• 01 Ocak 2017, Pazar 10:44
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

TARİH (1)
Türk Dil Kurumu Sözlüğünde “Târih” şöyle tarif edilir: “Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim.”

Yani kısaca söylemek gerekirse; mâziden, geçmişten bilgi veren ilim dalı. Fertlerin; tecrübe kazanmak, geçmişte yaşanmış olaylardan ibret almak, muhakeme kabiliyetini geliştirmek, yapılan hatalara yeniden düşmemek, böylece mutlu bir hayat tarzı elde edebilmek için yol gösteren, rehberlik yapan ilim.

Onun için okunması, irdelenmesi, üzerinde durulması, önem verilmesi gereken bir husus. Çok faydalı bir bilgi hamulesi. Geleceğe yön verilmesi, mutlu bir hayat tarzının çizilmesi için elzem ve elyak olan fikir kaynağı, tutulması gereken yol…

Bu sebeple Allah ve Peygamberleri de bu ilme yani târih ilmine değer vermişler, tavsiye etmişler, geçmişe dönüp bakılmasını, bu sâyede geleceğin tasarlanmasını emretmişlerdir. Kur’an-ı Kerim de dâhil, Mukaddes kitaplara baktığımızda nerdeyse üçte ikisi târihle ilgilidir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Andolsun onların (geçmiş peygamberler ve ümmetlerinin)  kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır.”([1])

Yine Kur’an’da birçok yerde “Sîrû”, geziniz, yürüyünüz, dolaşınız, seyahat ediniz, ibret alınız mânâsına âyetler vardır. Kur’an-ı Kerim’in sekizde biri yani 700 âyetten fazlası insanları araştırmaya ve incelemeye teşvik eden ayetlerdir.([2]) Bunlardan maksat insanların gezip, görüp, ibret alıp, daha iyi daha olgun bir hayat tarzı benimsemesi için, insanoğluna bir i’kaz, bir emirdir.

Târihin ilk devir ve dönemleri olması hasebiyle, ulaşım ve iletişim imkânlarının hemen hemen yok denecek kadar kıt olduğu dönemlerde, peygamberlerin yaptıkları seyahat ve yolculuklara bakıp da hayret etmemek mümkün değil. Hemen hemen hiçbir peygamber doğup büyüdüğü yerde görev yapıp hayatını tamamlamış değildir. Allah’ın yukarıdaki emirlerine ittiba eden, gezen, dolaşan, görevini icra edebilmek için beldeler ve bölgeler aşan insanlardır.

Peygamberler de aynı şeyleri, yani gezip, dolaşıp, araştırıp târihten ibret almalrını tavsiye etmişler, hattâ bizim Peygamberimizin açıkça; “Men verraha mü’minen…” diye başlayan: “Kim bir müminin târihini yazarsa sanki ona hayat vermiş gibidir” mealinde hadisler buyurduğunu Kâtip Çelebi meşhur “Keşfü’z-zunun” isimli eserinin mukaddimesinde zikreder. 

İmam Şafi Hazretleri: “Men alleme’t-târiha zâde akleh”, “Kim târih okur ve öğrenirse aklı çoğalır, tecrübesi artar” buyurmuş, meşhur Evliya Çelebimiz de bunu tasdik eden sözler söylemiştir. Târih ilminin kadr ü kıymeti hakkında yerli ve yabancı birçok ilim adamı güzel sözler söylemişlerdir, bunlardan bazıları şöyledir:

"Târih bir milletin hâfızası gibidir. Hâfızası olmayan insan ne ise, Târihini bilmeyen insan da odur.” Osman Turan

“Geçmişine sırt çeviren bir kimse, geleceğini ta­sarla­mayı hak edemez.” Oscar Wilde

“Târih öğrenmeyenler, onu tekrar yaşamak zo­runda ka­lırlar.”  Santayava

“Târih kralların, paşaların çiftliği değil, milletlerin tarlası­dır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse gele­cekte onu biçer.” Voltaire                  

“Gelecekte bizi nelerin beklediğinin en iyi falcısı, geç­mişte ba­şımıza gelenlerdir.” John Sheran

"Kökünü beğenmeyen dal, dalını beğenmeyen meyve ça­buk çürür." N. F. Kısakürek

“Târihini bilmeyen milletlerin haritasını, başkaları çi­zer.” Bukle

“Târih ilminin meslek ve mezhebi aziz, fay­dası çok, meyvesi bol ve gâyesi asildir. Devlet adamlarının vücutları fanidir. Fakat târihten ibret alırlarsa namları ebedileşir.” İbni Haldun.([3])

“Târih, bir anlamda milletlerin kutsal kitabı­dır, en önemli, vazgeçilmez kitabı; varlık ve et­kinliklerinin aynası; ilham ve kurallarının si­cili; ataların torunlarına vasiyeti; hâlihazırın açıklaması ve ona yapılan ilâvedir, dahası, gele­ceğin numune-i imtisalıdır…” Liah Greenfeld.

 

Dipnotlar:

 

1- Yûnus Sûresi, 111.

2- Roger Garaudy, “Endülüs’te İslâm”, Türk Edeb. Vakfı Yay. Çev. Cemal Aydın, İst. 2014, s. 278.

3- A. Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c. 1, s. 219.

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık