• 27 Şubat 2018, Salı 7:20
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Osmanlının Temelinde İlim ve İrfan Vardır (2)

Osmanlı Medreseleri:

Dünyada ilk yatılı üniversite Peygamber Efendimiz tarafından ihdas edi­len ve “Suffa” denen Mescide bitişik yerdir. Dünyada her türlü masrafı devlet tarafından karşılan ilk ciddi ve düzenli medrese de Büyük Selçuklular döne­minde kurulan Nizamiye Medreseleridir. Dünyada en teşkilâtlı ve en zengin üniversiteler de Fâtih’in İstanbul’da kurduğu Sahn-ı Seman Medreseleridir.

Bu medreselerde sınıf adedi 20 kişiyi geçmez,(1) burada görev yapan bir müderrisin (profesörün) aylığı 25 bin dolara eder,(2) talebelere ise bugünkü profların aldığı kadar burs verilirdi. Fâtih İstanbul’un değişik yerlerinde 4000 bin dükkân yaptırıp ekserisini bu ilim müesseselerine vakfetmiştir.(3) Bugün ABD profesörlerine bu parayı verememektedir. Yine aynı dönemde Molla Hüsrev’in talebeleri sabah hocanın evine varır hep beraber kahvaltı yaparlar, hep beraber Medreseye gelip ders okurlar, akşam yine hocalarını evine kadar hürmeten getirirlermiş.(4)

Osmanlı ilme ve ilim mekânlarına o kadar önem vermiş ki; Sâdece Mi­mar Sinan 55 medrese inşa etmiştir. Osmanlının gerilediği dönemler olan 1800’lü yıllarda bile Konya’da 45 medrese vardır.(5) Medrese demek, vakıf­lar tarafından külfeti karşılanan küçük çaplı üniversite demektir. Konya’da bugün bile 45 üniversite yok, dördü yakın zamanda açılan 5 üniversite vardır.

Şimdi gençlerimizin aklına şöyle bir soru gelebilir: “Madem Osmanlıda ilim ve irfan bu denli ileri idi de; neye bir keşfin veya icadın altında bir Türk ismi görmüyoruz?” Aslında var, var da; biz bilmiyoruz. Bize onların son as­rını yani inkıraz (yıkılış) dönemlerini okutuyorlar, öğretiyorlar, yükselme ve yücelme dönemlerini gizliyorlar.

Sivas'ın Divriği ilçesinde 785 yıl önce yani 1228 yılında inşa edilen ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) "Dünya Kültür Mirası Listesi"nde yer alan Divriği Ulu Câmii ve Darüşşifası'nda, ec­dadın asırlar önce kurduğu, günümüzde kullanılır durumda olmayan alttan ısıtma sistemi kullanıldığı ortaya çıkmıştır.(6) Müslümanların icat ve keşiflerin­den bazılarını burada şöyle sıralayalım:

1-Kâğıt fabrikaları.

2-Pusula.

3-Roketler ve havan topu.

4-İlk uzay roketi.

5-İlk denizaltı.

Müslümanların Keşifleri

1-Dünyanın yuvarlak oluşu.

2-Aya gidilebileceği.

3-Mikrobun keşfi.

4-Göz hastalıkları.

5-Cerrahlık.

6-Yer çekimi.

7-Özgül ağırlık.

8-Coğrafyacılık.

Ortaçağ’da dünyada okur yazar seviyesi yani kültür seviyesi en yüksek toplum Müslümanlar idi. Avrupa’da saray erkânının bile birçoğu câhil iken, bazı bölgelerde papazlardan başka okur yazar yokken, İslâm toplumunun ner­deyse hepsi okur yazar idi. Bu durumu Avrupalı ilim adamları da inkâr etme­yip, kabul ve itiraf ediyorlar.(7)

 Prof. Oktay Sinanoğlu’nun iddiasına göre 1200 yıllarında Avrupa’ya gök bilimi ve matematiği öğreten yer, Konya’daki Karatay Medresesi’dir.(8)

1453 yılında İstanbul’u fetheden Fâtih, İstanbul’a girerken hürmet olsun diye Hocası Akşemseddin’i en önden yürütürken, "İstanbul'u fethettiğimden çok, Akşemseddin gibi bir mürşide sahip olduğuma sevini­rim" derken(9) câmide bile hocaları kendinden sonra gelirse onların ayağına kalkarken, ondan 3,5 asır sonra bile Fransız İhtilalında (1789) meşhur Lavaziye ölüm cezasına çarptırılmış bu âlim; “cezama razıyım ama yeni bir keşif yapmak üzereyim, cezamı kısa bir müddet erteleyin” teklifine “İhtilalın ilme ve ilim adamına ihtiyacı yoktur” diye cevap vermişler ve Giyotinle kafasını kesip bir parka atmışlardır.(10)

Ortaçağ’da Avrupa'da Engizisyon mahkemelerinde çoğu diri diri gö­mülmek ve yakılmak sûretiyle 300 bin civârında ilim adamı katledilirken(11) İbni Rüşd'ün eserlerini okudu diye Siger De Burbon'un diri diri toprağa gö­müldüğü, Hollandalı Herman Won Rişvik'in ve Giordano Buruno'nun aynı suçtan Lahey’de diri diri yakıldığı,  "Dünya dönüyor" dedi diye Galile'nin ölüme mahkum edildiği dönemlerde(12) dedelerimizin ilim adamlarına nasıl hürmet ve tazim gösteriyorlardı? Bazı misalleri arz edeyim:

Dipnotlar:

1- Ahmed Turan Yüksel, “İslâm’da Bilim Târihi” Kitap Dünyası Yay. Konya 2002, s.135.

2- Târih ve Medeniyet Dergisi, sayı 18, s. 46.    

3- Sâmiha Ayverdi, “Ebedî ve Mânevî Dünyası İçinde Fâtih”, Kubbealtı Yay. İst. 2008, s.151.

4- Ferhad Koca, “Molla Hüsrev” TDV Yay. Ank. 2008, s. 77.

5- İ. Bilgin-A. Çelik, “Muhammed Kudsî el-Bozkırî (Hoca Memiş Efendi)”, Konya 2009.

6- AA. 03. 08. 2013.

7- Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları-İlim-Kültür ve Sanat” TDV Yay. Ank. 1997, s. 10.

8- Oktay Sinanoğlu, “Bye- Bye” Türkçe”, Otopsi Yay.  İst,  Şubat 2002, s. 312.

9- N. Sami Banarlı, “Fâtihin Zafer Sırları”, s. 27.

10- Prof Beynun Akyavaş, “Seni Seven Neylesün”, TDV Yay. Ank. 2012, s. 149.

11- En-Nedvî,“Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti?”,Çelikcilt Mat.İst.1966.140.  

12- Müslümanların İlim Öncüleri Ansiklopedisi s. 175.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık