• 14 Ağustos 2020, Cuma 8:54
AbdurrahmanYILMAZ

Abdurrahman YILMAZ

​​​​​​​BİRİ SINAV MI DEDİ? HAYATIMIZ SINAV ?

Sevgili okurlarımız bir köşe yazısı ile yine birlikteyiz. Bu hafta sizlere sınav konusunda yazmak istedim. Sen şimdi adımlayarak gidiyorsun kurduğun hayallerinle, seni bekleyen sonu bilmeden. Aslında en güzeli de bu değil midir, seni neyin beklediğini bilmeden yaşamak. Düşünsenize üç-dört yıl sonra ne olacağını bilerek yaşadığınızı… İnsanı ayakta tutan güç aslında bilmemek ve bilememek. İşte bu yüzden öğrenmek isteği yaşamsal dayanak oluşturuyor bize. Umut ediyoruz, hayaller kuruyoruz, dualar ediyoruz.

Sen belki Kanada kıyılarında yaşayan bir doktorsun, diğeri Alplerde çoban, öteki Anadolu’da mühendis, beriki Altaylarda bir anne, oradaki ise Japonya’da bir işçi… sonuçta her insan gibi cinsiyetsiz ve etiketsiz baktığımızda yarınsız yaşamak denen hayatın içinde yarına dair umutlar besleyerek yaşayıp gidenleriz.

Anadolu insanım bir başkadır tabi. Hayatla hep bir karmaşası vardır. Ve onu bekleyen bir savaş vardır eşiğinde. Barışa dair emareler asla olmaz. Hayat daima tersten gülümser bize. Anadolu bir başka diyardır vesselam. Genci başkadır, yaşlısı başka… Kadını başkadır, erkeği başka. Hele çocukları bambaşkadır.

En çok da onlar, yani çocuklar telaşlıdır. Ne çocukluğu tam yaşayabilirler, ne de gençliklerini. 

Neden mi?

Çünkü “Hayatımız sınav” olan bir ülkede büyümek ne demektir bilmeyenler var dünyada. Garip ama var öyle insanlar. Mesela çocukluğunda yaramazlığın dibine vurup, dersler de başarısızlığına aldırmayan eğitim sistemlerinin olduğu okullar var mesela. Düşünsene, bir okul var her şey var ama sınav yok. Yeteneklerinin farkında olan öğretmenlerin var mesela.

Çok ütopik geliyor bana! Mesela sen şimdi bir öğretmenin referans mektubu yazdı diye Ankara Hukuk Fakültesine kabul edileceksin öyle mi?

 Hadi canım!

Evet bizde böyle bir sistem yok ama biz de yok!

Bizde öğretmene saygı yok,

Öğretmene değer verme yok,

Öğretmen merkezli eğitim yok,

Siyasetten uzak eğitim sistemi yok,

Yalakalık diz boyu…

Hadi gelin şimdi referans mektubuyla bir üniversitenin bir fakültesine girmeyi deneyelim. Sizce öğretmene kaç siyasiden telefon gelir, ya da tehdit? Geçelim siyasileri, okul müdürlerinin baskıları, dışarıdan gelen tehditler…

Alplerde yaşayan çobanın oğlu bu tabloyu ancak romanlarda ya da filmlerde izleyebilir, çünkü onun düşüncesinde ve yaşadığı hayatın içinde böyle durumlar olmaz.

Japonları örnek bile veremem ki bana göre dünyadaki en asil milletlerden biri onlardır. Nedenini merak edenler sadece "harakiri" sözcüğünün anlamını öğrenseler zaten ne demek istediğimi anlayacaklardır.

Ülkemiz ya savaşlarla ziyan oldu… ya da sınavlarla…

Öğretemediğini soran sorgulayan bir eğitim sistemi içerisinde kısır döngü yaşayan bir toplumdan aydın bireyler beklemek her milletin harcı değildir. İşte biz rağmen yaşayabilen bir milletiz.

KPSS-TYT-YKS…

Sınavlar hayatımızın yönlendiricisi olmamalı. Eğitim sisteminde illaki sınav olacaksa önce ülkenin gerçekleri masaya yatırılıp değerlendirildikten sonra sınav içeriği ve şartları belirlenmelidir. Yaptım oldularla işleyen bir eğitime ülkenin kaderi emanet edilemez. Şimdilik esenkalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık