• 07 Ekim 2019, Pazartesi 8:59
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

İbadet Etsinler Diye…

İbadet topyekûn insanın Cenâb-ı Hakk’a teslimiyeti, sadece O’na boyun eğmesi, kulluğudur. İbadet, imanın ete-kemiğe bürünmüş hali, canlı tezahürleridir. İbadetlerin temel hedefi, birey ve toplum hayatında ahlâki dönüşümü sağlamaktır. İslâm’a göre, insanın yaradılış gayesi ise sadece Allah’a ibadet etmektir. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yaratttım.” (ez-Zariyat, 56)

Dünya ve ahiret hayatındaki güzelliklerin ortaya çıkması insanoğlunun inancı ve inancının gerektirdiği doğru şeyleri yapmakla sağlanacaktır. Yüce Allah biz kullarını uyarmakta, dünya hayatının ve içerisinde verilenlerin geçiciliğine vurgu yapmakta, onlara aldanılmamasını tavsiye etmekte ve geçici dünya malına aldanıp, sâlih amel işlemeyenlerin sonunu hüsranlık olduğunu “Mallar ve evlâtlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak sâlih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.”(Kehf, 18/46.) diye bizlere bildirmektedir.

Gönderilen en son ve en kâmil din olan İslâm Dini, iman, ibadet ve ahlâk ilkeleriyle bir bütün halinde kendisine uyulduğu zaman kişiyi dünyada da ahirette de razı olunan bir hayata götürecektir. Bütün ilkelerin yerine getirilmesinde en temel kriter ise niyettir.

İbadet, sadece namaz ve Allah'ı zikretmekten ibaret değildir. Rabbin rızasını talep, emrini yerine getirmek için yapılan her sâlih amel bir ibadettir. İman ve salih amel bizi ahirette Rahmân’ın rahmetine ulaştıracak en kıymetli sermayemizdir.

Bir mümin,  Allah'ın bütün emir ve yasaklarına uymakla ibadet etmiş olur. Hatta yeme, içme ve yürüme gibi mubah olan ameller, bedenen sağlıklı olmak amacıyla yapıldığı zaman ibadet olur. Bütün işler bu şekilde halis bir niyetle yapıldığında ibadet kapsamına girerek sevaba vesile olur. İbadette sabırlı olmak ve az da olsa devamlı yapmak esastır.

Ayet-i kerimede “O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir; öyleyse O’na ibadet et ve bu ibadette sabırlı ol. Hiç O’na benzeyen bir şey bilir misin? İnsan, ‘Ben öldüğümde mi diriltileceğim?’ der. Bir insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mı?” (Meryem Sûresi, 66-67) Diğer bir başka âyette; “Doğrusu Rabbinin huzurunda olanlar, O’na ibadet etmekten kibirlenmezler. O’nu tenzih ve tesbih ederler. Ve sadece O’na secde ederler.” (Araf, 206) buyurulmaktadır.

Nitekim İmam-ı Gazâli: “Kaliteli Müslümanlık salt namaz ve oruçla değil, ahlâki değerlerin temsilinde ortaya çıkar” der. Zaten ibadetlerden amaç da bu değil midir? Yine bir âyette şöyle buyrulur:  “Sizin kestiğiniz kurbanlarınızın ne etleri, ne kanları Allah’a ulaşır. Ancak sizin takvanız Allah’a ulaşır.” Oruçla ilgili Peygamberimizden gelen bir rivayette de: “Nice oruç tutanlar vardır ki tuttukları oruçtan kârları sabahtan akşama kadar aç ve susuz kalmalarıdır” buyrulur.

Hz. Mevlâna’nın “Ya göründüğün gibi ol, Ya olduğun gibi görün” sözüyle çok güzel bir şekilde ifade ettiği üzere insan içi ve dışı bir olmalıdır. Kendisinde olmayan şeyleri varmış gibi insanlara göstermek hiçte ahlâki olmayan hususlardır. Ya niyetimizi halis hale getiriceğiz, yada yapmış olduğumuz davranışlarımızı niyetimize göre şekillendireceğiz.

Sehl b. Sa’d Saidî (r.a.)’ın rivayetine göre Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Müminin niyeti amelinden, münafığın ise ameli niyetinden daha hayırlıdır. Herkes niyeti uyarınca amel işler.”

Yapılan herhangi bir işte sonuç ihlâs ve niyete göre verilmektedir. Kişinin niyeti iyi olduğu müddetçe yapmış olduğu işlerin neticesi iyi, kötü niyetin getirisi de kötü olacaktır.

Sâlih ameller işleyenler dünya mutluluğunu elde ettikleri gibi ahiret mutluluğu olan cenneti de elde edeceklerdir. Çünkü Yüce Rabbimiz böyle buyurmaktadır. Mevlâmızın istemiş olduğu, Sevgili Peygamberimizin de hayatına aktarmış olduğu güzel işleri yapmamız bize ahiret saadetini getirecektir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in değişik birçok ayetinde bu hususu şöyle vurgulamaktadır.

 “Erkek olsun, kadın olsun inanmış olarak kim sâlih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir ‘çekirdeğin sırtındaki tomurcuk kadar' bile haksızlığa uğramayacaklardır.”(Nisa, 4/124.)

Cenâb-ı Hakk, bizlere kendi rızasına uygun davranışlar sergilemeyi, iyi işlerle meşgul olup, Salih kimselerle olmayı, dünyadan iyi şekilde ayrılmayı, ardımızdan iyi nesiller bırakmayı, iyilerle mahşer meydanında toplanmayı, Efendimiz (s.a.s.) ile beraber Cennete girmeyi hepimize nasip etsin. Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık