• 23 Eylül 2019, Pazartesi 9:00
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Kanaat Tükenmez Hazinedir

Kanaat, elde olana razı olmaktır. Müminlere kanaatkâr olmalarını tavsiye eden Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), kanaatkârlığı iffet, gönül zenginliği ve tokgözlü olmak olarak tarif ederken, asıl zenginliğin mal ziyadeliğinde olmayıp, gönül zenginliğinde olduğunu işaret etmiş, bu hislere sahip olanları överek, şükür etmenin en ileri derecesi olarak gördüğünü değişik hadislerinden anlıyoruz.

“Yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?. Sizi çift çift yaratmadık mı?. Uykunuzu dinlenme vakti kılmadık mı? Geceyi bir örtü yapmadık mı?. Gündüzü çalışma vakti kılmadık mı?. Üstünüze yedi kat sağlam gök bina etmedik mi?. Parlak ışık veren Güneş’i var etmedik mi?. Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırmadık mı?”(Nebe’ Suresi Ayet 6-16.).buyuran Cenâb-ı Mevlâmız; yeryüzü, gökyüzü, onların yaradılışı ve onlardaki nimetler anlatılarak, gündüzün çalışma, gecenin de dinlenme vakti olduğunu biz kullarına namütenahi nimetler bahşettiğine dikkat çekmiştir.

Yukarda zikredilen ayeti kerime mealinde de anlaşılacağı gibi insanoğlu, maddî ve manevî nimetlerle çepeçevre kuşatılmış bir varlıktır. Nefes alış verişinde bile iki nimeti aynı anda yaşamaktadır. Allah Teâlâ’nın insanoğluna lütfettiği maddî ve manevî nimetlerin tespit edilip sayılması mümkün değildir.

Varlıkların en şereflisi insanın dünyaya geliş gayesi, Yüce Rabbine kulluk etmek ve hem dünyası, hem de ahireti için çalışmaktır. Dünya nimetler deryası olup, bu nimetleri elde etmek için mutlaka çalışmak şarttır. Ancak, kanaat edenin, dünya malı yüzünden gelebilecek birçok belâ ve musibetlerden sahibini muhafaza eder.

Helâl kazanmak için alın teri ve göz nuruyla gayretli çalışmak ve helâlinden üretip helâl yolda harcamak Peygamberlerin sünnetidir. Çünkü Peygamberler de terzilik, marangozluk, çiftçilik, ticaret gibi çeşitli meslek ve zanaat ile meşgul olmuşlar, kimseye yük olmadan kendileri ve aileleri için helâl rızık temin etmişlerdir.

Dünya ve ahiret saadeti elde etmek için çok çalışmak gerektiğini ifade ederken, Müminin kanaatkâr olması ve hırsına esir olmaması gerektiğini de hemen söylemeliyiz. Azla yetinmek, ihtiyaçları asgarî ölçüde karşılayabilecek maddi imkânlarla iktifa etmek, başkalarının elindeki şeylere göz dikmemek ve fazla kazanma hırsından kurtulmak, kanaatin insandaki tezahürleridir.

Çünkü, huzur ve mutluluğa kavuşmanın anahtarı, hırsa kapılmadan kanaat sahibi olup, meşru isteklere ve hedeflere ulaşmak için hakkıyla çalışıp elde edilen nimetlere şükretmekle elde edilir.

Hz. Mevlâna konumuzla ilgili ne güzel de ifade etmiştir:

“Kanaate ermekle hiç kimse canından olmadı. Hırs ile de hiç kimse sultan olmadı. Allah ekmeği domuzlardan, köpeklerden bile esirgemiyor. Şu bulut ve yağmur insanların kazancı değildir. Sen nasıl rızka düşkün, rızkı arayan bir âşık isen rızık da sana âşıktır. Sen rızkın peşinde koşmasan da o senin kapına gelir. Fakat sen onun peşinde koşarsan, başına belâ olur, sana ızdırap verir.” (Mesnevî, c. V, beyt: 2398-2401)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)Efendimiz: “Sizden biriniz mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle davranmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için daha uygundur.” diye buyururken, kendisine yeteri kadar rızık verilen ve elindeki nimete karşı Allah’ın kanaat sahibi kıldığı kimsenin, şüphesiz kurtuluşa erdiğini müjdelemiştir. (Müslim, Zekât, 125)

Ahireti unutup dünyaya yönelen kimse, dünya hayatına ve onda elde edeceği geçici nimetlere razı olup, sahip olduğu her şeye hırs ve tutku ile bağlanır. Binaenaleyh, ister fakir olsun ister zengin, kanaate sahip olmayan kimseler dünyanın cazibesine kapıldığı zaman ahiret hazırlığını unutur ve iki cihanda da kaybedenlerden olurlar.

Yazımızı Hz. Mevlâna’nın böyle kimselere ettiği bir nasihatle bitirelim;

“Rızıklar denizini bir testiye dökecek olsan, ne kadarını alır? Ancak bir günlük kısmet, bir günlük su… Harîslerin, dünyayı çok sevenlerin göz testileri hiç dolmaz. Sedef, kanaatkâr olmazsa içinde inci meydana gelmez.” (Mesnevî, c. I, beyt: 20-21)

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık