• 09 Aralık 2019, Pazartesi 8:53
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Cennete Gireceklerden Olalım

Mevlâmız yarattığı kullarına birbirini takip eden iki hayat vermiştir. Birincisi fâni, kısa ömürlü ve kazanca dönüştürülmesi gereken dünya hayatıdır. İkincisi ise ebedi ve ölümsüz olan âhiret hayatıdır.

Cenâb-ı Hakk insanı,  ahsen-i takvîm olarak yaratmış ve ona, bu dünyada sınırlı bir ömür vermiştir. O, bu sınırlı ömrün her anından, hesaba çekilecektir. Bunun için insanın, ömrünü ve zamanını çok iyi değerlendirmesi gerekir. Dünya imtihanında başarılı olmak için gayret gösterenler, Allah’ın rızasına ve ebedi nimetler yurdu olan cennete kavuşacaklardır.

 

Cennete giden yola imanla girilir. Zira ebedi kurtuluş, imandan geçer. Cennet; Allâh’ın rızâsını kaybedip gazabına uğramaktan hakkıyla korkan, günahlardan titizlikle sakınan, insanları incitmekten son derece uzak duran ve Allâh’a lâyıkıyla tevekkül eden rakik kalpli mü’minlerin varacağı yerdir. Ölüm sonrası hayatın mutluluk kapısını aralamak için dini görevlerimizi, ibadetlerimizi ihmâl etmemiz gerekir.

 İnsan akıl ve irade sahibidir. Müslüman, attığı her adımın hesabını iyi yapmak durumundadır. Zaman zaman yaşadığı hayata bakmalı, geçirdiği ömrünün aşamalarını gözden geçirmeli ve hesabı verilebilir bir hayat sürüp sürmediğini muhasebe etmelidir.

Evet bu dünya hayatı geçicidir. Mutlaka ama mutlaka ölümle sonlanacaktır. Ahiret hayatı ise bakidir, ölümle başlayıp ebediyen devam edecektir. Geçici olan dünya hayatının oyun ve eğlencesine, çekiciliğine aldananlar, Cenâb-ı Hakk’ı ve ahiret gününü unutanlar kaybedenlerdir. Lâkin bu aldanışa düşmeyenlerin elbette ki sonu huzur, mutluluk ve bahtiyarlık olmuştur. 

Allah’ın varlığına ve birliğine, O’nun peygamberlerine, meleklerine, kitaplarına, ahiret gününe, kaza ve kaderin Allah’tan olduğuna gönülden inanmak mümin olabilmenin ilk şartıdır. Cennete girmenin temel şartı imandır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor:

“Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin eni gibi olup Allah’a ve Resülüne inananlar için hazırlanmış bulunan bir cennete yarışarak koşuşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.(Hadid, 57/21.)

Bir kimsenin cennete girebilmesi için önce inanması gerekir. Çünkü Cenâb-ı Hakk, inanmayan ve ortak koşan kimseye cenneti haram kılmıştır. Bir başka ayet-i kerime’de de şöyle buyurulmuştur:

“Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer arası kadar olup, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insan--ları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler —ki Allahtan başka günahları kim bağışlar— ve bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.”(Al-i İmran, 3/133-135.)      

Hayat imtihanında başarılı olmak için insan, sürekli kendini kontrol etmeli ve nefis muhasebesi içinde olmalıdır. Geçip giden gençliğini, ömrünü nasıl değerlendirdiğinin, kazandığı mal ve servetiyle neler yaptığının, öğrendikleriyle nasıl amel ettiğinin muhasebesini yapmalı ve kendine çeki düzen vermelidir.

Mü’minler, Cennette, kendilerine lutfedilen nimetleri kaybetme ve Allah’ın rızâsından uzaklaşma korkusu olmaksızın ebediyyen kalacaklardır. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de. Siz ve eşleriniz büyük bir sürurla ve neş’eler içinde cennete giriniz! Hizmetkârlar, altın tepsiler ve kadehlerle onlara ikrâmlarda bulunmak için devamlı etraflarında dönüp dururlar. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: «Siz, orada ebedî olarak kalacaksınız, dünyada yaptıklarınıza karşılık size lûtfedilen cennet işte budur. Orada sizin için pek çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz!» denilir.” (Zuhruf, 68-73)

 

Rabbimiz, cennetine götürecek, cehennemden kurtaracak yolu bizlere hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’de öğretmiştir. Peygamberlerin uyarılarına kulak vererek Allah’ı tanır, yalnız O’na ibadet eder, buyruklarına uyup yasaklarından sakınırsa Allah onu, sonsuz nimet ve lezzetleri olan cennetine koyarak mükâfatlandıracağını bir lütuf olarak vadetmiştir.

Yazımı şu duayla bitirmek istiyorum: “Allah’ım! Senden cenneti ve bizi cennete yaklaştıran söz ve amelleri isteriz. Cehennem ateşinden ve bizi ona yaklaştıran söz ve davranışlardan sana sığınırız.”(4-İbn Mâce, Dua, 4.) Gönülden Muhabbetlerimle…

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık