• 31 Ocak 2015, Cumartesi 10:05
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

SÖZ - SÜKÛT - DİLİNİN BELASINI ÇEKENLER-2
Ehli dillerde bu mesel anılır Kim ki çok söylerse çok yanılır             Taşlıcalı Yahya Az ve öz konuşmak aklın alametidir Dile hâkimiyet başın selametidir     Sabrî   Hz. Mevlânâ gevezelikten, lüzumsuzluktan, boşboğazlıktan nasıl geri durduğunu şu sözleri ile dile getirir: “Suskunluğum asaletimdendir… Her söze verilecek bir cevabım vardır ama, bir söze bakarım söz mü diye, bir de söyle¬yene bakarım adam mı diye. Sonra kendime bakar ve sorarım; o adamsa ben neyim? O adam değilse benim onunla ne işim olabilir?” Yine Hz. Mevlânâ “İnsanlarda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan göz¬dür. Ama İnsanı insan yapan agızdan çıkan sözdür.” buyurmuştur. Hezarî isimli şair; “biz bazen düşmanımızı, susmak sure¬tiyle mağlup ede¬riz” mealindeki şu beyti de ibretli: Terki dava ile davamızı ispat ederiz Leb-i hâmûş ile biz hasmımızı ıskat ederiz            Bir çayın iki yakasında birer köy var ve bu köylerden her birinde birbi¬rine düşman iki kadın var. Her gün çayın kenarına gelirler, saatlerce dalaşırlar, birbirlerine kötü söz söyler hatta söverlermiş.    Bu uzun müddet devam edince birisine nasihat etmişler; “bu yaptığınız nedir? Her gün çekiş, her gün kavga, ayıp oluyor” Kadın; “aslında ben bunu sürdürmek istemem ama, kadın gelip bana çatıyor, bende cevap vermezsem olmu¬yor.” Demişler ki; “sen ondan kurtulmak istiyor musun?”, “evet” deyince, şöyle nasihat etmişler; “o gelsin saymaya baş¬lasın, sen hiç cevap verme, ne derse desin mukabele etme” ta¬mam demiş ve ertesi gün söylenenleri uygulamış, karşıdaki saymadık laf, savurmadık küfür bırakmamış ama karşıdakinden hiç cevap alamayınca hızını alamamış ve “seni öldüreyim de kurtulayım bari” diye çaya dalmış ve boğul¬muş, ölmüş.    Meşhur Hind Filozofu Beydaba da, Kelime ve Dimne isimli kitabında konuyla ilgili şöyle bir kıssa anlatır.  Bir gölette birçok hayvanın yanında kaz¬lar ve kurbağalar da yaşarlarmış. İyi komşuluk ilişkileri içinde aylar geçmiş ama yazın en sıcak günleri gelince gölet kurumuş, zor günler başlamış.    Kazlar  kur¬bağaya demişler ki; “biz başka bir gölete göç edeceğiz. Birbi¬rimizle huku¬kumuz var, senide götürelim ama, senin çenen durmaz, vak vaklar durursun. Ağzını açmayacağına söz ver, bizim ikimiz bir küçük değneğin iki kenarından tutalım, sende ağzınla ondan ısır, ama biz havaya kalkınca sakın gevezelik yapmaya kalkma, helakin olur” Tamam deyip söylenenleri uy-gulamışlar, kurbağa yükseklere çıkıp aşağıdaki manzarayı gö¬rünce konuşmak için ağzını açar açmaz aşağı düşmüş ve ölmüş.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık