• 27 Aralık 2018, Perşembe 8:17
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

YAHÛDİLER VE OSMANLI (4)

Hz. Îsâ’nın çarmıha gerilmiş ve ellerinden çivilenmiş kanlı resimlerini ve heykellerini her gün kiliselerde seyreden Hıristiyanlar, bunun müsebbibi olan Yahûdilere karşı her zaman gaddar ve acımasız ol­muşlardır. Bundan dolayı da ortaçağ boyunca Yahûdilere kan kusturmuşlar, büyük katliamlar uygulamışlardır.

20. Asra gelinceye daha doğrusu 1960 yı­lına kadar Hz. Îsâ’nın kanından Yahûdileri sorumlu tutan Papalık, bu târihten sonra yaptıklarının vebâl ve diyetini ödercesine onlarla yaprak sarması ol­muşlar, dünyada onların hamisi durumuna gelmişler, bu seferde onları Müs­lümanların üzerine salmışlardır.(1)

Yine Ortaçağ İspanyasında Yahûdiler Yahûdi olduklarını belli eden bir elbise giymek,  ve saçlarını belli bir şekilde taraş ettirmek zorunda idiler. “Hıristiyan resmi geçitleri sokaklardan geçerken Yahûdilerin ve Moriskoların (mağribi, Müslümanlar) diz üstü çökmeleri, yaptıkları işleri bırakmaları ve onların yortularına katılmaları kanun gereği idi. Yahûdiler ve Moriskolar etrafı duvarlarla çevrili ve tek bir kapısı olan mahallede gettolarda yaşamaları ancak mümkündü. Buna uymayanlar çok ağır cezalara çarptırılırdı.”(2) Endülüs’ün Müslümanlar tarafından fethinden önce Hıristiyanların aldığı bir kararla Yahûdiler resmen ve alenen köle ilân edilmiş ve Hıristiyan ailelere dağıtılmışlardır...(3)

İslâm’dan önce; Yemende Yahûdiler kadınlı erkekli siyah giymek mec­buriyetinde ve Şemle denen küçük bir kilimi omuzlarında taşımak mecburi­yetindedirler. Hiçbir at katır, eşek gibi vasıtaya binemez ve ne kadar uzun olursa olsun yaya gitmek mecburiyetindedirler. Hiçbir Yahûdi iki kattan yük­sek bina yapamaz, lağım temizlemek görülen bir lâşeyi kaldırmak gibi süfli işlerde kanun gereği onların görevidir. Yahûdi çocukları Arap çocukları ile beraber katiyen oynayamazmış.(4)

Almanların 2. Dünya Savaşında gerçekleştirdikleri Yahûdi soykırım ve katliam da el kitabı niteliğindeki kullanılan broşürde; Yahûdilerin Alman İmparatorluğu sınırları içinde seyahat etmelerinin yasaklanmasının, hırsızlık ve faizle kazandıkları için ellerindeki mallara ve mücevherlere el konulması­nın, bir kısmının en zor işlerde çalıştırılmasının, diğerlerinin ise Avrupa’dan sürülmesinin gerekli olduğu belirtilir.

İkinci dünya savaşı öncesi başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın bir­çok yerinde, târihte olduğu gibi yeniden Musevî düşmanlığı depreşmiş, bazı lokantaların, kefelerin, kütüphânelerin, yani umûmî yerlerin birçoğuna “bu­raya Yahûdiler giremez” diye levhalar asılmıştır.(5) Almanlar öldürdükleri milyonlarca Yahûdi’nin saçlarından yatak, etlerinden de sabun yapmışlar ve bu insan kokulu sabunlarla temizliklerini!.. Yapmışlardır.(6)

Osmanlı Diyârına Toplu Göçler:

Ortaçağda Yahûdilerin müracaat ettiği her kapı yüzle­rine kapanırken, Osmanlının müsâmaha ve hoş görüsünden faydalanıp bizim içimize gelip yerleşmişlerdir.(7)

İsrail devlet adamlarından Abba Eban'ın "HALKIM" adlı kitabında şöyle yazar: "Osmanlı olmasa bugün Yahûdi milleti diye bir millet olmazdı. Av­rupa’da, 14 yaşından büyük bütün Yahûdilerin ya din değiştirip Hıristiyan olmak, ya da engi­zisyonlarda diri-diri yakılmakla karşı karşıya kaldığı dö­nemlerde halkım, Osmanlının hoşgörüsüne sığınmış ve Devlet-i Âliyye top­raklarına kabul edilmiştir." (8)  

Türkiyeli Yahûdi ilim adamlarından Avram Galanti, J. Nehaman'ın "Se­lanik İsraillileri'nin Târihi" isimli kitabın­dan iktibasla şu müthiş tespitleri nakletmektedir: "Avru­pa'da Hıristiyan’ın Yahûdi'ye karşı yaptığı muâmele, tıpkı bir kartalın avına yaptığı muâmeleye benzerken, Türki­ye'de yaşayan Yahûdi cemaatleri bağlarının ve asma ça­dırlarının gölgesi altında, Sultanla­rın mübârek toprakla­rında şen, bolluk ve rahatlık içinde inkişaf ederler." (9) .  

“Roma İmparatorluğunun Yükselişi ve Çöküşü”  adlı kitabıyla tanınan ünlü târihçi Gibbons şöyle diyor:“Osmanlıların yeni zaman içinde milliyetle­rini tesis ederken dinî hürriyet ilkesini siyâsetinin temel taşı olarak kabul eden ilk millet olduğu itiraz kabul etmez bir durum­dur. Hıristiyan dünyasındaki arası kesilmeyen Yahûdi kat­liamları ve Engizisyona rağmen, Osmanlıların idâresi al­tındaki Hıristiyanlar ve diğer dinlerdeki milletler korku­suz bir şe­kilde ahenk ve uyum içerisinde yaşıyorlardı.” (10)  

Osmanlı döneminde başta Yahûdiler olmak üzere azınlıklara o kadar iyi davranılmış, kayırılmış ve hüsnü muâmele edilmiş ki, öz be öz Türk olan in­sanları bile kıs­kandırmış ve Mesihî isimli şâir bunu şöyle dile getirmiştir:  

Şah eşiğinde eğer olmak dilersen muhterem

Ya Yahûdi gel bu mülke ya Firenk ol ya Acem.

Dipnotlar:

1-Assad Tamimi, “İsrail’in Sonu”, Moralite Yay. İst. 2008, s. 91, 180.

2-Henry Charles Lea, a. g. e. s. 23.

3-Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları”, TDV Yay. Ank. 1994, s. 6.

4-Zeki Ehiloğlu, “Yemende Türkler”, Kitâbevi Yay. İst. 2001, s. 106.

5-Antony Flew, “Yanılmışım Tanrı Varmış”, Profil Yay. İst. 2009, s. 28.

6-Beynun Akyavaş, “Seni Seven Neylesün”, TDV Yay. Ank. 2012, s. 30.

7-Erhan Afyoncu, “Yavuzun Küpesi” Yeditepe Yay. İst. 2010, s. 138. 

8-Târih ve Medeniyet Dergisi, İhlâs Yayınları, sayı 10, s. 5.

9-Avram Galanti, a. g. e. 1947, s. 36.  

10-Yeşilay Dergisi, Ekim 2001, sayı 815.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık