• 07 Ocak 2019, Pazartesi 9:02
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

İslâm Sevgi Dinidir

Sevmek, sevgiyle yaşayabilmek; ömrümüz boyunca sahip olduğumuz en büyük nimetlerdendir. Yüce dinimiz İslam, sevgi dinidir. Her iyiliğin başı Allah’ı sevmektir. Dünyadaki mutlu ve huzurlu hayat, Ahirette cennetin sonsuz nimetleri bu sevgi sayesinde kazanılır.

Müslüman olmanın şartı inanmak; inanmanın temeli ise sevgidir. Sevgi etrafındakiler için aydınlatan bir nur, yıkayıp arındıran bir Rahmet, besleyip büyüten bir bereket, kazandırıp zengin eden bir sermayedir.

Yerde ve gökte ne varsa hepsi insan için yaratılmış ve onun emrine verilmiş olan insanoğlunu Ahsen-i takvim üzere yaratmıştır. Bizleri bu kadar çok seven Yaratıcımızı her şeyden çok sevmeliyiz. Allah’ı sevmek, elbette O’nu bilmeye ve tanımaya bağlıdır. Çünkü insan, ancak tanıdığını ve bildiğini sever.

Sevgi; ilahi bir tılsımdır. Girdiği her yere inanmayı, güvenmeyi, yardım etmeyi ve hoşgörüyü getirir. Her şeyde bize örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Allah’ı sevmede de bize en güzel örnektir. O’nun hayatını inceleyenler, O’nun Allah’ı ne kadar çok sevdiğini göreceklerdir. Allah’ı sevmede, O’na güvenip dayanmada tek örnek alınacak insan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’dir.

Sevmek gönül işidir, sevmek her kişinin değil, er kişinin hakkıdır. Allah sevgisi insanı Allah’a yaklaştırır ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olur. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Davut (a.s.)’ın dualarından birisi şöyle idi: Allah’ım, senden senin sevgini ve seni sevmeye ve senin sevgine beni ulaştıracak amelleri dilerim. Allah’ım, senin sevgini bana nefsimden, çoluk çocuğumdan ve soğuk sudan daha sevimli kıl.”

Seven kişi her olaya sevgiyle, merhametle bakar. Herşeyde sevilebilecek bir güzellik görür. Evet, Peygamber sevgisi, Allah sevgisinden sonra gelir. O’nu seven ve sünnetine uyan, dünyada olduğu gibi ahirette de mutlu olacak, O’nunla birlikte cennete girecektir.

Anlatıldığına göre Allah, Hz Musa (a.s.)’a şöyle sordu:

“Ya Musa! Sırf benim rızam için, hiçbir amel işledin mi?”

Hz Musa (a.s.) şöyle cevap verdi:

“Allah’ım, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim ve senin adını zikrettim.” Bu cevap üzerine Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, kıldığın namaz senin lehine bir belge, tuttuğun oruç seni ateşten koruyacak bir kalkan, verdiğin sadaka kıyamet günü altına sığınacağın bir gölge zikir de önünü aydınlatacak bir nurdur. Sırf benim için işlediğin amel nedir?”

O zaman Hz Musa (a.s.) şöyle dedi:

“Ya Rabbi, sırf senin için olan amel nedir?” Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, Hiç bir dostumu sırf beni için sevdiğin ve hiçbir düşmanımdan sırf benim için nefret ettiğin oldu mu?” O zaman Hz Musa (a.s.) anladı ki, en faziletli amel Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”

Gönüllerinde Allah sevgisi yer etmiş olan kimseler her zaman ve her yerde Allah’ı zikrederler. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

“Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her zaman) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler ve şöyle derler: Rabbimiz, sen bunu boş yere yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru.”(Âl-i İmrân S. 191.)

Allah ve Peygamber sevgisi imandandır. Bu sevgiden mahrum olan kimsenin gerçek anlamda inanmış olduğu söylenemez. Nitekim Hz Ömer (r.a.):

“Ey Allah’ın Rasülü! Ben sizi canımdan başka her şeyden daha çok severim.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Ey Ömer, canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, beni canından daha çok sevmedikçe olgun mümin olamazsım.” buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v.)’i dikkatle dinleyen Hz Ömer (r.a.): “Ey Allah’ın Rasülü, vallahi ben şimdi sizi canımdan da daha fazla seviyorum.” deyince Peygamberimiz (s.a.v.): “Ya Ömer, işte şimdi olgun mümin oldun.” buyurdular.

Allah ve Peygamber sevgisi ile birbirini sevenler, birbirlerine saygılı hareket ederler. Birbirlerine haksızlık yapmaktan, birbirinin zararına olacak tutum ve davranışlardan uzak dururlar. Nefisleri için arzu ettikleri iyilikleri sevdikleri için de arzu ederler. Birbirlerine daima iyi ve yararlı nasihatlerde bulunurlar. Sıkıntılı zamanlarında birbirlerine yaklaşır, üzüntülerini paylaşır ve dert ortağı olurlar. Muhtaç iseler ellerinden gelen her türlü yardıma koşar, ihtiyaçlarını giderirler.

Sevginin tadını doyasıya yaşamış Mevlanamız da öyle söylemiyor mu?

“Altın ne oluyor? Can ne oluyor? İnci mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir Sevgiliye feda edilmedikten sonra...”

Yazımızı şöyle bitirelim. Allah’ı seven O’nun Peygamberini de Allah’ın sevdiklerini de sever. Ne mutlu Allah sevgisi gönlünde yer etmiş olanlara ve yine ne mutlu Allah için, O’nun rızasını kazanmak için birbirlerini sevenlere.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık