• 09 Eylül 2019, Pazartesi 8:56
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Eğitim-Öğretimde Yeni Dönem

Aziz milletimizin geleceğini emanet edeceğimiz sevgili çocuklarımızın yeni bir eğitim-öğretim yılına başlamasının mutluluk ve heyecanını hep birlikte yaşıyoruz.

2019-2020 eğitim-öğretim yılının; milletimiz ve devletimiz için geleceğimizin teminatı çocuklarımızın, onlara en iyi imkânları sağlamaya çalışan ailelerimizin ve büyük gayretlerle ülkemizin her köşesinde hizmet veren öğretmenlerimizin yeni eğitim-öğretim yılı heyecanını ve coşkusunu yürekten paylaşıyor ve yeni eğitim-öğretim yılını kutluyorum.

Bugün yeni bir eğitim-öğretim yılına daha başlamış bulunuyoruz. Yeni dönemin, ülkemiz, milletimiz ve nesillerimiz için, verimli, başarılı, huzurlu geçmesi ve hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Eğitimin temeli ailede başlar; okulla ve çevreyle devam eder. İyi yetişmiş bir nesil, ülkemizin en önemli sermayesidir. Güçlü ve kalkınmış bir Türkiye’nin yolu da eğitimden geçmektedir. Gençlere sahip olma, onlara iyi bir eğitim ve terbiye verme, onları kötü alışkanlıklardan koruma bakımından anne-babalara, eğitim ve öğretim kurumlarına önemli görevler düşmektedir.

Kutsal dinimiz İslâm, çocukların ve gençliğin şuurlu yetişmesine son derece önem vermiş, onların hem bedence, hem ruhça, hem gönülce en güzel bir şekilde yetiştirilmesini, onlarda din, iman, Allah, Peygamber, vatan ve millet sevgisinin geliştirilmesini şiddetle emretmiştir.

İslâm; en güzel ahlâki prensipleri ortaya koyan bir dindir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz tarafından bizlere miras bırakılan başlıca güzel ahlâki ilkelerden; doğruluk, sözünde durmak, temizlik, cömertlik, sabır, tevazu, iffet ve hayâ, tevekkül, kanaat etmek, şükür, çalışma, şefkat, cesaret, nezaket, vefa, hoşgörülü olmak, güler yüzlü, güzel sözlü olmak, sadelik gibi ve daha birçok özellik sayabiliriz.

İslâm, teslimiyet; Müslüman da teslim olan insandır. Her şeyin başı, Allah ve Rasûlü’ne teslimiyettir. Teslimiyet, her türlü güzellik ve temizliğin kaynağı olduğu gibi, mânevi eğitimin de temelidir.

Elbette Allah katındaki mükâfat devamlı ve ebedidir. Dünyadaki nimetlerse hepsi geçici şeylerdir. Bu hayata doğumla merhaba diyip, hayatımızı belli zaman geçirdikten sonra ölümle karşı karşıya geliyoruz. Onun içindir ki insan hayatının en verimli çağı gençliğidir.

Çocuk dünya hayatının süsü, aile bahçesinin gülü, milletlerin en büyük ümit ve istikbal kaynağıdır. Zira bugünün çocukları yarının büyükleri olacaklardır: Nasıl ki bizden öncekiler yerlerini terk edip beka âlemine göç ettilerse, bizler de öylece ölüm ırmağında akıp gideceğiz. Bizim yerimizi arkamızda bıraktığımız nesiller alacaktır.

Gençlerimize hem maddi alanda hem de manevi alanda vermemiz gereken birçok önemli hususlar mevcuttur. Manevi hayatlarının gelişmesinde ilk başta vermemiz gereken en önemli sorumlulukların başında inanç gelmektedir. Mânevi eğitim o kadar önemlidir ki, İslâm, ilk vahiyle beraber bu hassasiyeti vurgulamıştır. Eğitimin anahtarı da okumaktır. Bu bize İslâm’ın ilk emridir.

Bir ülkenin geleceği, en büyük enerjisi gençliktir. Gençliğin başıboş bırakılması, milli ve manevi değerlerden mahrum olarak yetiştirilmesi toplumlar için büyük kayıplar doğuracaktır. Bu nedenle gözümüzün nuru olan gençlerimizi ilimle, imanla, güzel ahlâkla yetiştirmek için elimizden gelen bütün gayretleri göstermeliyiz. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

 “Her biriniz çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumludur. Kişi, ehli ve evlad-ı iyali üzerine bir çobandır, aile efradından sorumludur. Kadın, kocasının evinde bir çobandır, ev işlerinden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malında çobandır, muhafaza hususunda sorumludur. Her adam, babasının malında bir çobandır, salahiyetlerinden sorumludur. Hülasa her biriniz çobansınız ve sürünüzden sorumlusunuz.”

Gençlik dönemi; milli ve manevi değerler ışığında kişilerin kimliğinin, karakterlerinin ve kişiliklerinin oturması yine bu döneme rastlamaktadır. Yüce Allah'ın bizlere birer emaneti olan çocuklarımız arasında yozlaşma ve kendi milli değerlerine yabancılaşma daha fazla yaygınlaşmadan gerekli tedbirleri almalıyız.

Unutulmamalıdır ki yeni yetişen nesiller, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Bu sebepledir ki her millet, kendi geleceğini güvence altına almak, milli ve manevi değerlerini yükseltip geliştirmek gayesiyle bilgili, görgülü, çalışkan ve üretken nesiller yetiştirmeye özen göstermektedir.

İslam'ın gayesi, insanı kemale erdirmektir. Bu da ancak nesillerimizi iyi eğitmekle mümkündür. Çocuklarımız ve gençlerimiz, bizim ümitlerimiz ve yarınlarımızdır. Onları, ne kadar dinî ve millî değerlerimize göre yetiştirir, ailevî, ekono­mik, kişisel sorunlarıyla yakından ilgilenir, özellikle ruh sağlıklarını bozucu her türlü etkiden koruyup, ai­le hayatını teşvik ederek sağlıklı bir hayat biçimine kavuşturursak, geleceğimizden o oranda emin oluruz.

Yazımı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)'in iki hadis-i şerifinin meâliyle bitiriyorum: "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiye ve edepten daha değerli bir miras bırakmış olamaz."(250 Hadis, 204.) ve "İnsanlar içinde Al­lah'ın en çok sevdiği kimse, kötülükleri terk edip iyi­liklere yönelmiş olan gençtir."(Ramizul Ehadis, 383.) Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık