• 06 Şubat 2018, Salı 7:47
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLIYA İHÂNET (2)

Meselâ Balkan Milletleri; Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Ro­menler… Osmanlı idâresinden sonra onları hâkimiyeti altına alan komünist Rusya bir asra yakın kan ağlatmış ve Osmanlı günlerini mumla aramışlardır.

Miloseviç'in zulmünden, katliamlarından akın-akın komşu ülkelere kaçan Arnavutların arasından 78 yaşında olduğunu söyleyen ihtiyar Arnavut,  Blace sınır kapısından geçerken ağla­yarak "işte tam burasıydı, tam burasıydı..." sözlerini tekrar edince, soranlara "işte burası Osmanlıya ihânet ettiğimiz yer. Burada Sırplarla iş birliği yaparak Türkleri arkadan vurmuş­tuk. Şimdi aynı yerde bu yaptığımız ihânetin bedelini ödüyoruz" demiştir.(1)

Avrupalıların fikren ifsat etmesi, kandırması, milliyetçilik duygularını tetiklemesi, bol bol altınlar vermesi ve İttihat ve Terakki mensuplarının basi­retsiz politikaları neticesi başta Mekke Emiri Şerif Hüseyin olmak üzere bazı Arap devletleri ve aşiretleri de son zamanlarda Osmanlıya hor bakmışlar(2) ama bunun cezasını hâlâ ödemektedirler. Osmanlı çekildikten sonra Ortadoğu ve Arap alemi hiçbir zaman huzur ve sükûnet bulamamıştır.(3)

İngilizlere aldanan, onların vaatlerine kanan ve senelik verdikleri 400 bin altına tama eden(4) Şerif Hüseyin ve oğulları, 3-4 senelik bir krallıktan sonra yine İngilizle­rin oyunu ile Suud sülâlesine iktidarı kaptırmışlar ve kendileri sür­günde Kıbrıs’ta yaptıklarının bedelini ödeyerek ve itiraflarda bulunarak ağ­laya ağlaya ölüp gitmişlerdir.(5)

Meşhur Mısırlı âlim Muhammet Gazali, Mescid-i Aksa'nın Yahûdiler ta­rafından işgalinin 25. yılında, 1992 de, Kahire'de verdiği bir konferansta şu tespitlerde bulunmuştur: "As­rımıza kadar Kudüs elimizdeydi. Şu bir hakikat ki, Müslü­manlar Osmanlı devletine ihânet ettiler. İngilizler Mısırlı gençleri savaşmak için alıyordu. Bir milyona yakın Mısırlıyı (çoğu çiftçi) Osmanlıyı parçalamak için askere aldılar ve Müslüman Türklere karşı onları kullandı­lar. Türkler perîşân oldu. Onlara ihânet edenler, yani bizler bu hıyanetin ceza­sını Filistin ve Mescid-i Aksa'nın İngilizlerin eline geçme­siyle çok pahalı ödedik. Kudüs ve çevresi elden çıktı.

Sultan 2. Abdülhamid Han'a devlet sıkıntı içindeyken milyonlarca altın teklif edip,  "Bunu al ve Filistin’i bize bı­rak" dediler. Sultan,  bu teklifi yapan Yahûdi Herzl'i huzu­rundan sert bir şekilde kovdu.

İngilizlerin Osmanlıya açtığı savaş medenimiydi? Hayır, aslâ! İngiliz mareşal Beyt'ül Makdis'e girince şöyle dedi: "Haçlı seferleri şimdi bitti" ve Salahaddin'in kabrine gidip alçakça kabri ezip,  "ey Salahaddin. İşte biz tek­rar döndük" dedi. İşte bu Osmanlıya ihânetin dünyadaki bedelidir..."(6)

Filistinli bakan Sâlim Tamari de, Türkiye’den Filistin’e giden resmi par­lamento heyetine “Araplar olarak Osmanlı Devletine yaptıkları ihânetin be­delini çok acı ödediklerini” söylemiştir.(7) Akl-ı selim sâhibi birçok Arap bugün bu itiraflarda bulunmaktadır.(8) Daha öncede zikredildiği üzere İngiliz­ler ve Yahûdiler Filistin’e hânedandan bir devlet başkanı olmasını ka­bul ettikleri halde, Kudüs Müftüsü Muhammed Emin El Hüseynî râzı olma­mış ve İsrail Devletinin kurulmasını sağlamıştır.(9)

Batının tüm güçleriyle desteklediği Ermeniler bile, yıllarca Rus zulmü altında inlemiş, güya şimdi bağımsız devlet olmuş ama yine de mutlu ve müreffeh değil. Çok zengin ve ilerlemiş bir devlet olmadığımız halde, Türkiye de bile 100 bin civârında çalışmaya gelen Ermeni vatandaşı olduğu bilinmektedir. Ama hem Osmanlının son zamanlarında hem de Cumhariyet döneminde bizde devlet olarak hatalar etmişiz, onları gücendirmişiz, Batılıların ekmeğine yağ sürmüşüz:

DP Parti döneminde BM de Fransa’nın Cezayir’i işgal etmesinin  görü­şüldüğü yıllarda maalesef ve maalesef -halen içinde binlerce Türk aile bulu­nan- Cezayir’i ve onların bağımsızlık savaşanı desteklemeyip Fransa hükü­metini desteklemişiz. Paris’teki Cezayirli talebeler Türk talebelerin yakasına yapışıp “bizim bayraklarımız bile aynı hilâl ve yıldızdan müteşekkil, bizim gelin kızlarımızın çeyiz sandığından  hâlâ Türk altın paraları çıkar, siz bize nasıl ihânet edersiniz?” diye yakalarına yapışıp kavgalar yaptıklarını eski bakanlarımızdan Nevzat Yalçıntaş hatıralarında kaydeder.(10)

Dipnotlar:

1- Mehmed Acet, “UÇK ile 30 saat”,  Yenişafak 13. 06. 1999.  

2- İlhan Bardakçı, “İmparatorluğa Veda”, Hülbe Yay. Ank. 1985, s. 572.

3- Sâmiha Ayverdi, “Ezelî Dostlar” Kubbealtı Yay. İst. 2009, 2. baskı, s. 89.

4- Nevzat Kösoğlu, “Şehit Enver Paşa”, Ötüken Yay. İst. 2008, s. 327.   

5- Bilal N. Şimşir, “Bizim Diplomatlarımız”, Bilgi Yay. 1996, s. 556.

6- Z.Gazetesi, 19. 09. 1992. 

7- Târih ve Düşence Dergisi, Temmuz 2004, s. 74.

8- İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 94.

9- Cengiz Özakıncı, “Türkiye’nin Siyasi İntiharı”, Otopsi Yay.13. bas. İst. 2007, s. 270.

10- Nevzat Yalçıntaş, “Hatıralar”, İşaret Yay. İst. 2012, s. 225.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık