• 19 Şubat 2018, Pazartesi 8:46
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Aile Kutsaldır

Falan, dağın ardında; seslen, seslen, işitmez.
Filan toprak altında; gözyaşları diriltmez.

Neye vardın, vardın da? ufuk varmakla bitmez.
Bir şey göster kadında, tılsımını eskitmez.

Yar o ki, hep yadında; eskimez ve eskitmez.
Muradı muradında, seni bırakıp gitmez.                                                                                                      Necip FAZIL

Ahsen-i Takvim yani en güzel şekilde yaratılan insanoğlu, diğer yaratıklara göre bu üstünlüğü sebebiyledir ki O, yeryüzünde Allah Tealâ’nın iradesini temsil etme gibi üstün bir görevle de görevlendirilmiş, yerde ve göklerde olan her şey onun emrine amade kılınmış ve hizmetine verilmiştir. İnsanoğluna bu üstün görevin verilmiş olduğunu ifade eden Cenâb-ı Hakk, Bakara Suresi, 30.ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“Hatırla ki, Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım (ve ona kendi irademden bazı yetkiler vereceğim) demişti. Melekler: Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz. Dediler. Allah ta onlara: Biz sizin bilmediklerinizi bilirim. Dedi.”

Allah’ın üstün bir yaratığı olan insan, tek başına değil, toplum halinde yaşar. Cenab-ı Hak, insanları diğer yaratıklar gibi kılmak istememiş, bu yüzden de onu başıboş bırakmamıştır. Aile karı ile kocadan oluşur. Bu da evlilik ve nikâh ile gerçekleşir. Evlilik olmadan aile kurulamaz. Bunun için dinimiz evlenmeyi teşvik etmiştir. Allah’ın en seçkin kulları olan Peygamberler evlenerek örnek olmuşlardır.

İslam’da evlenmek sünnet iken, nikâh farz olup muhakkak bu emre uymak şarttır. Aileler birleşerek toplumları meydana getirir. Bu çekirdek topluluk her çeşit faziletin kaynağıdır. Demek ki eşler arasında sevgi ve merhamet, Allah’ın bir lütfüdür. Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir. Çocuk, yaratılışla ilgili gelişmesini de ahlâk terbiyesini de önce buradan alır.

Evlilik, doğmak ve çoğalmak için, hayatın devam edebilmesi için Cenabı Allah’ın seçmiş olduğu bir üsluptur. İnsan sevgisinin kaynağı da ailedir. Bir toplulukta aile ne kadar sağlam olursa o aileden meydana gelen toplum o nispette sağlam olmuş olur. İnsanın içinde yaşadığı toplumun en küçüğü hiç şüphe yok ki ailedir.

 

 Bu gayenin tahakkuku için Cenab-ı Allah, her iki tarafa (erkeğe ve dişiye) aktif roller vermiştir. Bu hususta Cenâb-ı Hakk, Nisa Suresi,1.Ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

 “Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun.” 

Evlenmemeyi ve aile hayatı dışında kalmayı dindarlık sayanlar, Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından uyarılmışlardır.

Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor: Bazı kimseler Peygamberimiz (s.a.v.)’in (bilmedikleri gizli) ibadetini sormak ve öğrenmek üzere Peygamberimiz (s.a.v.)’in eşlerinin evlerine gelmişlerdi. Bunlara Peygamberimiz (s.a.v.)’in ibadeti haber verilince güya bunu (kendileri için) azımsayarak: “Biz nerede Allah’ın Rasülü nerde? Şüphesiz ki Allah, Peygamberinin (s.a.v.) geçmiş olan ve gelecekte işlenmesi muhtemel bulunan bütün günahlarını bağışlamıştır.” dediler.

İçlerinden birisi: “Ben geceleri hiç uyumadan namaz kılacağım.” dedi. Diğeri: “Ben de yıl boyu oruç tutacağım.” dedi. Öteki de: “Ben de kadınlardan ayrı yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğim.” dedi. Onlar böyle konuşurlarken Peygamberimiz (s.a.v.) onların yanına geldi ve: “Siz şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz değil mi? Fakat şunu biliniz ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve kötülükten korunanızım. Böyle iken kâh oruç tutarım, bazı günlerde yerim (yani yıl boyu oruç tutmam). Gecenin bir kısmında namaz kılarım, bir kısmında da uyur, istirahat ederim. Kadınlarla da evlenirim (İşte benim sünnetim budur). Her kim benim bu yolumdan gitmez de ondan yüz çevirirse benden değildir.” ve “Evlenmek benim sünnetimdir. Sünnetimi tutmayan benden değildir. Evleniniz. Ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.”

Evlilik önemli ve kutsal bir yuvadan oluşur. Bu kutsal yuvanın herhangi bir arızadan fena şekilde etkilenmemesi için daha başından sağlam temellere dayanması lazımdır. Çünkü aile, kutsal bir çatıdır. Allah’ın tesis ettiği ve devamını istediği bir yuva. Dağılmasından arşın titrediği bir birlik…

 

Bir gün Efendimiz (s.a.v.)’i dinleyen Sahabe-i Kiram, şunları işittiler. Buyurdu ki: “Hayırlı aile reisi olunuz!” Dediler ki: “Ya Rasülüllah! Hayırlı aile reisi nasıl olur? Şöyle buyurdu: “Siz eve gelince hanım seviniyor, çocuklar koşarak sizi karşılıyorsa, hayırlı aile reisisiniz. Şayet siz kapıdan girerken sinirleri geriliyor, “Yine geliyor” diye söyleniyorsa, çocuklar da köşe bucak kaçıyor, sizden uzaklaşma ihtiyacı duyuyorlarsa bilin ki hayırlı aile reisi olamamışsınız.”

 

Hanımlar için de şöyle buyurdu: “Siz de hayırlı hanım olunuz evinizde.” Dediler ki: “Hayırlı hanım nasıl olunur?” Şöyle buyurdu: “Hayırlı hanım, kocası yüzüne bakınca huzur duyar, rahatlık hisseder.” “Hayırsız hanım nasıl olur?” “Kocası yüzüne bakınca huzuru kaçar, evinden uzaklaşma hissi duyar.”

 

Aralarındaki sevgiyi hiçbir menfaat gözetmeden yaşatan insanların, Allah’ın lütfu ile birbirlerine sevgiyle bağlandıklarını müşahade etmekteyiz. Binaenaleyh, iki gönlü kavuşturan ve kaynaştıran Yüce Allah’tır.

 

Gönülden Muhabbetlerimle…

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık