• 21 Nisan 2016, Perşembe 9:11
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ŞEMÂİL-İ ŞERÎFLER -1
Şemâil: “Huy, ta­biat, hal, hareket, tavır ve davranış” gibi manalara da gelir.

Istılahta ise: Sadece Hz. Pey­gamberin hayat tarzını ve yaşama üslu­bunu, O’nun be­şeri yönünü anlatmak için kullanılan bir kelime olmuştur.

Şemâil kitapları; fizik ve biyolojik  kanunlar karşı­sında Hz. Peygam­berin diğer insanlardan hiç farkı ol­madığı esa­sın­dan hareketle, O’nun fiziki görü­nüşü ve sosyal davra­nışları ile ilgilenmişlerdir. ([1])

Peygamberimizin vefatından kısa bir süre önce kızı Hz. Fâtıma; “Ya Resûlallah! Senin yüzünü bundan sonra göreme­yeceğim” diye ağlayınca Peygamberimiz Hz. Ali’yi çağırmış ve: “Ya Ali! Hilyemi yaz ki vasıfla­rımı görmek beni görmek gibidir” buyurmuştur.

İşte bu ha­disedir ki hilye tü­rünün ve şemâil kitaplarının doğ­ma­sına, gelişmesine, yay­gınlaşmasına se­bep olmuş­tur. Hatta siyer ve mevlid gibi Hz. Peygamber’in  hayatı ile ya­kından ilgili türler de bu hadiseyi kısmen telmih eder­ler. ([2])

Türk Milleti bu hususta da diğer Milletlerden çok farklı davranmış, Hilye ve Şemâil’lerin en güzel örnek­lerini ver­miş­ler, bunların kenarına yaptıkları tezhib’lerle içindeki Peygam­ber sevgisinin ne kadar derûnî oldu­ğunu ispat etmişler, bugün bile ecnebileri hayran bıra­kan harika eserler meydana getir­mişlerdir.

Her eve, her dükkâna ve iş yerine bunları, en azın­dan bi­rini as­mışlar­dır. Pey­gamber’e olan       mu­habbetlerinin neticesi, bunların asıl­dığı evlere belâ ve musibetlerin gel­meyeceğine, o evde bolluk ve bereket olacağına, hâne halkı­nın huzur ve mutluluk bulacağına inanmışlardır. Muska yapıp     yanla­rında taşı­mışlar, her zaman Peygamberi ile beraber olmayı iste­mişler­dir.

 Hatta Hilye ve Şemâilleri ezberle­yerek Hz. Peygamberi rüyada göre­bilmek için, her gece         ya­tarken okumayı âdet edinenler bile olmuştur. Cep­he­lerde ha­ya­tının baharında dini, vatanı ve milleti için ca­nını feda, kanını sebil edip şehit olan Mehmet­çiklerin koy­nundan Kur’an cüzleri veya bun­lardan biri çıkmıştır.

Tirmizî’nin Şemâil’i; İbni Kesir’in Şemâilü’r-Rasûl’ü; Aliyyül Kârî’nin Şerh’i Şifâ’sı; Hüsameddin Nakşi­bendî’nin Şerh-i Şemâilü’n Nebî’si; Râif Efendi’nin Muhtasar Şemâil-i Şerîf Tercümesi, Şemâil kitap­larının ilk örnek­lerindendir.

Fa­kat mensur ve man­zum Hilye ve Şemâil örneklerinin en iyile­rini ve güzelle­rini yine İslâmî Türk Edebiyatında bul­mak mümkündür.”Türk Edebiya­tındaki bu çeşitlilik, diğer Müslü­man             Mil­letlerin edebiya­tında mevcut değildir.”([3])

“...Öyle ki, sadece O’nu övme ve anlatmaya tahsis edilen başta Nât ol­mak üzere esma-i nebi, gazavât-ı nebi, ahlâku’n-nebi, hicretü’n-nebi, mevlit, mu’cizât, mi’râciye, hilye, şefaatnâme, kırk hadis, binbir hadis gibi manzum-mensur pek çok tür eser teşekkül etmiştir...”([4])     

Dipnotlar:

1- Daha fazla bilgi için bk: Ali Yardım, “Hz. Peygamberi Anlatan Dalları ve Şemâil

    Nev’i”, Diyanet Dergisi, Ekim-Kasım- Aralık, 1989, s. 217.

2- İskender Pala, “Hilye-i Saâdet”, T. D. V. Yay. Ankara, 1991, s. 2.

3- Mustafa Uzun, “İslâm Ansiklopedisi”, T. D. V. Yay. İst. 1998, c. 18, s. 47.

4- Bilal Kemikli, “Türk Kültüründe Hz. Peygamber ve Gül İmajı”, Türk Edebiyatı

    Dergisi, Kasım 2004, sayı: 373, s. 24.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık