• 17 Mayıs 2015, Pazar 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Taklit-2

Taklit etme kimseyi

Bilerek yap her şeyi

Unutma hiç gâyeyi

Bir an bir zaman kızım

                 Veysel Öksüz

Maymun avcıları, şimdiki gibi teknik aletlerin olmadığı dö­nemlerde maymunları şöyle yakalarlarmış: Maymunların çok olduğu ağaçların altına varırlar, içinde fındık, fıstık gibi onların sevdiği yiyecekler olan ve ağzı dar olan çömleklerin içinden, ellerini küçülterek, incelterek tek tek çıkarırlar ve yerlermiş. Ondan sonra bir kenara çekilir beklerlermiş. Mukallit maymun­lar onlar gidince hemen ağacın dibine inerler, ellerini çömleğin içine daldırırlar, yiyecekleri avuçlarlar, ama ellerini bir türlü çıkaramazlar, onlar uğraşıp du­rurlarken avcılar gelir yakalar ve bir ömür sirklerde hürriyetlerinden mahrum bir hayat yaşamaya mahkûm olurlarmış. Mukallit milletlerin akıbetleri de bu may­munlarınkinden pek farklı olmaz.

 Konuyu Hz. Mevlânâ’nın Mes­nevî’sinden bir kıssa ile bitirelim: 

Hıristiyan mistiklerden biri, yolu üzerindeki bir manastıra misafir olur. Eşeğini ahıra çekip, sofiyi de sedire oturturlar. Manastırdaki  sofiler, yiyecek bir dilim ekmeğe muhtaç yoksul kişiler. Manas­tıra inen konuğun da karnı aç… Ne yapsınlar, topla­nır, arala­rında karar ve­rirler. Konuğun eşeğini satacak, onunla yiyecek-içecek alıp sazlı sözlü bir ayin meclisi kuracak, böylece ma­nas­tıra inen misafirin gönlünü hoş edecekler, sabah olunca Allah Kerim.

Eşek hemen satılır. Parasıyla türlü yiyecekler alı­nır, mut­fağa gönderilir, Bu gece manastırda misafir şere­fine ziyafet var, ayin ve eğlence var diye de çevreye, konu-kom­şuya haber verilir.         Ger­çekten büyük bir ayin tertiplenir, yenilir, içilir. Hem manastır ehlinin,  hem de bizim misafir sofinin keyifleri yerindedir.

 Ken­dilerini müziğin, âyin’in ritmine kaptırmış, dünyayı unutmuş, kendi âlemine dalmış, hepsi “eşek gitti, pa­rası bitti” diye bir tempo tuttur­muşlar sallanıp duru­yorlar. Konuk sofi de onlarla beraber tempo tutuyor hatta onlardan daha heyecanlı ve iştahlı bir şekilde tempoya iştirak edi­yor. Ayinin bitiminde herkes yor­gun-argın odasına çe­kilir.

Sabah olunca sofi yol hazırlığına başlar. Heybeyi ve di­ğer eşyalarını top­layıp ahıra inince karakaçan’ın ye­rinde yel­ler eser olduğunu görür. Belki sula­yıp gel­mek için götürmüş­lerdir diye bir hayli bekler ama neti­cede kimseden ses çık­maz.

Seyis (ahıra bakan hizmetli) gelince sofi: “Eşek ne­rede?” diye sorar. Hizmetli gülerek: “Hangi eşekten bahse­diyorsun” der. Sofi: “Hangi eşek olacak, dün sana getirip elimle teslim ettiğim eşekten bahsediyo­rum” de­yince Seyis: Dün gece mürit­ler eşeği elimden aldılar, satıp parasını yemek için      pa­zara indir­diler. Ben ne yapa­bilirdim deyince Sofi:

“Peki, durum böyleydi de neye gelip bana haber verme­din?” der. Seyis: “Sana haber vermek için kaç defa geldiy­sem, sen kendini ayinin ve eğlencenin esra­rına kaptırmış, herkesten yüksek sesle: “Eşek gitti, pa­rası bitti” diyordun. Her halde ha­beri var, kendisi razı olmuş diye düşündüm” der.

Sofi: “Yahu ben meselenin farkında değildim, ben sa­dece onların ritmine uyarak onları taklit ettim, ger­çeğin böyle oldu­ğunu bilsem, biricik eşeğimin davu­lunu kendim çalar mıydım?” der.

Hz. Mevlânâ burada, gerçekleri bilmeden körü kö­rüne tak­lit edenlerin kendi sermayelerini yiyeceklerini, kendileri­nin zarar edeceğini ibretli bir mi­salle dile geti­riyor.([1])

Bugün dünyadaki Müslümanların durumu bu. Petrol onlarda, Doğalgaz on­larda, madenler ve bakir topraklar onlarda. Para ve zenginlik onlarda. Ama onların parası ile Haçlı âlemi hovardalık yapıyor ve tepelerinde değirmen çekiyor

. İnternette dünyanın en borçlu devletleri yayımlandı. Bugün ABD, İngiltere, Almanya gibi devletler yani en güçlü görünen devletler en borçlu devletler. Peki bunlar kime borçlular, kimin parasını har vurup harman savu­ruyorlar? Elbette basiretsiz Müslümanların.

 

 Çok borçlandıkları, borçlarının vadesinin geldiği, istenmeye başlandığı zaman İran Şahı Rıza Pehlevî gibi, Saddam gibi, Kaddafi gibi,Hüsnü Mübaret gibi… alacaklıları bertaraf ettirdiler mi mesele kapanıp gidiyor.

Bush ve Obama bir barda oturmuş konuşurlarken biri gelip ne yapıyor­sunuz diye sormuş. Onlar 140 milyon Müslüman ve Angelina Jolie’nin öldü­rülmesini planlıyoruz deyince adam “Neden Angelina Jolie yi öldürmek isti­yorsunuz” diye kükrüyor. Bush yerinden fırlamış ve şöyle bağırmış: “ben sana demedim mi 140 milyon müslümanı kimse umursamaz ve sormaz diye, al işte inan”

Dipnot:

1- Tahirül Mevlevi, a. g. e. c. 6, beyit no: 181.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık