• 25 Aralık 2018, Salı 8:25
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

YAHÛDİLER VE OSMANLI (2)

Târih boyunca birçok defalar vuku bulan bu sürgünler (tehcirler) nedeniyle,  2500 se­neye yakın uzun bir za­man diliminde, bir yurtları, bir dev­letleri, bir hükümetleri olmadan sefil ve göçebe bir hayat yaşamışlardır.

Her dönemde idâreleri altında yaşadıkları milletleri her hususta kendile­rinden tiksindirmişler, târihin birçok devir ve döneminde büyük katliamlara, sürgünlere ve ha­pislere ma’rûz kalmışlardır. Bu cümleden olmak üzere; İslâ­miyet’in yayıldığı sı­ralarda Yahûdiler Arabistan’ın birçok yerinde, özellikle Medîne, Fedek, Tayma, Hayber, Taif… gibi yerlerde ika­met ediyorlardı.

İslâm Peygamberinin her türlü adâlet, müsavat, hoş­görü ve insanî davra­nışlarına rağmen, her hal ü kârda fitne çıkarmaları, sözlerinde ve vaatlerinde durmamaları, men­faatperest olmaları, her savaşta Müslümanlarla beraber gö­rünüp onlara kalleşlik yapmaları gibi birçok sebepten dolayı İslâm diyârından da sürülmüşlerdir. Adâletin en büyük örneği ve târihî numunesi olan Hz. Ömer, onların maya ve karakterlerini çok iyi bildiği için, Kudüs’te Yahûdile­rin ikametini yasaklamıştır. 

Ortaçağda Yahûdiler:

Yahûdiler yine de en rahat ve huzurlu günlerini Müs­lüman beldelerde yaşamışlardır. Gittikleri her Hıristiyan memlekette bunlara Hz. Îsâ’nın katili gözüyle bakılmış, o dönemin fanatik ruhlu insanları bunlara akla- hayale gel­medik eza-cefa ve işkenceler yapmışlardır.

Yahûdilerin “Yom kipur” gü­nünde(1) kendilerinden olmayan çocukları öldürdüklerine, yediklerine, kaybet­tiklerine dair dünyada yaygın bir kanaat olduğu için, bunlar ayrı ma­hallelerde, gettolarda yaşamaya, Yahûdi olduklarını gösteren elbiseler giy­meye, iş yerlerine yine Mûsevî olduklarını gösteren alametler takmaya… mahkûm edilmişlerdir.(2)

Yahûdilerin kötü sicilleri, kötü davranışları ve olum­suz tavırları yüzün­den ortaçağda Avrupa onlara zindan olmuş, devamlı horlanıp tahkir ve terzil edilmişlerdir. 1290 târihide İngiltere’den toptan çıkarılan Yahûdiler, 1394 de Fransa’dan ve 1492 târihinde de İspanya’dan sürülüp çıka­rılmışlardır.(3)

Çıkarılmadıkları dönemlerde de esir ve köle muâmelesi görmüşlerdir. Meselâ: 1834 yılına kadar uygulanan bir kanun gereğince, Almanya’da bir yılda belli bir miktar Yahûdi evlenmek hakkına sahip idi. Bu sayı dolunca, geri kalan Yahûdiler evlenemezlerdi. Onlara Hıris­tiyanlarla eşit haklar 1864 yılında verilmiş ise de Hitler dev­rinde tekrar kaldırılmıştır.

Max Kemmerich’in yazdıklarına göre: 1756 yılına kadar Frankfurt Yahûdilerinin şehrin ana caddesine ve meydanına (şimdiki Goethe meydanına)  çıkmaları yasak idi. Ancak 1806 senesinde şehrin bütün sakinlerinin bütün gezinti yerlerinden istifade edebileceklerini bildiren bir karar çıkmıştır. Orta çağda Yahûdiler diğer vatandaşlardan ayırt edilebilmeleri için hususi işaretler taşırlar meselâ sivri külâhlar ve sarı kordelalar taşırlarmış.

1786 da Frankfurt Yahûdilerinin siyah manto giymeleri belediyece emredilmiştir. Aynı zamanda bunların baston taşımaları da yasaktır. 18. Asrın sonlarına kadar Yahûdiler Pazar ve bayram günlerinde kendi sokaklarından dışarı ancak Hıristiyanların ibâdetleri ve bayramları bittikten sonra çıkabilirlermiş.

1800 yılında Frank­furt’ta umûmî bir hamam işleten bir doktor şu ilanı yapıştırmak mecburiyetini hissetmiştir: “Yahûdilerin hamamdaki her banyodan istifade edebildikleri hakkında bir dedi kodu dolaşmaktadır. Yalnız iki banyonun bunlara tahsis edilmiş olduğunu ve hiçbir Hıristiyan’ın bir Yahûdi’nin yıkandığı banyoda yıkanmasına imkân verilmeyeceğini ve peştamal ve havluları da ayrı oldu­ğunu ilân ederim.” 1807 senesine kadar Frankfurt ta Yahûdilerin kahve ve gazinolara girmeleri yasaktır…(4)

Katolik Mezhebinin aşırı baskı ve tahakkümüne bir protesto olarak çıkan ve adını da bundan alan Protestanlığın kurucusu Mantin Luther, ne kadar öz­gürlükçü imiş şöyle birkaç misal verelim!.. Bu papaz yalnız Türkler ve Müs­lümanlara karşı değil, Yahûdilere karşı yazmış olduğu eserleri ile de meşhur­dur.

Ölümünden üç yıl önce teolojik olgunluğunun zirvesindeyken yazdığı “Yahûdilere ve Yalanlarına Dair” (Von den  Juden und ihren Lügen)  başlı­ğını taşıyan kitabında yedi maddede özetlediği tavsiyelerinde Avrupa’da ya­şayan Yahûdilerin imha edilmesini, sinagoglarıyla birlikte din okullarının da yakılmasını istemektedir. Aslında Luther’in Yahûdilere yönelik olarak kul­landığı bu tehditkâr, acımasız ve nefret yüklü dili aynı dönemde Katolik Kili­sesi de kullanmaktadır.

Dipnotlar:

1-Yahûdilerin en kutsal günüdür.

2-Mehmed Şeker, “Anadolu’da Birarada Yaşama Tecrübesi”, DİB yay. Ankara 2000, s. 131.

3-Abdurrahman Küçük, “Dönmeler (Sabataistler) Târihi”, Alperen Yay. Kasım 2001.

4-Max Kemmerich, a. g. e. s. 63.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık