• 19 Şubat 2018, Pazartesi 8:44
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLININ İÇKİ, KUMAR BİLMEDİKLERİ (1)

Daha önce zikredildiği üzere; Osmanlı târihi boyunca 192 savaşa girmiş, 155 kesin zafer kazanmış, hemen hemen tamamı son zamanlarda olmak üzere 26 yenilgi almış, 11 savaşta da berabere kalmıştır. Bu başarının sebeplerinden biri de hem Osmanlı milletinin hem de Osmanlı ordusunun içinde içki, kumar ve fuhşun bilinmediği, çok çok asgari düzeyde, nâdirattan denebilecek kadar az olmasıdır.

Avrupa ordularının nerdeyse yarısının orduya katılan fahi­şeler, dilenciler ve satıcılardan teşekkül ettiği dönemlerde, Os­manlı ordusunda fuhşun bilin­mediğini,  içki içilmediğini, kumarın oynanmadığı, bunların sebep olduğu bulaşıcı hastalıkların da görülmediği bu bulaşıcı hasta­lıkların, Avrupalılara mahsus hastalıklar olması hasebiyle Frenk yani Batılılara mahsus anlamına "Frengi" de­ndiği târihî gerçeklerdendir.(1)

Osmanlıda İçki:

Osmanlı ordusunda ilk dönemlerde içki içen idam edilirdi.(2) Bunun fay­dası Batılılar tarafından dile getirilir. Meselâ Cristobal de Villalon, Türklere esir düşmüş, yıllarca esaret altında yaşamış bir İspanyol’dur. Ülkesine dön­dükten sonra yazdığı eserinde şöyle der:

“Türkler aslâ kumar oynamazlar. Dama gibi oyunları vardır ama dinlenmek için ve parasız oynarlar. Her mil­letin denizcileri kumarbaz olduğu halde, Türk denizcilerinde kumar yoktur. Az yer ve az uyurlar. Şafak söktüğü zaman çok az Türk henüz yatağındadır. Her­kes işine gücüne koyulur. Din adamları, toplumun en ciddi tabakasını oluştu­rurlar. Eğlencelere katılmazlar. Boş vakitlerinde kitap okurlar veya istinsah ederler…”(3)

Bu sıkı denetim ve ağır cezalara rağmen bu yasağı delenlerin nâdir de olsa çıktığını Busbecq kaydeder.(4) Muasırlarında ise durum perîşândır. İbni Arapşah Timur ordusunda ve Kafkaslarda hocaların bile içki kullandığını zikreder.(5)

600 senelik dönemde bunların içinden veliyullah mesabesinde sultanlar çıktığı gibi günahkâr olanlar, İslâm’a muğayir ve muhalif işler yapanlar da çıkmıştır. Fert bazında bunlar olmuştur. Ama hiçbirisi temelde bunlara karşı gelmemiş, Allah’ın emirlerini inkâr etmemişlerdir. Bunlar Peygamber değil ki, hepsi masum ve mahfuz olsun.

Osmanlı sultanlarından Yıldırım, 4. Murad, Abdülmecid,(6) gibi bazıları­nın içki içtiğine dair bazı müphem rivâyetler vardır. Ama bunlar yalnız rivâyettir. Bu sultanların içki içtiğini gören ve “içiyordu” diyebilen in­sanlar yoktur. Târihiçi Naima’nın bazı kayıtlarında;(7) bazı hal ve hareketlerin­den veya bazı rahatsızlıklarından dolayı yakıştırmalar vardır. Bunlar içiyorsa bile açıktan, ayan-beyan, pervasız ve maiyetinin yanında ol­duğuna dair târihî kayıtlar yoktur.

Osmanlı sultanları içinde ilk içki içen pâdişahın Yıldı­rım Bayezid olduğu zikredilir. Onu içkiye Sırp asıllı eşi Prenses Mara’nın alıştırdığı rivâyet edilir. Bursa Ulu Câmii, inşaatı ta­mamlandığı za­man, Yıldırım Bayezid, bütün hal­kın saygı gösterdiği Emir Sultan ile beraber açılış törenine gitmiş, büyük ese­rin hiç bir eksiği ol­madığından emin olan Kah­raman Pâdişah, ünlü mu­tasav­vıfa şöyle bir sual sormuş:

“Acaba bir eksiği var mı, ne dersiniz?”  Emir Sultan da hiç çekinmeden şu cevabı vermiştir; 

“Evet, çok büyük eksikleri var. Her köşesine kendiniz ve maiyetiniz (aile­niz-beraberinizdekiler) için birer mey­hane yaptırmayı unutmuşsunuz.” Çok kızan Yıldırım;

“O ne demek? Beytullah’ın içinde meyhane mi olur?” diye haykırınca Emir Sultan; “Asıl Beytullah insanın kalbidir!.. Sen onu meyhane hâ­line ge­tirmekten utanmadıktan sonra, şu cansız taştan bina­nın etrafına bir iki mey­hane kurdur­san ne çıkar?” diye cevap vermiş ve rivâyete göre bu olaydan sonra Yıl­dırım içkiyi bı­rakmıştır.(8)

Başta Prof. Dr. Ahmed Akgündüz başta olmak üzere birçok ilim adamı ve târihçiler, bunu bile kabul etmiyor, yani eşi Mara (Marya) sultan tarafından az bir sürüde olsa içkiye alıştırıldığını bile kabul etmiyorlar ve Ankara hezimeti için uydurulmuş bir senaryodan başka bir şey değildir diyorlar.(9)

Son zamanlarda Osmanlıda iman ve inanç zafiyeti oluşmuş, her hususta başlayan dejenerasyon içki hususunda da olmuş, birazda içlerinde yaşayan azınlıkların tesiriyle içki, kumar, fuhuş gibi olumsuzluklar çoğalmıştır.

Fakat bunun bile bir adabı olur, bugünkü mânâda kimse küfelik tâbir edilen duruma düşmez, kendini rezil etmez, etrafa zarar vermez, pervasız davranıp başkala­rına kötü örnek olmaz, herkesten saklı gizli bir kenarda bu işi yaparmış.(10)

 

 

Dipnotlar:

1- Türkiye Gazetesi, 22. 11. 1992.                                                                                                                       

2- Ricaut, “Türklerin Siyasi Düstûrları” Terc.1001 Temel Eser, Bas. Haz. M.Reşad Uzmen, s.317.

3- Yılmaz Öztuna, “Târih Sohbetleri”, Ötüken yay. İst. 1988, s. 141, 286.

4- Ogier Ghiselin De Busbecq, a. g. e. 20.

5- İbni Arabşah, “Acâibü’l Makdûr- Bozkırdan Gelen Belâ-Timur” Selenge Yay. İst. 2012, s.352.

6- A.Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 1, s. 262.

7- Naima Târihi, c, 3, s. 164.

8- İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c.1, s. 476.  

9- Ahmed Akgündüz-Said Öztürk,“Bilinmeyen Osmanlı”,Osmanlı Araş.Vakfı Yay.1999 İst.s.60.

10- İskender Pala, “Perîşan Güzeller”, Kapı Yay. İst. 2004, s. 10.

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık