• 26 Aralık 2016, Pazartesi 7:33
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Hayırlı Ümmetin Birlik Vakti

Cenâb-ı Hak biz âciz kullarını meccânen, yani bir bedel ödemeksizin Habîb-i Ekrem(s.a.v.) Efendimiz’in ümmeti olmakla şereflendirmiştir. Bu muazzam lütuf ve ihsandan dolayı ne kadar şükretsek azdır. O’na ümmet olmanın ne büyük bir ikrâm-ı ilâhî olduğunu Süleyman Çelebi merhum şöyle ifade etmiştir:

Ümmetin olduğumuz devlet yeter!                                                                                                                       O, en büyük nimet; O’na ümmet olmak, en büyük nasip ve devlet…

Sevgili Peygamberimiz;

“Benim ümmetimin misâli, yağmurun misâli gibidir. Evveli mi daha hayırlıdır, sonu mu daha hayırlıdır bilinmez! (Evveli de hayırlıdır, sonu da hayırlıdır.)”(1) buyurmuşlardır.

 

Ömer bin Hattâb -radıyallâhu anh-’ın şu rivâyeti, asr-ı saâdetten sonra gelip Kur’ân ve Sünnet istikametinde, hayırlı ümmet vasfında bir hayat yaşayanlar için ne büyük bir nebevî müjde ihtivâ etmektedir:

 

“Bir gün Peygamber Efendimiz’le beraber oturuyorduk. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir ara;

«–Söyleyiniz, îmân edenler arasında en üstün îmâna sahip olanlar kimlerdir?» diye sordu.

 

Ashab; önce melekleri, sonra peygamberleri ve daha sonra da şehidleri en üstün îmâna sahip kimseler olarak zikrettilerse de, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- her defasında;

 

«–Evet, onlar öyledir ve bu onların haklarıdır. Allah onları öyle bir mertebeye çıkarmışken bu pâyenin onlara verilmesini ne engelleyebilir? Ama ben bunları sormuyorum.» buyurdu. Ashab;

 

«–Öyleyse kimler olduğunu siz söyleyiniz yâ Rasûlâllah!» deyince Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdular:

 

«–Onlar, şu an babalarında ve atalarında meknuz olan bazı kimselerdir ki; benden sonra gelecekler, beni görmedikleri hâlde bana îmân edecekler, beni tasdik edecekler ve Kur’ân’ı okuyup muhtevâsıyla amel edecekler. İşte îmân edenler içinde en üstün îmâna sahip olanlar bunlardır.» buyurdu.”(2)

Hadîs-i şerifteki müjde, Kur’ân ve Sünnet’i yaşamak şartına bağlı… Yaşamayanlardan ise Allah Rasûlü’nün şikâyetçi olacağını âyet-i kerîme şöyle bildirir:

“(O gün) Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı büsbütün terk ettiler.”(3)

İslâm dünyası olarak oldukça endişe verici bir süreçten geçiyoruz. Hemen her yerde birçok sıkıntı ile cebelleşiyor İslâm dünyasının halkları. Etnik ve mezhebi ayrışmalar, siyasi istikrasızlıklar, iç savaşlar, kan ve gözyaşı hâkim ümmetin çok geniş bir coğrafyasında. Bu kaygı verici durumun nasıl ve ne şekilde izale edileceğine ilişkin bölgemizde olup bitenlere baktığımızda ne yazık ki ümit var olabilmek her geçen gün güçleşiyor.(4)

Ancak bugün tek bir vücut gibi olma vaktidir. Birbirimizi sevmede, birbirimize acımada ve birbirimizi korumada tek bir vücut gibi hareket etme vaktidir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v);  

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”(5) buyurmaktadır.

 

Birlik ve beraberliğini koruyan milletler daima yücelmiş ve yükselmiş, bölücülük hastalığının pençesine düşen milletler ise, tarih sahnesinden silinip gittiğini, tarihe baktığı zaman çok rahat bir şekilde görebiliriz. Millî Şairimiz Mehmed Akif ERSOY’un ifadesiyle:

 

“Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

 

Çok uyanık olmalıyız. Bugün İslâm coğrafyasında yaşananlar, kadınlarımızı, çocuklarımızı, canlarımızı, değerlerimizi, tarihimizi, kültürümüzü ve medeniyetimizi yok etme çabasında olanların hangi noktaya eriştiklerini açıkça göstermektedir.

Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Libya’da, Mısır’da ve bir çok yerde ümmetin birliği, milletin şerefi, vatanın hürmeti ayaklar altına alınıyor. Aziz milletimiz, engin basiretiyle tüm yaşananların farkındadır. Birlik ve beraberliğimizi koruyarak ümmet olma bilinciyle dünyaya umut ışığı olmaya devam etmek bu milletin mayasında vardır.

Cenâb-ı Hakk, aziz şehitlerimize lütfuyla, keremiyle, rahmetinle muamele eylesin. Onları cennetiyle ve cemaliyle müşerref eylesin. Ailelerine sabır ve metanet ihsan eylesin. Dinimizin, devletimizin, milletimizin bekasını sarsacak her türlü dâhili ve harici belâlardan bizleri muhafaza eylesin. Kendisine inanan bu necip milletten yardım ve inayetini, kuvvet ve rahmetini esirgemesin. Amin.

Gönülden Muhabbetlerimle.

Dipnotlar:

1- Tirmizî, Edeb, 81/2869; Ahmed, III, 130.                                                                                                       2- Hâkim, IV, 96/6993; Heysemî, X, 65.                                                                                                             3- el-Furk?n, 30.                                                                                                                                                    4- Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi,2014-Kasım, Sayı: 345,s.058.                                                                                                 5- Buhârî, Edeb 27. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık