• 19 Ağustos 2019, Pazartesi 9:09
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Herkes Yaptığı İşin Karşılığını Niyetine Göre Alır

En son ve en kâmil olan Yüce dinimiz İslâm, iman, ibadet ve ahlâk kurallarıyla bir bütün halinde riayet edildiği zaman kişiyi dünyada ve ahrette istenilen sonucundan mutlu olunacağı bir hayata kavuşturacaktır. Tüm ilkelerin yerine getirilmesinde ki en önemli kıstas, elbette ki niyettir.

Niyetin önemini, Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bizlere şöyle bildirmektedir.

 “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.”

(Riyazü’s-Salihin, Hadis No:1.) 

Cenâb-ı Hakk’a kullukta samimi olmak ve ibadetleri sırf Allah Tealâ’ya tahsis ederek, hiçbir maddi çıkar ve başka bir gaye gütmeden yerine getirmeye ihlâs diyoruz. Yani bir şeyi saf temiz ve arıtılmış hale getirmek. Kalbi saf etmek, çıkar ve şöhret amacı güdülmeyen, içten, riyasız, samimi sevgi ve bağlılıktır ihlâs.

Samimi ve ihlâsla yapılan bir niyetin insanoğluna sağladığı bir başka güzellik ise, asıl itibariyle ibadet olmayan hususlara iyi niyet sayesinde ibadet değeri katmasıdır. Kulun gerek tutum ve davranışlarında gerekse sözlerinde yalnızca Allah’ın rızasını gözetmesi gerekir.

Rasulullah buyurdu ki:

"Kim işlediği hayrı şöhret kazanmak için halka duyurursa, Allah onun gizli işlerini duyurur. Kim de işlediği hayrı halkın takdirini kazanmak için başkalarına gösterirse, Allah da onun riyakârlığını açığa vurur.(Buhari.)

Yapılan ibadet ve işlerde gösterişe yer vermeme, ibadet ve taatta riyadan uzaklaşma hali ve kalbin safasına keder veren şeyden, kalbi uzak tutmak. Sırf Allah rızasını düşünmek, ona göre hareket etmek ve sadece Allah için ibadet etmek. İnsanın olgunlaşması, dünya ve ahiret saadetine kavuşabilmesi ve gerçek manada tevhid inancına sahip olabilmesi, ancak böyle bir ihlâs ve samimiyeti kazanmasıyla mümkün olabilir. 

Nitekim yürüdüğümüz yolda bulunan taşı “Allah rızasını kazanmak niyetiyle” kaldırmak, yine O’nun rızası doğrultusunda helâl lokma kazanmak için çalışmak, kişiyi ibadet sevabına ulaştırmaktadır. Çünkü bunlar, kalbin amelidir. İslâm nazarında da amellerin değeri, onların ortaya çıkmasına sebep olan niyet ve ihlâs ile ölçülür.

Şirkten ve şirki çağrıştıran her türlü düşünce ve davranışlardan uzaklaşarak kalbimizi Allah’a yöneltmemizin neticesi ihlâstır. İslâm'da ameller niyetlere göredir. Amellerden beklenen ecir ve sevabın alınabilmesi, ibâdetin yapılmasından daha çok, niyetin hâlis ve katkısız olmasına bağlıdır. Hadîste;

"Ameller niyetlere göredir. Her bir kimse için niyet ettiği şey vardır" (Buhari, Bed’ü-l Vahy, 1; Müslim, İmare, 155.) 

İhlâs kavram olarak, şirk ve riyadan, batıl inançlardan, kötü duygu ve düşüncelerden, çıkar hesaplarından ve genel manada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızasını gözetmeyi ifade eder. İhlâs; bir kalp hareketi ve ruhanî bir davranıştır. Kalp temizliğinin ve sağlamlığının bir delilidir. Yalnız Allah'ın rızasını arayan bir niyettir.

Rasulullah (s.a.v.)buyurdu ki:

"Mü'minin niyeti (maksat ve ihlâsı) amelinden hayırlıdır. Münafığın ise ameli niyetinden hayırlıdır."(Taberani M. Kebir, Şuabu’l-İman.) ‘’Allah sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar.(Müslim.)        

Kişinin bütün varlığı ve benliği ile Allah'a kulluk etmesi ve bu kulluğun da ondan başkasını düşünmemesidir. Allah’tan başkası için amel işleyenlere ahirette sevap yoktur. Ayrıca İhlâs, "kalbi garaz şüphesi ve zan eğriliğinden temiz tutmaktır" şeklinde tarif edilmiştir. İhlâsta Hakkın rızâsı talep edilir, yapıları işlerde, riya, gösteriş, menfaat ve şöhret gayesi güdülmez.(A.g.e. ‘’İhsan’’ maddesi.)

İmam Nevevî diyor ki:

- Bir kimse yaptığı kötülüğü başkası duyduğu zaman üzüldüğü gibi, yaptığı iyi şeyler duyulduğunda da üzüntü duyarsa, bu onun ihlâsının alâmetidir. Çünkü, nefsin ondan lezzet alması riyaya işarettir. Bazen riya, birçok günahtan daha tehlikelidir. İhlâs, niyetlerin temiz ve samîmî olmasıdır ki, ibâdetlerin sıhhat ve bereketi buna bağlıdır.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık