• 19 Şubat 2019, Salı 8:25
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

YAHUDİ MİLLETİ (2)

Babilliler Asurluları yenip Filistin’e hâkim olunca,  Yahudi krallarının en büyüğü ve aynı zamanda peygamber olan Hz. Süleyman’ın yaptırdığı Mescid-i Aksâ’yı ve diğer mabetlerini yakmışlar ve yıkmışlardır. MÖ. 588.

Persler yani İranlılar Babillileri yenip Filistin’e hâkim olunca yıkılan bu mabedin yerine yeni bir mescid yapılma­sına müsaade etmişlerdir MÖ 537. Bu mescid de M.S. 70 yılında Roma İmparatoru Titüs tarafından yıkılmış, bu yıkım ve katliam ibret olsun, akıllarından çıkarmasınlar da Yahudiler uslu dursunlar düşüncesiyle sadece batı duvarı yıkılmamış ayakta bırakılmış, bugün “Ağlama Duvarı” diye meşhur olan, sık sık medyada görülen ve Yahudilerce mukaddes kabul edilen duvar budur.

Uzun asırlar Asurluların, Babillilerin, Perslerin yani İranlıların esareti altında kalan Yahudiler, M.Ö. 333 yı­lında, Perslerin Büyük İskender’e yenilmeleri üzerine Yu­nanlıların esaretine girmişlerdir.

M.Ö. 198’li yıllarda Yahudi devleti, Roma İmpara­torluğuna bağlı küçük bir krallık iken, yine uslu durma­maları devamlı problem çıkarmaları, idarecileri canların­dan usandırmaları neticesinde, Roma İmparatoru Titüs’ün kumandasındaki kuvvetler Kudüs ve havalisindeki Yahudi yerleşim birimlerini yerle bir etmiştir.

Hâlbuki Titüs; “Diem perdidi” sözünün sahibidir. Yani her gün kendi kendine “bugün iyilik olarak ne yaptım” diye sorarmış. Bu kadar iyi yürekli bir insanı bile çileden çıkarmış ve kendi­lerine katliam yaptırmışlardır.

Daha sonra aynı kötü huyları ve tavırları yüzünden Romalıları canlarından bezdirdikleri için İmparator Pompeius onların yaşadıkları Filistin bölgesini tamamen tahrip etmiş, sakinlerinden birçok Yahudi’yi de Roma İm­paratorluğunun hâkimiyetindeki en uzak bölgelere sür­müştür. Bugün dünyanın nerdeyse her yerinde Yahudilerin bulunmasının sebebi budur.  Tarih boyunca birçok defalar vuku bulan bu sürgünler (tehcirler) nedeniyle,  2500 se­neye yakın uzun bir za­man diliminde, bir yurtları, bir dev­letleri, bir hükümetleri olmadan sefil ve göçebe bir hayat yaşamışlardır.

Her dönemde idareleri altında yaşadıkları milletleri her hususta kendilerinden tiksindirmişler, tarihin birçok devir ve döneminde büyük katliamlara, sürgünlere ve ha­pislere maruz kalmışlardır.

Bu cümleden olmak üzere; İslâmiyet’in yayıldığı sı­ralarda Yahudiler Arabistan’ın birçok yerinde, özellikle Medine, Fedek, Tayma, Hayber, Taif… gibi yerlerde ika­met ediyorlardı.

İslâm Peygamberinin her türlü adalet, müsavat, hoş­görü ve insanî davranışlarına rağmen, her hal ü kârda fitne çıkarmaları, sözlerinde ve vaatlerinde durmamaları, men­faatperest olmaları, her savaşta Müslümanlarla beraber görünüp onlara kalleşlik yapmaları gibi birçok sebepten dolayı İslâm diyarından da sürülmüşlerdir. Adaletin en büyük örneği ve tarihi numunesi olan Hz. Ömer, onların maya ve karakterlerini çok iyi bildiği için, Kudüs’te Yahu­dilerin ikametini yasaklamıştır. 

Yahudiler yine de en rahat ve huzurlu günlerini Müs­lüman beldelerde yaşamışlardır. Gittikleri her Hıristiyan memlekette bunlara Hz. İsa’nın katili gözüyle bakılmış, o dönemin fanatik ruhlu insanları bunlara akla- hayale gel­medik eza-cefa ve işkenceler yapmışlardır.

Yahudilerin “Yom kipur” gününde(1) kendilerinden olmayan çocukları öldürdüklerine, yediklerine, kaybettiklerine dair dünyada yaygın bir kanaat olduğu için, bunlar ayrı mahallelerde, gettolarda yaşamaya, Yahudi olduklarını gösteren elbiseler giymeye, iş yerlerine yine Musevi olduklarını gösteren alametler takmaya… mahkûm edilmişlerdir.(2)

Yahudilerin kötü sicilleri, kötü davranışları ve olum­suz tavırları yüzünden ortaçağda Avrupa onlara zindan olmuş, devamlı horlanıp tahkir ve terzil edilmişlerdir. 1290 tarihide İngiltere’den toptan çıkarılan Yahudiler, 1394 de Fransa’dan ve 1492 tarihinde de İspanya’dan sürülüp çıka­rılmışlardır.(3)

Çıkarılmadıkları dönemlerde de esir ve köle muame­lesi görmüşlerdir. Meselâ: 1834 yılına kadar uygulanan bir kanun gereğince, Almanya’da bir yılda belli bir miktar Yahudi evlenmek hakkına sahip idi. Bu sayı dolunca, geri kalan Yahudiler evlenemezlerdi. Onlara Hıris­tiyanlarla eşit haklar 1864 yılında verilmiş ise de Hitler dev­rinde tekrar kaldırılmıştır.

Dipnotlar:

1- Yahudilerin en kutsal günüdür.

2- Mehmet Şeker, “Anadolu’da Birarada Yaşama Tecrübesi”, DİB yay. Ankara 2000, s.131.

3- Abdurrahman Küçük, “Dönmeler (Sabataistler) Tarihi”, Alperen Yay. Birinci Basım Kasım 2001.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık