• 24 Şubat 2020, Pazartesi 9:06
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Çalışmanın Yanında Sabır ve Tevekkül Birlikte Olmalıdır

Tevekkül, insanın her işinde Allah’a güvenmesi ve O’na dayanmasıdır. Tevekkül etmek, tembellik ve miskinlik olmadığı gibi, çalışma ve terakki etmeye de mani değildir. Bu irade insana güç verir, kuvvet verir. Allah’a tevekkül, Müminlerin en önemli özelliklerindendir.

Tevekkül, çalışıp çabalamak, çalışıp çabalarken Allah'ın bizimle beraber olduğunu hatırdan çıkarmamak ve sonucu Allah'a bırakmaktır. Çünkü Cenâb-ı Hakk her canlının rızkını vereceğini va’detmiştir.

Çalışma, sabır ve tevekkül birlikte olmalıdır. Çalışmadan işleri Allah’a havale etmemiz doğru olmadığı gibi başarıyı Allah’ın yardımı olmaksızın sadece çalışmamıza bağlı görmek de asla doğru olmaz. Çünkü Allah’ın izni ve yardımı olmadan başarılı olmamız kesinlikle mümkün değildir.(Kur’an’dan Öğütler, DİB. Yay. c.II, s.369.)

Hayatın hangi safhasında olursa olsun, ister aile hayatında ister okul hayatında, ister iş hayatında, ister ticari hayatta ister, isterse sosyal hayatta biz üzerimize düşen vazifeyi gerçek anlamda yerine getirme gayreti içinde olmalı ve işin neticesini Rabbimize havale etmeli, tevekkül etmeliyiz. “Rızkım varsa nasıl olsa beni bulur.” deyip oturmak, sonra da, “Ben Allah’a tevekkül ettim, 0 benim rızkımı verecektir.” demek yanlıştır. Allah’ın böyle bir âdeti yoktur. Ancak, Cenâbı Hakk, rızkını arayana ve çalışana verir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Sizler Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz (sabahleyin) aç çıkıp (akşamleyin) tok olarak dönen kuş rızıklandığı gibi, elbette siz de rızıklanırdınız.”(İbn Mace, Zühd, 14.)

Yaşantımızda bir çok şeyi arzu etmekteyiz. Arzu ettiğimiz şeylerin ise kendimiz için hayırlımı şerlimi olduğunu bilmemekteyiz. Bu nedenle biz arzu ettiğimiz şeyler için çalışmalı çaba göstermeli ve işin nihayetini Allah’a (c.c.) bırakmalıyız. Sonucunda ise bize verilene razı olmalı, ele geçmeyenlerden dolayı Rabbimize asla isyan etmemeliyiz.

Hz. Ömer (r.a.) halife iken Şam’a gitmek üzere yola çıkmış. Serğ denilen yere geldiğinde onu Şam’da bulunan ordu komutanları karşılamışlar ve Şam’da veba hastalığı çıktığını kendisine haber vermişlerdi. Hz. Ömer (r.a.), bir tedbir olmak üzere veba hastalığının çıktığı yere girmemeyi kararlaştırmış ve geri döneceğini söylemişti.

Bunun üzerine komutanlardan Ebû Ubeyde (r.a.): “Ey Halife, böylece Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsunuz? (Allah Teâlâ) ölümünüzü bu hastalıktan takdir etmiş ise ölürsünüz, takdir etmemiş ise size bir şey olmaz).” dedi. Hz. Ömer (r.a.): “Bunu senden başkası söylemeli idi, ey Eba Ubeyde.” dedi ve şöyle devam etti: “Evet, Allah'ın kaderinden, Allah’ın kaderine kaçıyorum (hakkımızdaki takdiri bilmediğim için tedbir alıyorum).” Sonra da şu çarpıcı örneği verdi: “Senin develerin olsa da iki taraflı bir vadiye inseler, vadilerden biri verimli, diğeri çorak olsa, sen de verimli yerde develerini otlatsan, Allah’ın takdiri ile otlatmış, çorak yerde otlatsan da yine Allah’ın kaderi ile otlatmış olmaz mıydın?” dedi ve kaderin nasıl anlaşılması lazım geldiğini açıkladı.

İnsan her ne iş yapıyorsa yapsın, o işini kurallarına uygun olarak yapacak, çalışacak, sabredecek, Allah'tan başarısı için yardım isteyecek ve Allah'ın kendisini muvaffak kılacağına itimat edecektir.(Dini Kavramlar Sözlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları “Tevekkül” md.)

Hz. İbrahim’i yakmak için Nemrut çok büyük bir ateş yaktırmış. Bu ateşin söndürülmesi için bir karınca sırtına küçük bir su parçası koyup gitmeye başlamış. Karıncaya demişler; “Sen bu suyla Hz. İbrahim’in ateşini söndüremezsin” diye. Karınca “söndüremezsem bile ben bana düşen vazifeyi yerine getirmiş olurum” diye cevap vermiş.

Karınca misali biz üzerimize düşeni yapalım. Gerisini en iyi Mevlâmız bilir.

Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir duası ile yazımızı bitirelim. Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor: Peygamberimiz (s.a.v.), evinden çıkarken şöyle dua ederdi: “Allah’ın ismine sığınıyor ve Allah’a tevekkül ediyorum. Allah’ım, doğru yoldan sapmaktan ve saptırılmaktan, ayağı kaymaktan ve kaydırılmış olmaktan, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım.” Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık