• 25 Haziran 2018, Pazartesi 15:37
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

İmtihanı Kazanabilmek…

Cenâb-ı Hakk, ‘’ Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?‘’ (En’am, 6/32.) diye ayeti kerimede biz kullarına dünyanın gelip geçici bir mekânda olduğumuzu yaratılış gayesine uygun yaşarsak ebedi hayatımız olan ahiret yurdunda esenlik içinde olacağımızı bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu bizlere bildirmiştir.

Hayat imtihanını kazanmak isteyen insan, bir gün öleceğini ve yaptıklarından hesaba çekileceğini asla unutmamalıdır. Dünya hayatı geçici olup mutlaka ölümle sonlanacaktır. Ahiret hayatı ise bakidir, ölümle başlayıp ebediyen devam edecektir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde cehennemliklerin dünyada çekmiş olduğu ferahın, cennetliklerin ise dünyada çektikleri sıkıntıların cehennem ve cennete nispetle şöyle anlatmakta ve dünyada çekmiş olduğumuz imtihanın neticesinde cennet var ise dünyalık meşakkatin hiçbir öneminin olmadığına şöyle işaret etmektedir.

“Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra:

– Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nâil oldun mu? denilir. O kişi:

– Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir cennete bir kere daldırılır. Ona da:

– Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de:

– Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.”(Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 463.)

Dünya sadece Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmemiz için bir sınanma, bir eğitim yeridir. Ölümü ve hesabı unutmak insanı günah bataklığına sürükler. Günahlar ise insanın ahirette hüsrana uğramasına sebep olur. Oysa insanların göz ardı ettiği çok önemli bir gerçek vardır; o da dünyadaki hayatın çok kısa olmasıdır...     

Osmanlı âlimlerinden Üçbaş Nureddin Hamza Efendi, malını fazla harcamaz, hep biriktirirmiş. Ata binmez, eski elbise ve ayakkabı ile yetinir, böylece tasarruf ederek israftan sakınırmış. Bundan dolayı halk arasında “paracı hoca” olarak tanınmış. Daha sonra biriktirdiği para ile Fatih Karakümrük’te önce Üçbaş Medresesi’ni, daha sonra da Üçbaş Mescidi’ni yaptırmış. Bunu duyanlar şaşırmışlar ve:
“–Hocam, siz parayı çok severdiniz. Nasıl oldu da paraya kıyıp bu hayrâtı yaptırdınız?” demişler. Hoca Efendi:
“–Evlatlarım! Sizler haklısınız. Ben parayı çok severim. Bunun için de paramın dünyada kalmasına gönlüm râzı olmadı. Onu kendimden önce âhirete gönderdim” cevâbını verdi. (Taşköprüzâde, eş-Şekâiku’n-Numaniyye, (thk. A. Suphi Furat), s. 540-541)

İnsan için çeşitli imtihan şekilleri bulunmakla beraber en fazla karşılaştığı imtihan dünyevî arzu ve isteklerle alâkalı olanıdır. Yani insan daha çok para, mal-mülk, makam-mevki, çoluk-çocuk sevgisi gibi dünya hayatının süsü olan nimetlere karşı tutumu ile denenmektedir. İnsanın asıl hedefi ahireti kazanmak olmalıdır. Ahireti kazanmanın yolu ise bu dünya hayatında bizlere sunulmuş imtihanları değerlendirmekle gerçekleşecektir.

İmtihan her bir birey için ayrı cereyan etmektedir. Her ferdin imtihanı ayrı ayrıdır. Kimi zenginliğiyle, kimi fakirliğiyle, kimi evlatlarıyla, kimi eşiyle, kimi ana-babasıyla, kimi hastalıkla vb. nice imtihan şekilleri…

Samimi kalple Allah’a yönelen bir insan karşısına ne tür bir zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve doğruyu bulacaktır.

Cenâb-ı Hak, kullarına maddi ve mânevi namütenahi ihsanlarda bulunmuş, vermiş olduğu mal, mülk, makam, mevki, evlât ve beden güzelliğinin sadece bunlardan ibaret bir nimet olarak düşünmemek gerekir.

Semâ, güneş, ay, aldığımız nefes, yediğimiz yemekler hep Rabbımızın ikramıdır. Hülâsa bütün âlem, mükevvenât, cemâdât, nebâtât, hayvanât hep insanlara hâdim. Bu sûretle Cenâb-ı Hak kullarına kendisinin varlığını, ulûhiyetini, settarlığını, gaffarlığını, rahmanlığını daha nice sıfatlarını bildirmiştir. Çünkü insan kendi kadrini, şerefini, yaratılış sebebini bilmeli. İnsan hakîkatte bir cevherdir. Çünkü Hakk’ın temsilcisidir.(Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-1,s.218-220.) 

Yüce Rabbim imtihanımızı başarıyla tamamlayıp dünya ve ahiret huzurunu yakalamayı ve sabırla her türlü zorlukların üstesinden gelmeyi nasip etsin. Mevlâm kendine hakiki mânâda kul olmayı ve razı olduğu kullarından eylesin.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık