• 08 Temmuz 2019, Pazartesi 9:17
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Çalışmak Huzur ve Bereket Getirir

Müslümanlık, hayat dinidir. Hareket ve çalışma dinidir. Müslüman her konuda olduğu gibi, çalışma konusunda da dünyasını ve ahiretini birlikte düşünmelidir. Çünkü dinimiz, dünya ve ahiret mutluluğu için çalışmayı farz kılmıştır.

Yüce dinimiz İslâm, dünya ile ahiret, ruh ile beden ve madde ile mânâ arasında hassas dengeler ve kurallar koymuş olup, bu kurallara uyarak çalışıp gayret edenler hem bu dünyada ve ahiret hayatında sonsuz saadete nail olurlar. O halde, Mevlâmızın hoşnutluğunu kazanmak için gayret etmeliyiz. İnsanoğlu mutlaka dünya ve ahirette kendi amelinin karşılığını görecektir. Nitekim Cenâb-ı Hâk, bir ayetinde, "İnsan, yalnız çalıştığının karşılığını alır"(Necm Sûresi, 53/39) buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) her konuda olduğu gibi, çalışma hususunda da bizler için en güzel örnek olmuştur. Peygamberimiz özellikle çalışma ve emek harcama konusunda daima diğer insanlarla eşit bir muameleye tabi olmak istemiştir. Bu hususu kendi ailevi hayatında ve cemiyet hayatındaki yaşantısıyla bizzat yaşayarak, tüm insanlığa örnek olmuştur. Başkasına yük olmayı değil, onlara yardımcı olmayı prensip edinmiştir.

Dünya nimetler deryası olup, bu nimetleri elde etmek için mutlaka çalışmak şarttır. Çalışan insan: çalışarak, kazanarak, zekâtını, vergisini vererek devletine ve milletine karşı görevlerini de eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olur. Şeyh Sâdî’nin buyurduğu gibi:

“Bulut, rüzgâr, Güneş ve felek senin eline ekmek vermek için çalışıp, hizmet görüyorlar. O ekmeği gaflet etmeden yiyesin diye… Allâh’ın emriyle onlar senin için böyle çalışırlarken, senin vazifeni yapmaman, boş oturman hiç yakışık alır mı?”

Helâl kazanmak için alın teri ve göz nuruyla gayretli çalışmak ve helâlinden üretip helâl yolda harcamak Peygamberlerin sünnetidir. Çünkü Peygamberler de terzilik, marangozluk, çiftçilik, ticaret gibi çeşitli meslek ve zanaat ile meşgul olmuşlar, kimseye yük olmadan kendileri ve aileleri için helâl rızık temin etmişlerdir.

Cenâb-ı Hakk, yarattığı her canlının rızkını vereceğini va’detmiştir. Bu rızkın elde edilmesi için de birtakım sebepler yaratmıştır. Bu sebeplere yapışmak ve Allah’ın takdir ettiği rızkı arayıp bulmak, insanoğlunun görevidir. “Rızkım varsa nasıl olsa beni bulur.” deyip oturmak, sonra da, “Ben Allah’a tevekkül ettim, 0 benim rızkımı verecektir.” demek doğru değildir. Allah’ın böyle bir âdeti yoktur. Allah, rızkını arayana ve çalışana verir.

Mehmet Akif Ersoy bu hususu çok güzel dile getirmiş ve hatanın kader inancımızda değil tevekkül inancımızda olduğunu şu dizeleriyle bizlere aktarmıştır.

Taleb nasılsa, tabî'î, netîce öyle çıkar, 

Meşiyyetin sana zulmetmek ihtimâli mi var?

"Çalış "' dedikçe şerîat, çalışmadın, durdun,

Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!

Sonunda bir de "tevekkül" sokuşturup araya, 

Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!

Yapılacak işi beğenmeyip tembellik edip çalışmayan insan ihtiyaçlarının karşılanması için, ya başkalarının eline bakacak veya el avuç açıp dilenecektir. Sevgili Peygamberimiz, en basit işlerde çalışmanın bile dilenmekten çok daha iyi olduğunu belirtmiştir.(Buhârî, Buyû, 15.)

Dinimiz, tembelliği, sorumsuzluğu, çalışmadan kazanmayı hedefleyen her türlü sahtekârlık girişimini yasaklamıştır. Gücü olduğu ve kuvveti yerinde olduğu halde sadece tembellikten ve alışkanlıktan dolayı hayatını dilenerek sürdürenlerden, Allah ve Resulü hoşnut olmaz. Bunlar, kıyamet günü yüzlerinde dilencilik lekesiyle haşir olunacaklardır.(Ebu Davud.Zekat, 26.İbn Mace, Ticarat, 25.)

Yüce dinimiz İslâm; çalışma hayatında karşılıklı sevgi, saygı, hak, hukuk ve adaletli olmayı prensip edinmemizi emretmiş, bu ilkelere uygun hareket edilmesini tavsiye etmiştir. Çünkü çalışmak, hayatımıza huzur ve bereket getirir.

Yüce dinimiz dünya ve ahiret mutluluğu için çalışıp gayret etmemizi bizlere farz kıldığına göre, mümin olarak bize düşen vazife, rızık elde etmek için helâl yollarla çalışmak, temiz ve nezih olan kazancın peşinde koşmaktır.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık