• 23 Nisan 2018, Pazartesi 8:34
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Doğruluk İnsanı Cennete Götürür

Doğruluk ve dürüstlük bütün inançların ve işlerin ruhudur. İnsan onurunun ve sağlıklı toplum yapısının vazgeçilmez değerlerinden biri olan doğruluk, hedefe varmanın en kısa ve en emin yoludur. Doğruluk, dünyada şeref, ahirette saadettir. Selamete vesiledir. Bunun için Kuran, insanı gerçek hedefe götürücü ve erdirici olarak gördüğü yola sıratı mustakîm-dosdoğru yol ismini vermiştir.(Fatiha, 5/5.)

Sakafi kabilesinden Abdullah b. Süfyan (r.a.) şöyle demiştir: “Peygamberimiz (s.a.v.) ’e: “Ey Allah’ın Rasülü! İslamiyet hakkında bana bir öğüt veriniz ki sizden sonra artık kimseye bir şey sormaya ihtiyacım kalmasın.” dedim. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.v.) : “Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol.” buyurdu.

Doğruluk, Allah’ın ve Peygamberi(s.a.v.)’in sevgisine mazhar kılar. Doğru sözlülüğün karşıtı yalancılıktır. Yalancılık ise kötü bir huy ve nifak belirtisidir. Doğruluk insanı nurlandırır ve ahirete imanla göçmesine vesile olur. Peygamberimiz (s.a.v.), dilin ve kalbin uyum içerisinde olmasını ve her ikisinin de istikamet üzere bulunmasını tavsiye etmektedir.

“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’a ve O’nun Rasülüne iman etmişlerdir. Sonra (imanlarında) şüpheye düşmemişler ve Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşmışlardır. İşte böyle kimseler, imanlarında sadık olanlardır.”  (Hucurat, 15.) Bunun için İslam, insanlara inançta, sözde ve işte doğruluk ve dürüstlüğü emreder.

Bir gün Hz Peygamber(s.a.v.)’e bir adam gelerek: “Ya Rasülallah! Ben Müslüman olmak istiyorum. Fakat İslam’ın yasakladığı birçok kötü huylarım var, bunlardan vazgeçemiyorum.” dedi. Hz Peygamber (s.a.v.): “Benim hatırım için yalanı bırak, bundan sonra yalan söyleme.” buyurdu. Adam bu teklifi memnuniyetle kabul etti. İslam’ı kabul ederek, imanla şereflendi.

İçki, kumar, zina vb kötülüklere alışkın olan adam düşündü: “Ben şimdi yalanı bıraktım. Neye mal olursa olsun yalan söylemeyeceğim. Şimdi içki içip, kumar oynayıp, zina yapsam, yarın Hz Peygamber (s.a.v.), bana sorsa ne cevap vereceğim? Yalan söylemeyeceğime göre evet demeye utanmaz mıyım?” Adam bu şekilde düşünerek bütün kötü huylarından vazgeçti.

Mümin yalan konuşmaz ve yalanla iş yapmaz. Doğruluktan ayrılanlar, yalnız içinde yaşadıkları cemiyete zarar vermekle kalmazlar, kendilerinden sonraki nesillere de kötü örnek olurlar. Daha açık bir ifade ile Müslüman, düşündüğü gibi konuşmalı, konuştuğu gibi olmalıdır. Doğru müminler, dünyada güzel ahlaklı, sevilen ve sayılan bir şahsiyet olarak yaşar.

Şüphesiz doğru insan olmak için gayret eden güzel insanlar, izzet, şeref, fazilet, iffet, haysiyet ve vakar sahibidirler. Din ve dünya işlerinin tamamında doğru olmak ise, İslâm'a bağlı kalmakla mümkün olacaktır.

Abdullah b. Amr (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz(s.a.v.), evimizde bulunduğu bir günde annem beni yatıştırmak için: “Yavrum gel sana bir şey vereceğim” diyerek beni çağırdı. Peygamberimiz(s.a.v.) anneme: “Çocuğa ne vermek istedin?” diye sordu. Annem: “Hurma vermek istedim.” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz(s.a.v.): “Eğer bir şey vermeseydin de çocuğu aldatmış olsaydın sana bir günah yazılırdı.” uyarısında bulundu.

Sözü ile özü arasında ayrılık olmamalıdır. Böyle olduğu takdirde olgun mümin olur. Böyle olduğu takdirde çevresine güven vermiş olur. Verilen sözü yerine getirmek ve dürüst olmak Allah'ın emri, Müslümanlığın alâmeti, insanlığın gerekçesidir. Din ve dünya işlerinin tamamında doğru olmak ise, İslâm'a bağlı kalmakla mümkündür. Doğruluk, doğruyu konuşmak, ilişkilerinde ve alışverişlerinde dürüst olmak, kimseyi aldatmamaktır. Dosdoğru olmak elbette kolay değildir. Bize düşen elden geldiğince doğru olmaya çalışmaktır.

Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY ne güzel söyler:

Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır,

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farzedilsin havf-ı Yezdânın,

Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın.

Cenâb-ı Hak cümlemizi dosdoğru olmaktan ve dosdoğru yaşamaktan ayırmasın. Âmin.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık