardır. Bunlar, Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır. Sevgili Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiklerinde, Medine’lilerin eğlendikleri iki günleri vardı. Hz. Peygamber (s.a.v.):  “Bu günler nedir? diye sorduğunda Medine’liler: “Biz câhiliye döneminden beri bu günlerde eğleniriz.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): “Allah size, o iki gün yerine daha hayırlı iki bayram vermiştir. Bunlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır.” buyurmuştur.

Ramazan ve Kurban Bayramları hicretin ikinci yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Bilindiği gibi bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Barış, huzur ve esenlik dini olarak İslam’ı bize gönderen Cenâb-ı Hakk, buna paralel olarak hayatımıza güzellikler katsın diye bayramları lütfetmiştir.

Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günler olup, sevinçleri büyütme mevsimidir. Bayramlar, toplumsal dayanışma ve paylaşma duygusunu geliştirip, kardeşlik bağlarını pekiştirmektir. Kulluk bilinci bu sayede canlı bir şekilde yaşanır.

Bayram günleri barış ve sevinç günleridir. İnsanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip olan bayramlar, dinî his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesine de vesile olmaktadır.

Bayramlar, inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirirken, milli ve dini duyguların kabarmasına, inançların pekişmesine, yaşadığımız toplum içinde birlik ve beraber olma duygusunu artırmada katkısı çoktur.

Bayramlar, sevinç ve neşe günleri olup, selâmlaşıp musafaha ederek, kucaklaşıp ziyaretleşerek, kurban etlerini paylaşıp ikramda bulunarak; sokakların, komşuların ve insanların gönüllerine sevinç taşımalıyız.                

Yaklaşmak, Allah'a yakın olmaya vesile olan şey anlamına gelen Kurban kelimesi, dini terim olarak, Allah rızasını kazanmak amacı ve ibadet niyetiyle belirli vakitte, belirli nitelikleri taşıyan hayvanı usulünce kesmek demektir.

İslam Alimleri, Kuran’da Hz. Peygamber’e hitaben “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” (Kevser.108/2.) buyrulmasının ümmeti de kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşündedir.

Sevgili Peygamberimiz(s.a.v.) birçok hadisinde hali vakti yerinde olanların kurban kesmesi emredilmiş, hatta “kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın” (Müsnet, 2/321; İbni  Mace, Edahi.2.).buyurmuşlardır.                                           

Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de kurbanı bir ibadet olarak kabul etmiş ve bizzat kendisi de kurban kesmiştir. Hz. Peygamberin (s.a.v.), meşru kılınmasından itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kestiği bilinmektedir (Tirmizî, Edâhî, 11; bkz. Buhârî, Hac, 117, 119; Müslim, Edâhî, 17).

Kurban kesmenin sosyal ve iktisadi açıdan da pek çok faydası vardır. İbadetin özünü teşkil eden bu gaye ancak dinimizin bildirdiği şekil ve şartlarına uyulduğunda gerçekleşmiş olur. Kişi kurban kesmekle Allah’ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Zira kurban, Allah'a, yüce ve ilâhî olan her şeye yakın olma arayışıdır.

 

İnancımızın kemal derecisini bulması için bayramlarda yapacağımız en önemli işlerden biri de yetim, kimsesiz ve yoksullarla ilgilenmek, onlara maddî-mânevî destek olarak, kendilerine yalnızlıklarını hissettirmemektir. Önce kendi gönüllerimiz bir sevinç yumağı hâline gelmeli, sonra annelerimizin, babalarımızın ve büyüklerimizin gönüllerini şad etmeliyiz.

Kurban bayramının arefe ve bayram günleri, İslâm dünyasının en seçkin günleridir. Çünkü arefe günü, dünyanın her tarafından gelen hacı adayları Arafat’ta dünyalıklardan soyunmuş, âdeta ak kefenlere bürünmüş olarak Allah’a yönelmekte ve O’ndan af ve bağış dilemektedirler. Arafat hayatı, İslam’ın birlik ve kardeşliğe verdiği önemin bir simgesidir.

Ömür sermayesinin kıymetini bilen kimse, zamanını israf etmemeli ve her dakikasını hayırlı amellerle değerlendirmelidir.  Dünya ve ahiret hayatındaki güzelliklerin ortaya çıkması insanoğlunun inancı ve inancının gerektirdiği doğru amelleri işlemekle sağlanacaktır. Çünkü Cennet, emel ile değil, amel ile kazanılacaktır.

Bu duygularla hepinizin bayramını tebrik ediyor, daha nice bayramlara sağlıkla, huzurla erişmenizi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Mübarek Kurban bayramının ülkemize, İslam âlemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini diliyorum. Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık