• 01 Ocak 2020, Çarşamba 11:11
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Sultan Abdülhamid ve Filistin

Çünkü tarih ve günümüz şahittir ki; Müslümanların içinde gayri Müslimler binlerce sene huzur ve emniyet içinde yaşayabilirler ama,(1) gayri Müslimlerin içinde Müs­lümanlar asla. Ortadoğu Müslümanlar tarafından alı­nalı 1500 sene oldu hala yüz binlerce Hıristiyan, Rum ve Er­meni yaşamaktadır. Ama 820 sene Müslümanların elinde kalan İspanyada, 520 sene Osmanlının elinde kalan Bal­kanlarda kaç Müslüman var ve ne kadar huzurlu hayat sü­rebiliyorlar şöyle bir düşünelim. Hele hele Yahudi, dün­ya­nın her bir yanından gelip vatanlarını işgal ettiği bir avuç Filistinliye hayat hakkı tanımıyor. Ey Müslümanlar ibret alalım. Ey Arap idarecileri! Sizlere yazıklar olsun, sizler tükürmeye bile değmezsiniz. Gazze’de İsrail Filis­tinliler üzerine tonlarca bomba yağdırırken, binlerce ma­sumu katlederken, binlerce tüyü bitmedik bebek can verir­ken, sizler bu katliamların baş mimarı ve müsebbibi ABD dışişleri bakanı bayana, hakkıyla yaptığı görevi(!) yakında bırakacağı için, milyonlarca dolarlık takılar hediye etmekle meşgulsünüz. 

Hz. Mevlânâ şöyle bir hikâye anlatır: Çayırda öküzler otlamaktadır. Bunlar dayanışma içine girdiği takdirde on­ları yiyemeyeceğini bilen kurt, kara öküz ile sarı öküze:

“Çok açım, birinizi yemek mecburiyetindeyim. Ama size bir şey yapmayacağım. Yeter ki sesinizi çıkarmayın” demiş ve onların okeyini alınca ala öküzü yemiş. Birkaç gün sonra yine gelip kara öküze:

“Ben yine acıktım. Müdahale etme sarı öküzü yiye­yim, ama sana bir şey yapmayayım” der ve onu da yer. Birkaç gün sonra, kara öküzün karşısına dikilip, niyetini ızhar edince kara öküz:

“Gel gel, niyetini anladım. Eşekliğime doymayayım. Aslında sen beni ta ala öküzü yediğin gün yemiştin” de­miş. Yani ben kendi idam fermanımı ta o gün dayanışma içine girmeyip, bencillik yapmakla imzaladım demek is­temiş. 

Bu misalde olduğu gibi, sıra kendilerine gelince, Arap idarecileri de kara öküzün dediği gibi diyecek ama iş işten geçmiş olacak:

Meşhur Mısırlı alim Muhammet Gazali'nin, Mescid-i Aksa'nın Yahudiler tarafından işgalinin 25. yılında, 1992 de, Kahire'de verdiği bir konferansta şu tespitlerde bulun­muş, Ortadoğu’da bugün cereyan eden bu zulüm ve katli­amın sebeplerinden en önemlisine parmak basmış ve özel­likle Arabistan’da hala Osmanlı düşmanlığı yapanların  suratına okkalı bir tokat vurmuştur:

 "Asrımıza kadar Kudüs elimizdeydi. Şu bir hakikat ki, Müslümanlar Osmanlı devletine ihanet ettiler. İngilizler Mısırlı gençleri savaşmak için alıyordu. Bir milyona yakın Mısırlıyı (Çoğu çiftçi) Osmanlıyı parçalamak için askere aldılar ve Müslüman Türklere karşı onları kullandılar. Türkler perişan oldu. Onlara ihanet edenler, yani bizler bu hıyanetin cezasını Filistin ve Mescid-i Aksa'nın İngilizlerin eline geçmesiyle çok pahalı ödedik. Kudüs ve çevresi elden çıktı.

Sultan 2. Abdülhamit Han'a devlet sıkıntı içindeyken milyonlarca altın teklif edip, "Bunu al ve Filistin’i bize bırak" dediler. Sultan, bu teklifi yapan Yahudi Herzl'i hu­zurundan sert bir şekilde kovdu.

İngilizlerin Osmanlıya açtığı savaş medenimiydi? Ha­yır, asla! İngiliz Mareşal Beyt'ül Makdis'e girince şöyle dedi: "Haçlı seferleri şimdi bitti" ve Salahaddin'in kabrine gidip alçakça kabri ezip; "ey Salahaddin. İşte biz tekrar döndük" dedi. İşte bu Osmanlıya ihanetin dünyadaki be­delidir..."(2) 

Filistin'de ilk Yahudi yerleşimleri, Theodor Herzl'in 1897'de ilk Siyonist Kongre’yi toplamasından sonra başla­mıştır. Thedor Herzl, dönemin sultanı II. Abdülhamid'e Kont Nevlinski (Leh bir soylu, II.Abdülhamit'in şahsi dostu) aracılığıyla 5 milyon altın karşılığında Filistin'e özerklik ve Musevi ikametliği ister. Ancak II.Abdülhamid şu cevabı verir:

"...Bu meselede (Theodor herzl) ikinci bir adım daha at­masın. Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanla­rıyla mahsuldar kılmıştır. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. benim Suriye ve Filistin alayla­rımın efradı birer birer Plevne de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe mey­danlarında kalmışlardır. Türk imparatorluğu bana ait de­ğildir, Türk milletinindir. ben onun hiçbir parçasını ver­mem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin’i hiçbir karşılık vermeden ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına izin vermem.”(3)

Osmanlı ve özellikle de Sultan Abdülhamid’in kadri kıymeti bugün Araplar ve özellikle Filistinliler tarafından anlaşılmıştır ama; “Ba’de harabül Basra” iş işten geçtikten sonra. Haçlı propagandası neticesinde “Le Sultan rouje-Kızıl Sultan” diye nefret ettikleri Sultan Abdülhamid’in ismi şimdi Lübnan’da, Filistin’de caddelere okullara ve­rilmektedir.(4)

Dipnotlar:

1-Ahmet Refik, “Lâle Devri”, Timaş Yay. İst. 1997, s.83.

2-Z. Gazetesi, 19.09.1992

3-Mim Kemal öke, “ll. Abdulhamid, Siyonistler ve Filistin meselesi”, Kervan Yay. İst. 1981. 

4-Tarih ve Düşünce Dergisi, Temmuz-Ağustos 2006, s.68.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık