• 18 Şubat 2019, Pazartesi 8:20
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

YAHUDİ MİLLETİ (1)

Yahudiler: İ.Ö. 1800 lü yıllarda yaşamış olan Hz. İb­rahim’in soyundan geldikleri kabul edilir. Bunlar Kuzey Mezopotamya bölgesinde Urfa-Harran civarında yaşamış­lar, Hz. İbrahim’in Nemrutla olan mücadelesi esnasında ateşe atılma olayı vuku bulmuş, bu sebeple Filistin’e göç­müşler.  Fakat burada zuhur eden kıtlık ve civardaki ka­vimlerin devamlı baskıları neticesi Mısır’a hicret etmiş­ler.

Mısırda Firavunların zulüm ve tahakkümünde 3 asır kal­dıktan sonra, Musa Peygamberin rehberliğinde, tekrar Fi­listin havalisine gelip yerleşmişlerdir. İlerde anlatılacağı üzere, bu geliş esnasında Peygamberlerine çok eziyetler etmişler, Allah’ın birçok ikazlarına maruz kalmışlar ve zelil bir kavim olarak nitelenmişlerdir.

Filistin’de kendi aralarında bölünmüşler, parçalan­mışlar, nifak ve tefrikaya düşmüşler. Ayrıca etraftaki dev­let ve milletlerle de devamlı kavga ve kıtal halinde ol­muş­lar, iyi geçinmemişlerdir. Bu sebeple Asurlular Kral Sargon komutasında, M.Ö. 722 yılında Filistin’i işgal edip, devamlı fitne-fücur, isyan ve ihtilal sebebi olan Yahudile­rin birçoklarını öldürmüşler, bir bölümünü sürmüşler ve bazılarını da hapsetmişlerdir.

Bazı Kürt aşiretlerinin de, Asurlular döneminde sürgün edilip, Kuzey Irak’ta Sandur köyü civarına yerleştirilen Yahudilerden olduğu tarihî rivayetlerdendir.

Babilliler Asurluları yenip Filistin’e hâkim olunca,  Yahudi krallarının en büyüğü ve aynı zamanda peygamber olan Hz. Süleyman’ın yaptırdığı Mescid-i Aksâ’yı ve diğer mabetlerini yakmışlar ve yıkmışlardır. MÖ. 588.

Persler yani İranlılar Babillileri yenip Filistin’e hâkim olunca yıkılan bu mabedin yerine yeni bir mescid yapılma­sına müsaade etmişlerdir MÖ 537. Bu mescid de M.S. 70 yılında Roma İmparatoru Titüs tarafından yıkılmış, bu yıkım ve katliam ibret olsun, akıllarından çıkarmasınlar da Yahudiler uslu dursunlar düşüncesiyle sadece batı duvarı yıkılmamış ayakta bırakılmış, bugün “Ağlama Duvarı” diye meşhur olan, sık sık medyada görülen ve Yahudilerce mukaddes kabul edilen duvar budur.

Uzun asırlar Asurluların, Babillilerin, Perslerin yani İranlıların esareti altında kalan Yahudiler, M.Ö. 333 yı­lında, Perslerin Büyük İskender’e yenilmeleri üzerine Yu­nanlıların esaretine girmişlerdir.

M.Ö. 198’li yıllarda Yahudi devleti, Roma İmpara­torluğuna bağlı küçük bir krallık iken, yine uslu durma­maları devamlı problem çıkarmaları, idarecileri canların­dan usandırmaları neticesinde, Roma İmparatoru Titüs’ün kumandasındaki kuvvetler Kudüs ve havalisindeki Yahudi yerleşim birimlerini yerle bir etmiştir.

Hâlbuki Titüs; “Diem perdidi” sözünün sahibidir. Yani her gün kendi kendine “bugün iyilik olarak ne yaptım” diye sorarmış. Bu kadar iyi yürekli bir insanı bile çileden çıkarmış ve kendi­lerine katliam yaptırmışlardır.

Daha sonra aynı kötü huyları ve tavırları yüzünden Romalıları canlarından bezdirdikleri için İmparator Pompeius onların yaşadıkları Filistin bölgesini tamamen tahrip etmiş, sakinlerinden birçok Yahudi’yi de Roma İm­paratorluğunun hâkimiyetindeki en uzak bölgelere sür­müştür. Bugün dünyanın nerdeyse her yerinde Yahudilerin bulunmasının sebebi budur.  Tarih boyunca birçok defalar vuku bulan bu sürgünler (tehcirler) nedeniyle,  2500 se­neye yakın uzun bir za­man diliminde, bir yurtları, bir dev­letleri, bir hükümetleri olmadan sefil ve göçebe bir hayat yaşamışlardır.

Her dönemde idareleri altında yaşadıkları milletleri her hususta kendilerinden tiksindirmişler, tarihin birçok devir ve döneminde büyük katliamlara, sürgünlere ve ha­pislere maruz kalmışlardır.

Bu cümleden olmak üzere; İslâmiyet’in yayıldığı sı­ralarda Yahudiler Arabistan’ın birçok yerinde, özellikle Medine, Fedek, Tayma, Hayber, Taif… gibi yerlerde ika­met ediyorlardı.

İslâm Peygamberinin her türlü adalet, müsavat, hoş­görü ve insanî davranışlarına rağmen, her hal ü kârda fitne çıkarmaları, sözlerinde ve vaatlerinde durmamaları, men­faatperest olmaları, her savaşta Müslümanlarla beraber görünüp onlara kalleşlik yapmaları gibi birçok sebepten dolayı İslâm diyarından da sürülmüşlerdir. Adaletin en büyük örneği ve tarihi numunesi olan Hz. Ömer, onların maya ve karakterlerini çok iyi bildiği için, Kudüs’te Yahu­dilerin ikametini yasaklamıştır. 

Yahudiler yine de en rahat ve huzurlu günlerini Müs­lüman beldelerde yaşamışlardır. Gittikleri her Hıristiyan memlekette bunlara Hz. İsa’nın katili gözüyle bakılmış, o dönemin fanatik ruhlu insanları bunlara akla- hayale gel­medik eza-cefa ve işkenceler yapmışlardır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık