• 20 Aralık 2018, Perşembe 8:30
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Pâdişah Vakıfları (2)

Abbasi Halîfesi Harun Reşid in eşi Zübeyde Hanım, hacıların su ihtiya­cını karşılamak üzere Şam’dan Kutsal beldelere “Ayn-ı Zübeyde” ismiyle ma’ruf su kanalları yaptırmıştır. Aradan geçen uzun asırlar boyu bu kanalların bakımı ve tamiri yapılmadığı için yıkılmış, yumulmuş ve devre dışı kalmıştır. Kanûnînin Kızı Mihrimah Sultan bir ara Mimar Sinan’a 500 bin altın vererek görevlendirmiş, bu su kanallarını tekrar devreye sokturmuş ve bunu hiç kimse bilmemiş, duymamış, yeni yeni bazı Osmanlı arşivlerinin tetkikinden anlaşıl­maktadır.(1)

Kanûnînin kızı Mihrimah sultan çok hayır yapmış vakıflar kurmuş bir kadın. Ama Şehzâde Mustafa’nın katlinde de annesi ve kocası ile dahli olan bir sultan. Bunun için bu kadar hayır ve hasenata rağmen şüpheler içinde “acaba Allah kabul etimi? Günahlarımızı affetti mi?” diye tereddütler içinde. Birileri “falan yerde Allah’ın veli kullarından biri var bu tip şeyleri bilir” deyince, sultan hemen oraya gider.

Sokak dar olduğu için saltanat arabası girmez. Bir müddet yaya gitmek mecburiyetinde kalınca yolda bir kedi yavru­sunun perîşân halini görür, onu bir kenara kaldırır, sırtını okşar, yiyecek bir şeyler verilmesini emreder. Hocanın huzuruna varıp derdini anlatıp, “benim bu yaptırdığım hayırlar, vebâllerimi karşılar mı?” deyince şu cevabı alır: “Sen onların hepsini hazır bulduğun para ile yaptırdın ve hiçbiri kabul değil ama şu biraz önce sevdiğin kedi yavrusu var ya seni ancak o kurtarır.”(2)

Meşhur târihçi İbrahim Peçevî’nin bildirdiğine göre Osmanlı sultanları, bazı fethettikleri şehirlerin gelirlerini Mekke ve Medîne şehirlerine vakfeder­lerdi. Meselâ Sultan 2. Beyazid fethettiği Modon şehrinin gelirlerini bu şe­kilde vakfetmiştir.(3) Fâtih’in babası Sultan 2. Murad hazinede para olmadığı zamanlarda bile borç alıp Mekke ve Medîne fakirlerine para göndermiştir.

Sultan 2. Mahmud’ın kızı Adile Sultan 27 tane vakıf kurmuştur.(4) Os­manlı Hânedanından vakıfları olmayan insan yoktur, bir değil birçok vakıflar kurmuşlardır. Bunların hepsini burada zikretmeye kalkarsak, sâdece bu bölüm bir kitap olur. Değil sultanların Osmanlıda bir vezîrin bile ne kadar vakıf kur­duğuna bir misal verip, kıyaslamayı sizlere bırakıyorum.

Kanûnînin vezîri azamı Pargalı İbrahim’in vakıflarından bazılarını Prof. Dr. Ahmed Şimşirgil şöyle sıralar: “Mekke, Selanik, Razgrad, Kavala gibi yerlerde câmi, mektep, medrese, hamam, çeşme ve yine bazı kasabalarda mescid, zaviye ve bunlara gelir getirmesi için tahsis edilmiş çeşitli vakıflar. Niğbolu Sancağında câmi ve vakıflar…”(5)  

Victor Hugo’nun (1802-1885) Sefiller Romanında bir ekmek çaldı diye 20 sene küreğe mahkûm edilen Jean Valjan döneminde İstanbul’un 25 nokta­sında sadaka taşları vardır...(6) Ecdâdımız aç olan bir insana çaldığı bir ek­mek için 20 yıl hapis vermiyor, karnını doyurduğu fakir ve fukaraya bir de “diş kirası” diye harçlık veriyordu.

Gerçekten Osmanlı örfünde fakirler davet edildi mi, neticede harçlıkları da verilirdi. Buradaki incelik de teşekkür babın­dandır. Yani fakire diyor ki; “Siz olmasaydınız ben bu zenginliğimin icabı olarak vermem gereken zekât ve sadakayı verecek insan bulamazdım, size teşekkür ediyorum, zahmet ettiniz, soframı bereketlendirdiniz, sağ olun” diye verilirmiş. Diş kirası: Tanzimat Ricalinden Mehmed Rauf Paşanın bir rama­zanda 5000 altın diş kirası verdiğine dair kayıtlar vardır.(7)

Osmanlıda vakıf fikrinin ne kadar şümullü ve yaygın olduğunu anlamak için, Mimar Sinan’a yaptırılan eserlere bakıp hüküm vermek yeterli olur sanırım: 81 Câmi, 50 mescit, 55 medrese, 7 dârul kurra, 19 türbe, 14 imâret, 3 darüşşifa, 7 su kemeri, 8 büyük köprü, 16 kervansaray, 33 saray, 32 hamam… Yaptı, öldüğünde parası da borcu da yoktu...

Dipnotlar:

1- Dursun Gürlek, “Sohbet Tadında”, Kubbealtı Yay. İst. 2012, s. 26; Osman Öndeş, “Vurun Osmanlıya”, Timaş Yay. İst. 2012, s. 153. 

2- Dursun Gürlek, “Tebessüm ve Tefekkür”, Kubbealtı Yay. 5. Baskı, İst. 2012, s. 650.

3- Ahmed Şimşirgil, “Kayı-3”, KTB Yay. İst. 2013, s. 84.

4- Tekin Kılıç, “Osmanlıdan Torunlarına Hayat Düstûrları”, Gelenek Yay. İst. 2011, s. 111.

5- Ahmed Şimşirgil, “Kayı-4”, KTB Yay. İst. 2013, s. 106.

6- Tekin Kılıç, a. g. e. s. 154.

7- Avni Arslan-Ziya Demirel, a. g. e. s. 166.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık