• 10 Ekim 2018, Çarşamba 8:48
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN PLÂNLARI,  PROJELERİ,  HEDEFLERİ (2)

Osmanlının Mega Projeleri:

Yavuz Sultan Selim, Timur’un dedelerine ve Osmanlıya yaptığını haz­medememiş ve Timur soyundan Hindistan’daki şahın üzerine yürümek iste­miş, Piri Mehmed Paşa yolun çok uzun olduğunu dile getirince, o büyük sultan bugünkü Süveyş Kanalının yerini haritada göstererek, Akdenizin Kızıldeniz’e bağlanarak mesafenin kısaltılmasını düşünmüş ama ömrü vefa etmemiştir.(1)

Yavuz bu projeleri ile sâdece târihi bir intikam peşinde koşmamış, başta Por­tekizliler olmak üzere Avrupalıların Asya’ya yerleşmelerine, güçlenmelerine ve Müslüman devletleri tehdit etmelerine mâni olmak istemiştir. Nitekim Os­manlının zayıflamasından sonra Asya’daki bütün Müslüman devletler Batılı­ların sömürgesi olmuşlardır. 

Kanûnî döneminde Karadenizi Hazar denizine, Akdenizi Kızıldeniz’e, Volga nehrini Don nehrine bağlayacak, İzmit Körfezi-Sapanca Gölü-Sakarya Nehri üzerinden Karadenize bağlantı kurularak alternatif bir boğaz açma plan ve projeleri (ta o zamanlar) çizilir ama maalesef çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleştirilemez.(2)

Bu mega (dev) projelerle Osmanlı donanmasının bir bölümünü Hazar denizine atlatıp hem Rusya hem de İran gibi iki ezelî düş­manının belini kırmak istemiş ama bütün dünya onların üzerine çullandığı için maalesef bu teşebbüsler akim kalmıştır. Bugün ABD’nin Afganistan’a yerle­şip iki büyük düşmanı Rusya ve Çin’e gözdağı verdiği gibi.

Osmanlının içtimai yapısı üzerine mütehassıs olan ABD Erlanyen Üni­versitesi Profesörü Hutterroht' a talebelerinin "Os­manlı bu mütevâzı Topkapı sarayından dünyayı 4 asır nasıl yönetti?" diye sormaları üzerine: "Sırrını çözebilmiş değilim. 16. asırda Filistin’in sosyal yapısı üzerine yaptığım araş­tırmalarda öyle kayıtlara rastladım ki, hayret etmemek mümkün değil. Üç yıl sonra yapılacak bir savaşın bütün planlarının detaylı bir şe­kilde yapıldığını, hattâ ordu bir köyden geçerken yiyeceği hoşa­fın üzümünün bile nerden alına­cağının planlandığını görmek, herhalde devlet olarak insanlığın en muhteşem şâhikasıdır" demiştir.(3) Osmanlıların köylerle ilgili tuttuğu defter ve kayıt­lar, köyden şehre göç projeleri ve koydukları usuller, bugün bile dünyayı hay­retler içinde bırakmaktadır.(4) 

Avrupa devletleri fakir halktan topladıkları vergileri kendi zevk ve sefa mekânları olan şatolara, saraylara ve malikanelere harcadıkları halde, Osmanlı taş işçilik maharetini câmilerde yani halkın ibâdet mahallerinde göstermiş, bugün görenleri teshir edip hayran bırakan, Sultanahmet, Selimiye, Süleyma­niye gibi câmiler yapmışlardır.

 O kadar planlı, projeli, tedbirli ve ileriye dö­nük eserler yapmışlar ki; günümüzde yapılanlar 6 sene geçmeden tamiratına başlandığı halde, depremlerde yıkıldıkları halde, dedelerimizin eserleri 600 sene geçmesine rağmen dimdik ayakta kalmakta ve deforme olmamaktadır. Suraıya Faroqhı, bu Osmanlı câmilerinin çok ince plan ve projeler neticesi önceden maketlerinin de yapılarak yapımına başlandığı, ince detaylarına va­rıncaya kadar önceden hesap kitap işinin tespit edildiğini kaydeder.(5) 

En fakir dönemimizde yapılan Hicaz Demiryolunun da yine çok stratejik hesaplar neticesi yapıldığı, yalnız Abdülhamidin gayreti diniyyesi sebebiyle yapılmadığı ortaya çıkmıştır. Sultan Abdülhamid yaklaşmakta olan bir dünya savaşını gördüğü için, Osmanlı topraklarının, Suriye, Filistin, Körfez beldele­rinin özellikle de kutsal beldelerin korunabilmesi için rahatlıkla asker ve mü­himmat gönderilmesi gerektiği için bu demiryolunu yaptırmıştır.

Prof. Dr. Donald Quataert’in “1564 km.lik Hicaz Demiryolu projesi, kut­sal şehirlerle daha kolay ve sıkı bağlantı kurabilmek, Müslümanlar nazarında Osmanlının prestijini yükseltmek için fevkalade bir proje idi. Ayrıca birinci dünya savaşında da çok işe yarayan bir teşebbüs idi” demiştir.(6)

Fırsat verilse, eli kolu bağlanması, tekerine taş konmasa, maddî imkân ve destek verilse bu millet dedelerini aratmayacak eserlere imza atabilir ama maalesef son zamanlarda bu millete öz güvenliği unutturuldu ve “her şeyi batı yapar, biz de onlardan alırız” kompleksi zihinlerine yerleştirildi, yani Batı gözlerinde hâşâ tanrılaştırıldı.

Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal döneminde cereyan eden bir olayı, o dönemlerde İslâm Bankası Başkanı olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hatıralarında şöyle anlatır: Zemzem suyunun çoğaltılması hususunda İngiliz­lere bir proje yaptırılır. İngilizlerin yaptığı proje (kasıtlı veya değil bilinmiyor) Zemzem suyunun tamamen kaybolmasına sebep olabilecek bir yapıdadır. Turgut Özal rahmetli araya girip durumu krala bildirir ve ilmi delillerle ikna eder. Neticede İngilizler devreden çıkarılır ve Türkler yüz akları ile bu projeyi tamamlarlar.(7)

Dipnotlar:

1- Sâmiha Ayverdi, “Ebabil Kuşları”, Kubbealtı Yay. İst. 2010, s. 67. 

2- N. Kösoğlu,Türk Dünyası Târih ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler”, Ötük.Yay. Ank.1997, s. 242; Ahmed Şemşirgil, “Kayı-5”, Timaş Yay. İst. 2013, s. 104. 

3- Z.Gazetesi 14. 07. 1992.

4- İbrahim Refik, “Köklerden Göklere”, Albatros Yay. 2001, s. 87.

5- Suraıya Faroqhı, “Osmanlı Kültürü ve Gündelik yaşam”, Târih Vakfı yay. İst. 2005, s. 157.

6- Yeni Asya Gazetesi, 28. 02. 1996.

7- Nevzat Yalçıntaş, “Hatıralar”, İşaret Yay. İst. 2012, s. 479.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık